Sol Parti milletvekili Jelpke: Türkiye'nin IŞİD üzerinden tehditlerini çok ciddiye almalıyız



Artı Gerçek

Almanya Sol Parti milletvekili Ulla Jelpke, 'Erdoğan yönetiminin Almanya ve Avrupa'daki cihatçı gruplar, uyuyan hücreler üzerinde etkisi olduğunu varsaymalıyız' dedi.


Ayşegül KARAKÜLHANCI


ARTI GERÇEK - Türkiye'nin resmi verilerine göre ülkede 737'si yabancı uyruklu olmak üzere yaklaşık 1200 IŞİD zanlısı bulunuyor. Kuzey Suriye'ye yönelik askeri harekat sırasında da aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 287 IŞİD zanlısının ele geçirildiği bildirilmişti. Suriye'de Suriye Demokratik Güçleri'nin (QSD) elinde de 10 bin civarında IŞİD militanının bulunduğu tahmin ediliyor.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Türkiye'nin yakaladığı IŞİD'lilerle ilgili olarak "Avrupa'ya diyoruz ki 'Bunları size göndereceğiz, 3 tane, 5 tane, 10 tane göndereceğiz'. Bunlar bizim insanımız değil ki sizin kendi insanlarınız. Oradan paketlemiş göndermişsiniz. Şimdi biz 'bunları size iade edeceğiz' diyoruz, pazartesiden itibaren başlıyoruz. İade edeceğiz, ayağa kalkıyorlar. 'Biz bunları vatandaşlıktan attık, siz ne yaparsanız yapın'. Yok öyle yağma. Çatlasanız da patlasanız da, silseniz de saklasanız da, vatandaşlıktan çıkarsanız da çıkarmasanız da, sizin ülkenize göndereceğiz" dedikten bir hafta sonra da iadeler başlamıştı. Bu iadeler başta Almanya, İngiltere, Hollanda, Belçika olmak üzere Avrupa'da tartışmalara sebep oldu.

Yaşanan bu süreci Almanya Federal Meclisi'nde Sol Parti (Die Linke) milletvekili, Sol Parti'nin iç politika sözcüsü Ulla Jelpke ile konuştuk. Jelpke, Türkiye'nin Almanya'ya ve AB ülkelerine geri gönderdiği IŞİD'liler ve çocukları hakkında ki yasal sürece ilişkin, Türkiye'nin ve Almanya Federal hükümetinin hem bu konudaki hem de Türkiye'nin Suriye'ye yönelik askeri harekatındaki tutumu ve iki ülke arasındaki politik ilişkiler üzerine görüşlerini dile getirdi. Sol Partili Jelpke, aynı zamanda Alman hükümetine Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığına ve planlarına karşı net tavır alması konusunda baskı yapmak için başlattığı imza kampanyası ile ilgili de bilgi verdi.

'ULUSLARARASI HUKUKA GÖRE GERİ GÖNDERMELER YASAL'

- Türkiye hükümetinin IŞİD'lileri menşe ülkelerine geri gönderme kararı uluslararası hukuka göre doğru bir yöntem midir?

Uluslararası hukuka göre geri göndermeler yasal. Hatta Almanya, kendisi de fail olduğu idda edilen, tehlikeli kategoride sınıflandırılan kişileri, bu kişiler neredeyse bütün hayatlarını Almanya'da geçirmiş olsalar bile menşe ülkelerine geri gönderiyor. Örneğin, daha yeni Almanya, burada hüküm alan bir mafya liderini Lübnan’a sınırdışı etti ki, bu kişi otuz yıldan beri Almanya’da yaşıyor ve tam da bu yüzden aslında bizim toplumumuzun bir ürünü. Federal hükümetin Almanya vatandaşı olan IŞİD üyelerinin geri gönderilmelerine karşı gösterdikleri tepkileri yalandan protestolar olarak değerlendiriyorum. Sonuçta, bu kişiler genellikle Almanya'da kendilerini radikalleştirdikten daha sonra Ortadoğu'da savaşmaya gittiler.

