Sular altında kalacak Hasankeyf için son çağrı: Halen geç değil



Artı Gerçek

Hasankeyf Koordinasyonu Taksim’de yaptığı basın açıklamasında baraj nedeniyle sular altında kalacak tarihi Hasankeyf için henüz geç olmadığını belirterek, projenin durdurulmasını talep etti.


ARTI GERÇEK- Hasankeyf Koordinasyonu, ilk yerleşimin 11 bin 500 yıl önce başladığı ancak Ilısu Barajı nedeniyle sular altında kalacak tarihi Hasankeyf için çağrıda bulunarak projeden vazgeçilmesini talep etti.

Batman’ın önemli tarihi ve kültürel bölgelerinden biri olan ve insanlığın ilk yerleşimlerinden biri olan Hasankeyf’in, Ilısu Barajı nedeniyle sular altında kalacak olmasına karşı basın açıklaması yapıldı. 

Hasankeyf Koordinasyonu’nun Taksim’de bulunan TMMOB’a bağlı Makina Mühendisleri Odası’nda düzenlediği basın açıklamasına, CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, HDP İstanbul Milletvekili Züheyla Gülüm, Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Onur Kurulu Üyesi Taner Gören, Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Yiğit Ozar ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı.

İLK YERLEŞİMİN 11 BİN 500 YIL ÖNCE BAŞLADIĞI HASANKEYF…

Açıklamayı, Koordinasyon’dan Mehmet Kızmaz okudu. “Bu tarih senin ve benim, bu doğa ve Dicle Nehri hepimizin, Hasankeyf tüm insanlığın” ifadelerinin yer aldığı açıklamayı okuyan Kızmaz, Hasankeyf’in tarihi ve kültürel dokusuna ilişkin şunları söyledi:

“İlk yerleşimin 11 bin 500 yıl önce gerçekleştiği ve bir açık hava müzesi olan Hasankeyf, Anadolu ve Yukarı Mezopotamya’da Ortaçağ’a ait bütünlüğünü koruyabilen tek kent. Mezopotamya’da insanlığın yerleşik hayata geçişinin en belirgin örneği. Persler ile Romalılar için ileri karakol, Süryani Piskoposluğu’nun dini başkenti, doğu ülkelerine özgü Hristiyan Kiliseleri’nin ilk merkezi, Artukluların başkenti... İpek Yolu üzerinde önemli bir güvenlik mevkii olarak kurulan Hasankeyf'ten Marco Polo bile Çin’e gittiği yolculuğunda geçmiştir. Kısacası insanlık tarihinin en çarpıcı miraslarından biri. Hasankeyf, bünyesinde barındığı pek çok kültür varlığıyla günümüze ulaşamamış birçok kültürün izlerini taşıyor. Hellenistik dönemden Büyük Selçuklulara kadar Roma, Bizans, Eyyubi ve Akkoyunlular gibi farklı kültürlerden çok katmanlı kültürel mirası ve doğal çevre ilişkisi ile özgün bir doğal ve arkeolojik sit alanıdır.”

HASANKEYF’İN KORUNMASI İÇİN GEREKLİ HİÇBİR ÇALIŞMA YAPILMADI

UNESCO’nun Hasankeyf’e ilgisiz kalmasını da eleştiren Kızmaz “Hasankeyf, sivil toplum kuruluşların Europa Nostra’ya başvurusu üzerine 2016 yılında “En Tehlike Altındaki 7 Kültür Mirası” listesine girdi. Hasankeyf’te günümüze kadar keşfedilen 550 kültürel ve tarihi varlık bulunuyor. Hasankeyf 1978 yılında arkeolojik sit alanı ilan edilmesine rağmen, korunması ve sonraki nesillere bırakılması için gerekli hiçbir çalışma yapılmamıştır” ifadelerini kullandı.  

ILISU BARAJI SU TUTARSA 80 BİN İNSAN GÖÇ ETMEK ZORUNDA KALACAK

Kızmaz, baraj kapaklarının kapanması ve Ilısu Barajı ile HES projesinin su tutması halinde yaklaşık 80 bin insan evlerinden ayrılmak zorunda kalacağını belirterek “Bir kısmı da 'yeni Hasankeyf’e yerleştirilerek geçmişinden ve geleceğinden koparılacak. Bu durum da yoksullaşmayı, temel insani haklara ulaşamamayı beraberinde getirecektir. Ilısu Barajı’nın akış aşağı bölge üzerinde çok olumsuz etkileri olacaktır; özellikle Bağdat ve Musul gibi çok sayıda Irak şehrinin içme suyu temininde ciddi sorunlar çıkacak ve büyük oranda nehirlerden sulamaya dayalı Irak tarımı büyük risk altına girecektir. 2016'da UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren ve Ortadoğu’nun en büyük sulak alanı olan Mezopotamya Sazlıkları (Ahvar) bölgesine ulaşan suda ciddi azalma bu risklerin en başında gelmektedir” dedi.

