Savcı, 'şey, hı, anladım'ı örgütsel gizlilik saydı



Artı Gerçek

Savcı 'şey, hı, anladım' ifadelerini 'örgütsel gizliliğe riayet' olarak kabul etti.


HABER MERKEZİ - İstanbul'da Halkların Demokratik Kongresi (HDK) bileşenlerine yapılan operasyonda gözaltına alınan 30 kişinin emniyet sorgularında; telefon konuşmalarından, katıldıkları toplantılara, HDK bölge sorumlusu olmalarından, basın açıklaması organize etmelerine kadar birçok faaliyet suçlama konusu oldu. Savcılık tarafından neredeyse attıkları her adım suç sayılan 30 kişiden, 16'sı tutuklanırken, yöneltilen suçlamada skandal ifadelere yer verildi. 

CUMARTESİ ANNELERİ'NİN EYLEMİNE KATILMAK SUÇ

Tutanaklarda; Cumartesi Anneleri'nin eylemlerine katılmak da suç unsuru olarak değerlendirildi. Kayıplarını arayan ailelerin devleti 'katil' olarak göstermek için bu eylemleri yaptıkları iddia edildi. Soru içeriğinde, "İlimiz Beyoğlu ilçesi Galatasaray Meydanı'nda yaklaşık 100 kişinin katılımı ile Cumartesi Anneleri adlı grup organizesinde gerçekleşen basın açıklamasının içeriğinde, değişik tarihlerde gözaltına alınan şahısların olduğu ve bu şahısların gözaltındayken devletimiz tarafından kaybedildiğinin iddia edildiği ve bu şahısların faili meçhul cinayetlerde ortadan kaybolduğunun, devletimiz tarafından bu şahısların yoğun işkencelere maruz bırakılarak öldürüldüğünün ve cesetlerinin ortadan kaybedildiğinin iddia edildiği, şahısların kaybolmalarından devletimizin sorumlu tutularak devletimizin katil olarak lanse edildiği görülmüş..." ifadelerine yer verildi.

Bölge kentlerinin abluka ve saldırılardan sonra yeniden inşa edilmesi için fitre ve zekat toplanması da suç unsuru olarak görüldü. Toplanan fitre ve zekatlar, 'PKK/KCK'nin bir tür 'vergilendirmesi' şekli olduğu iddia edildi. Kişilerin kendilerinin HDP yöneticisi olduğunu dile getirmesine rağmen, "Ben parti yöneticisiyim" cümlesi baz alınarak, "İfade ettiğiniz parti hangisidir?" şeklinde sorular soruldu.

'HAYIR KAMPANYASI' ÖRGÜTÜN HEDEFLERİ DOĞRULTUSUNDA YAPILMIŞ

16 Nisan Anayasa Referandumu öncesi yapılan 'Hayır' çalışması ve kampanyaları, örgütün amaç ve hedefleri doğrultusuna yapıldığı ileri sürüldü. 'Hayır' kampanyalarına çağrılan milletvekilleri ise 'Terör örgütünün amaç ve ideolojisi doğrultusunda hareket eden milletvekili' olarak tanımlandı.

'SÖZDE MİLLETVEKİLİ'

7 Haziran 2015 tarihli genel seçimler öncesinde milletvekili aday adayı belirlemek suç unsuru olarak görülürken, milletvekili seçilecek olan kişiler için de 'sözde milletvekili' ibaresine yer verildi. 31 Temmuz 2016 tarihinde Kadıköy'de HDP tarafından gerçekleştirilen 'Darbelere hayır, demokrasi mitingi'ne katılım da suç olarak görüldü. Suruç, Antep, Ankara kentlerinde gerçekleşen IŞİD saldırılarını protesto etmek ve yaşamını yitirenleri anmak suç unsuru olarak gösterildi.

TUTUKLAMALARI PROTESTO ETMEK DE SUÇ SAYILDI

Kürt siyasetçilerin tutuklanmasını protesto etmek de suç unsuru olarak görüldü. Kayyum atanan onlarca DBP'li belediye, "sözde belediyeler" olarak tanımlandı. Savcılık, HDP milletvekillerinin ifade vermeye gitmeyişini, Türkiye yargısını "kirli yargı" sözleriyle eleştirmesini ve AKP ile Cumhurbaşkanı’ndan talimat aldığını iddia etmesini, "Yargı organını hadsizce aşağılamak" olarak değerlendirdi.

'TECRİT HİÇBİR ZAMAN KALDIRILMAYACAK'

Suçlamalar arasında PKK Lideri Abdullah Öcalan'a 'sayın' demek de yer alıyor. Öcalan'a 'sayın' demenin kendisini 'yücelttiği' değerlendirmesi yapıldı. Öcalan'ın 'savaşı bitirecek kişi' olarak tanımlanması ise 'devletten üstün görülme' olarak değerlendirildi. Öcalan üzerindeki tecride de dikkat çekilen suçlamalarda, tecridin kaldırılması 'hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir istek' olarak değerlendirildi.

'SÖZDE SİYASET ADI ALTINDA BARIŞ İSTEYEN HDP'LİLER'

Çatışmalarda öldürülen kadınların bedenlerinin teşhir edilmesi ve bodrumlarda insanların yakılmasının 'hayal ürünü' olduğu da ileri sürüldü. Bu iddiaların 'devleti karalama' amacı taşıdığı belirtildi. HDP'li vekillerle ilgili ise şu sözlere yer verildi: "PKK/KCK terör örgütüne sırtını yaslayan ve bunu dile getirmekte çekinmeyen sözde siyaset adı altında barış istediğini iddia eden HDP'li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını faşizm uygulamasının hayata geçirilmesinin parçası olarak görüldüğü..."

'SÖZDE BELEDİYE BAŞKANLARI, SÖZDE MİLLETVEKİLLERİ'

Açıklamalarda kullanılan 'Kürdistan' için, "Dünya coğrafyası üzerinde olmayan ve olması da asla mümkün olmayan" tanımlaması yapıldı. Savcılık, HDP milletvekilleri için de 'sözde siyasetçiler' ifadesini kullandı. DBP'li belediye eşbaşkanları ise, 'sözde belediye başkanları' olarak tanımlandı. Sivil toplum örgütleri de 'sözde' diye tanımlandı.

'ŞEY, HI, ANLADIM' DEMEK 'ÖRGÜTSEL GİZLİLİĞE RİAYET'

Telefon görüşmelerinde "şey, hı, anladım" şeklinde ifadelerin kullanılması ise 'örgütsel gizliliğe riayet etmek' olarak yorumlandı. HDP ve HDK'nin yapmış olduğu tüm çalışma, eylem, açıklama ve programlar 'PKK/KCK' faaliyeti olarak tanımlandı. KHK ile TV, gazete ve sivil toplum örgütlerinin kapatılmasını protesto etmek amacıyla yapılan eylemler de suç unsuru olarak görüldü. (Mezopotamya Ajansı)