- Sizce IŞİD'lilerin nasıl yargılanması gerekir? Uluslararası bir mahkemece yargılanmaları gerekmez mi?

Elbette arzu edilecek şey bu kişilerin suçu işledikleri ülkeler olan Suriye ve Irak’ta, uluslararası bir mahkemenin önünde yargılanmaları olurdu.

'FEDERAL HÜKÜMET KUZEY SURİYE SALDIRISINI İNSAN HAKLARINA AYKIRI BULDU ANCAK YAPTIRIM UYGULAMADI'

- Alman hükümetinin IŞİD'lierin geri kabülü ve Türkiye'nin askeri harekatına yaklaşımı konusundaki siyasi tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gerçi Federal Hükümet, Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyine yaptığı saldırıyı uluslararası insan haklarına aykırı olarak açıkça sınıflandırdı. Ancak aynı zamanda, federal hükümet, Türk hükümetinin Suriye'de sürdürdüğü savaşı sonlandıracak ve işgal ettiği yerlerden çekilmesini durdurmaya zorlayabilecek etkili yaptırımları uygulamayı da reddetti. Almanya'nın ihraç ettiği Leopard II tanklarının Suriye'ye yapılan saldırıda kullanılmasına rağmen, silah ambargosu yapılmadı. Onaylanmış silah teslimatları devam ediyor. Federal Hükmet, AB düzeyinde, federal bir silah ambargosunun çıkmasını da engelledi. Federal Hükümet, çok sayıda mültecinin Avrupa'ya geleceğinden korktuğu için Türkiye'nin savaşından memnun değil. Ancak bu tutumuyla kendi kendisini Erdoğan'ın  "mültecilere kapıları açarız" tehdidi ile hala şantaj yapılabilir konumda tutuyor. Almanya, Türkiye'yi stratejik bir NATO ortağı olarak ürkütmemek adına Türkiye'nin işlediği savaş suçlarına, Kürtlerin ve Hıristiyanların yaşadığı yerleri işgal ederek bu halkların sürülmesine sessiz kalıyor. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Almanya Türkiye'deki Ermenilerin katledilmesinin ve kovulmasının eleştirilmemesi gerektiğini, çünkü hedefin savaş sırasında Türkiye'yi Almanya'nın yanında tutmak olduğunu söylemişti. Bugün de Kürtlerin katledilmesi ve topraklarından sürülmesinin eleştirilmemesi gerektiği, çünkü Türkiye'yi Rusya'nın etkisinden çıkarmak ve Batı ile NATO'nun tarafında tutmak gerektiği söyleniyor.

'TÜRKİYE GERÇEK IŞİD'LİLERİN KULAĞINI BÜKMEKLE YETİNİYOR'

- Almanya'ya geldikten sonra IŞİD'li kadınları ve çocukları ne bekliyor? Almanya'nın bu konuda bir hazırlığı var mıydı?

Türkiye'nin, IŞİD'lileri gerçekten Almanya'ya geri gönderip göndermediğini bilmiyorum. Hükümeti eleştiren Türk gazeteci Fehim Taştekin, Al-Monitor'da, Türkiye'deki tutuklu kamplarında bulunan birçok yabancının, IŞİD ile hiçbir ilgileri olmadığı halde keyfi olarak, sınır dışı etmek amacıyla IŞİD destekçisi olarak etiketlendiğini gösterdi. Türkiye, gerçek IŞİD üyelerinin kulağını bükmekle yetiniyor. Kısa süren gözaltı sürelerinin ardından yargılanmadan serbest bırakılıyor veya Suriye'deki saldırılarda Türkiye tarafından kullanılan milislere derhal entegre ediliyorlar. Örneğin Türkiye’den Almanya’ya geçen hafta gönderilen sözde IŞİD ailesinin, bildiğim kadarıyla IŞİD'le bağlantısının olup olmadığı kolayca tespit edilemiyor. Örneğin selefi olan aile, Suriye'ye hiç gitmemiş bile. Sadece bir terör örgütüne sempati duyması nedeniyle, Almanya'da hiç kimse cezalandırılamaz. Kendimizi kandırmayalım - IŞİD'li olduğu ispat edilerek Almanya'ya geri dönenlerin bile, cezalandırılacak bir eyleme katılıp katılmadıklarını kanıtlamak çok zor. Bu özellikle IŞİD'li kadın savaşçılar için geçerli. Benim için Suriye'de - Şam İslam Devletinin zulmü, cihatçı eğitim, savaş, sonra da kamplara hapsedilmek - gibi korkunç şeyler yaşamak zorunda kalan IŞİD ailelerinin çocuklarının hızlıca profesyonel psikolojik destek almaları çok önemli.