Kızmaz, projenin ÇED raporunun olmadığını, Ilısu Projesinin 2013 yılında ilgili idari mahkeme tarafından ÇED hazırlanmadığı için durdurulduğunu ancak yasaların ve mevzuatın değiştirilerek inşaata devam edildiğini söyledi.

‘HASANKEYF İÇİN GEÇ DEĞİL’

“Dünyada benzeri olmayan bir evrensel miras alanı olan Hasankeyf için geç değil” ifadelerini kullanan Kızmaz, “Bazı eserleri taşınmış ve kale etrafında devasa set örülmüş olsa bile Hasankeyf için geç değil. Baraj kapakları kapatılsa da geç değil. Baraj gölü dolsa da geç değil. Sona yaklaşılmış olsa da Ilısu projesinin neresinden dönersek dönelim, bu hepimize kârdır. Bir an önce Ilısu Barajı durdurulmalı ve proje iptal edilmelidir” diye konuştu.   

Açıklamanın sonunda Kızmaz şu çağrıyı yaptı: “Dicle Vadisini ve en az 11 bin 500 yıllık tarihe sahip Hasankeyf kentini kurtarabiliriz. Bu sorumluluğu alacak herkesi de Hasankeyf Koordinasyonu içinde yer almaya davet ediyoruz.”

TTB ONUR KURULU ÜYESİ GÖREN: HASANKEYF İÇİN DUYARLILIK GELİŞTİRMELİYİZ

Açıklamaya katılan TTB Merkez Konseyi Onur Kurulu üyesi Taner Gören de şunları söyledi:

“İçimi acıtan en önemli olaylardan biri Hasankeyf. Rant için doğaya saldırıyorlar. Yüzde 2’lik bir kesim rant için doğaya ve insanlığın değerlerine saldırıyor. Yanı başımızda silah satışları nedeniyle savaşlar yaşanıyor. Göçmenler Akdeniz sularında hayatını kaybediyor. Rant peşinde koşanların en fazla saldırdığı alanlardan biri de sağlık. Bir yandan buna karşı mücadele ederken diğer yandan insan sağlığını ilgilendiren çevre konusunda da mücadele etmeye çalışıyoruz. Hasankeyf için bir toplumsal refleks geliştirilmeli. Ülkemizde ve uluslararası arenada buna karşı bir duyarlılık geliştirip, olabildiğince bu projeyi durdurmalıyız.”

‘ÖYLE BİR İKTİDAR VAR Kİ, NEREYE BAKSA RANT GÖRÜYOR’

HDP İstanbul Milletvekili Züheyla Gülüm de “Öyle bir iktidar var ki sadece Hasankeyf değil, nereye baksa para nereye baksa rant görüyor. Hasankeyf de bu alanlardan biri” dedi.

“Geçmişi geleceğimizi yok ediyorlar. Tarihimizi yok ediyorlar” ifadelerini kullanan Gülüm sözlerine şöyle devam etti:

“Kendilerince nasıl uygunsa öyle bir tarih yaratmak istiyorlar. Sular altında kalacak olan sadece antik kent değil, birçok köy sular altında kalacakİ, insanlar göç etmek zorunda kalacak. Ormanlarımız yakılıyor, doğa tahribatı yaşanıyor. Bunlara karşı ortaklaşmamız, ortak bir zemin kurmamız lazım. Yıkım ve talan varsa uluslararası kuruluşların buna sessiz kalmaması lazım. Hangi aşamaya gelirse gelsin birlikte nasıl durdurabileceğimizi konuşmamız lazım. Bundan sonra birlikte neler yapabilirizi konuşabiliriz. Hasankeyf mücadelesinin yanındayız.”

‘DOĞANIN YOK EDİLMESİ İNSANIN CANINI ACITIYOR’

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da “Söyleyecek pek bir şey yok. İnsanın yaşadığı bir doğanın yok edilmesi insanın canını acıtıyor” dedi.  

Tanrıkulu, sözlerine şöyle son verdi: “1950’lilerde oluşan bir proje, 2000’lerin teknolojisi ve enerji anlayışı ise çok farklı. Başka bir enerji politikası ve yöntemiyle enerji üretilmesi mümkündü. Ama maalesef bu iktidar gelen bütün tepkilere rağmen yandaş müteahhitleriyle birlikte bu projeyi yapıyor. Baraj gövdesi yapıldı temmuzda su tuttu tutacak ancak bu duyarlılığın oluşması çok önemli. Her zaman Hasankeyf mücadelesinin yanında olacağım.”