- IŞİD'lilerin geri iadesiyle birlikte Almanya ve Avrupa toplumunun güvenlik endişesi taşıması gerekir mi?

Bana göre, Almanya'ya Türkiye'den ya da diğer devletlerden geri getirilen IŞİD'liler gerekirse izlenebilecek olduklarından asıl tehlike konumunda değiller. Yani geri gelenler tanınmaz olan ve muhtemelen uyuyan IŞİD'lilerden daha az tehlikeliler.

'SELEFİSTLER, CİHATÇILAR VE ÜLKÜCÜLER ARASINDAKİ SINIRLAR GEÇİRGENDİR'

- Almanya'daki cihadçı grupların üzerinde sizce Türkiye'nin etkisi var mı? Alman hükümetinin bu konuda bir endişe taşıyor mu?

Türk hükümeti, doğrudan Diyanet İşleri Başkanlığı'na rapor veren, Almanya'daki en büyük İslam Birliği olan DİTİB üzerinde belirgin bir kurumsal etkiye sahip. Diyanet'in din görevlileri sadece DİTİB camilerinde değil, ülkücülük yapısındaki Milli Görüş ve Avusturya İslam Birliği ATİB’de de, Müslümanlar Merkez Konseyi’nde etkili bir rol oynamakta ve Müslüman Kardeşler ile AKP veya ülkücülere yakın milliyetçiler arasında bir bağlantı kurmaktadır. Aynı zamanda, DİTİB, Milli Görüş ve ATİB camileri, Türk ordusunun zaferi için dua etmiş ve Suriye'deki zaferi de cihad olarak yücelttiler. Ancak bu İslami dernekler cihatçı gruplar değiller. Bununla birlikte, Müslüman Kardeşler, Selefistler, cihatçılar ve aynı zamanda ülkücülerin bir  arasındaki sınırlar da geçirgendir. Bunu en azından Suriye'deki çeşitli silahlı kuvvetlerin geliştiği yelpazeden  görüyoruz.

'ERDOĞAN YÖNETİMİNİN AVRUPADAKİ CİHATÇI GRUPLAR VE UYUYAN HÜCRELER ÜZERİNDE ETKİSİ OLDUĞUNU VARSAYMALIYIZ'

Türkiye'de, Türk gizli servisinin kontrolü altındaki bir IŞİD hücresi 2015 yılında Diyarbakır, Suruç ve Ankara’da ciddi saldırılar gerçekleştirerek 130’u aşkın insanı öldürdüğünü biliyoruz. Bundan dolayı Erdoğan yönetiminin Almanya, Avrupa'daki cihatçı gruplar ve uyuyan hücreler üzerinde etkisi olduğunu varsaymalıyız. Erdoğan daha kısa bir süre önce AB hükümetleri Türkiye'nin Suriye'yi işgal ettiği yönündeki eleştirilerini geri çekmezse Avrupa'da saldırıların olabileceğiyle tehdit etti. Türk gizli servisinin kanıtlanmış olan IŞİD'e yakınlığı nedeniyle bu tehditleri çok ciddiye almalıyız. Ancak, elbette, federal hükümet şantaj yapılmasına izin vermemeli aksine, bu tür bir şantajdan sonuçlar çıkarmalı ve Türkiye ile olan sözde güvenlik işbirliğini dondurmalıdır. Federal Hükümet Türkiye'nin Almanya’daki İslamcılara ve cihatçılara yakınlık kurmasından endişe duyuyor olsa bile, bunu dışarıya belli etmiyor. Bu konuda verdiğim meclis sorularıma ya hiç cevap vermiyor ya da sadece geçiştiriyor.

'AB-TÜRKİYE ARASINDAKİ MÜLTECİ ANLAŞMASI İPTAL EDİLMELİ'

- Almanya ve Avrupa Birliği ülkeleri mülteci konusunda kendilerine yapılan baskıdan nasıl kurtulabilirler?

Bir kere AB-Türkiye arasında yapılmış olan Mülteci Anlaşması'nın iptal edilmesi gerekiyor. Çünkü bu anlaşma çerçevesinde ödenen milyarlar Erdoğan rejiminin devamlılığına hizmet ediyor. İkinci olarak AB hem Suriye'nin kuzeyindeki kendi kendini yöneten bölgelerde hem de Suriye'nin geri kalanında geniş çaplı bir yeniden inşa programını finanse etmelidir. Çünkü artan ırkçılık ve reddedilme ile karşı karşıya kalan Türkiye'deki Suriyeli mültecilerin bir kısmı, kendi ülkelerinde daha iyi yaşam koşulları oluşursa, kesinlikle Suriye'ye dönecektir. Ayrıca Almanya ve AB ülkeleri temelde göçün nedenlerine katkıda bulunmak yerine, göçün nedenleriyle mücadele etmelidir. Nitekim Erdoğan'a, Suudilere silah satmaya devam edenler, Suriye’de, Yemen’de ve de Türkiye'nin doğusunda yüz binlerce insanın kaçmak zorunda kalmasına veya yerinden edilmelerinde sorumluluğu doğrudan paylaşıyor.

- Siz federal hükümete verilmek üzere "Açık Mektup: Erdoğan'ın savaşına karşı net tavır!" adlı imza kampanyası başlattınız. Bu kampanyayla neyi amaçladığınızı anlatır mısınız?

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Suriye'nin kuzeyinde ilan edilen ateşkese Türkiye'nin sadık kalacağını savundu. Aynı zamanda, sayın Maas, Türkiye'nin saldırılarına devam etmesi durumunda yaptırımların dikkate alınabileceğini de söyledi. Türkiye ordusunun ve cihatçı paralı askerlerinin Suriye'nin kuzeyinde zaten önceden işgal edilmiş olan toprakların sınırında gerçekleştirdiği saldırıların kesintisiz olarak devam ettiği kanıtlandığından, bu kampanya ile  federal hükümeti tam bir silah ambargosu uygulanmaya ve Alman şirketlerinin Türk şirketlerine yönelik verdikleri garantilerin tamamen dondurulması gibi sert yaptırımlar uygulamaya zorlamak için kullanmak istiyorum. Aralık başında İngiltere'de yapılacak olan NATO toplantısında Erdoğan hükümetinin çağrısı üzerine Almanya, İngiltere ve Fransa’nın da katılacağı dörtlü bir toplantıda Suriyeli mülteciler sorunu görüşülecek. Anlaşılan federal hükümet Türkiye'nin kuzey Suriye işgalini ve yine bölgede planladığı etnik temizliği meşrulaştırma anlamına gelecek olan bu toplantıya katılmayı kabul etti. Bu imza kampanyası ile federal hükümetin bu zirveye katılmamasını ayrıca Kuzey Suriye'de Türkiye'nin işgal ettiği bölgeden Kürtlerin, Arapların, Hıristiyanların sürülerek onların yerine Suriye'nin başka bölgelerinden gelen Arap mültecilerin yeniden yerleştirilmesine karşı durmalarını talep ediyorum.