Suruç'ta yaralanan Seven: Davayı birkaç kişiye yıkıp kapatmak istiyorlar



Artı Gerçek

Suruç Katliamı sırasında polis tarafından ifadesi alınıp serbest bırakılan imam hakkında 4 yıl sonra suç duyurusunda bulunuldu.


Remzi BUDANCİR


ARTI GERÇEK - 20 Temmuz 2015 tarihinde Urfa'nın Suruç ilçesi Amara Kültür Merkezi'nde Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) öncülüğünde bir araya gelen gençlere, IŞİD bombalı saldırıda bulunmuştu. Saldırıda 33 kişi yaşamını yitirdi, 104 kişi de yaralandı. Katliama ilişkin açılan davanın 11'inci duruşması, dün Hilvan'da bulunan Urfa 2 No'lu T Tipi Kapalı Cezaevi Kampusu içinde kurulan Urfa 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.

MAHKEME KESİNTİSİZ GÖRÜNTÜ İSTEDİ

Mahkeme heyeti bu duruşmada bazı kararlar aldı. Bu kararlardan ikisi davanın seyri açısından oldukça önemliydi. Önceki duruşmada mahkemeye olay gününden 10 gün önce ve 10 gün sonra olmak üzere toplam 20 günlük, ilçede bulunan iş yerleri ve MOBESE kamera görüntüsü göndermişti. Özellikle saldırıyı yapan IŞİD'li Abdurrahman Alagöz'ün olay günü kimlerle iletişime geçtiğinin tespiti açısından bu görüntüler önemliydi. Avukat söz konusu görüntülerden 5 saatlik kısmın kayıp olduğunu tespit ederek, bu görüntülerin akıbetini sordu. Mahkeme heyeti İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak patlama anı, öncesi ve sonrasına ait görüntülerin kesintisiz olarak istenmesine, gönderilen görüntülerin bilirkişi heyeti tarafından incelenmesine karar verdi.

İMAM HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

Mahkemenin almış olduğu bir başka önemli karar imam olduğu belirtilen ve olay günü Amara Kültür Merkez önüne fotoğraf çekerken yurttaşlar tarafından yakalanan Abdullah Ömer Aslan ile alakalı olandı. Abdullah Ömer Aslan yurttaşlar tarafından yakalandığında katliamın olduğu yerde fotoğraf çekiyordu. Çantasında IŞİD'e ait bandana çıktığı iddia ediliyor. Aslan yakalandıktan sonra polise teslim ediliyor. Polis, Aslan'ın ifadesini tanık sıfatı ile alarak serbest bırakıyor. Dava süreci boyunca avukatlar ve aileler, bu şahısın şüpheli olduğunu belirterek davada sanık olarak yargılanmasını istedi. Bu talep 11'inci duruşmada kabul edildi. Mahkeme heyeti Abdullah Ömer Aslan hakkında suç duyurusunda bulunması yönünde karar verdi.

'POLİS SAKALINI KESEREK SERBEST BIRAKIYOR'

Patlamada yaralanan Çağla Seven hakkında suç duyurusu bulunmasına karar verilen Abdullah Ömer Aslan'ın dava açısından neden önemli olduğunu Artı Gerçek'e değerlendirdi. 

İmam olan Abdullah Ömer Arslan’ın katliam günü, 20 Temmuz 2015 tarihinde Amara Kültür Merkezi önünü fotoğraflarken vatandaşlar tarafından yakalandığını anlatan Seven, "Amara Kültür Merkezi önündeki katliam daha yeni olmuşken bu şahıs oradan görüntüler alıyor. Bu o bölgeden bir insan değil. Sakallı ve motosikletli… Halkın dikkatini çekiyor. Halk, 'sen kimsin' diye sorgulamaya başlıyor. Biz o sırada yerde can çekişiyoruz. Bizim güvenliğimiz sağlanmadığı için insanlar orada ölmüş iken, bu şahsın güvenliğinden çok büyük endişe duyan kolluk güçleri bu kişiyi Amara Kültür Merekezi binası içerisine alıyor. Binasının içinde sakalını kesiyor…  Ben bunu ilk duyduğumda açıkçası pek akla yatkın bulmadım. Bunun doğru olmayabileceğini düşünmüştüm. Ocak ayında görülen duruşmaya bu kişi SEGBİS ile bağlanıp kendi ağzı ile anlatınca bunun doğru olduğunu öğrendik. Kolluk güçleri Amara Kültür Merkezi binası içinde sakalını kesip, binadan çıkarmışlar. Emniyete götürüp tanık sıfatı ile ifadesini alıyorlar. Bir şekilde şüpheli olmadığına kanaat getirerek bırakılıyor" dedi.

'SORULARA CEVAP VEREMİYOR'

Abdullah Ömer Aslan’ın serbest bırakılmasının ardından ifadesinin dahi alınmadığını hatırlatan Seven, kendilerinin ve avukatların ısrarı üzerine Ocak 2019'da SEGBİS'le tanık olarak dinlenebildiğini söyledi. Aslan'ın Ocak ayındaki duruşmada tüm sorulara tutarsız cevap verdiğini anlatan Seven, "Bu kişi aslında kolluk kuvvetlerinin dahi yakalamadığı biri... Yani en baştan beri kovuşturma, soruşturma safhasında kolluk kuvvetlerinin isteksiz olduğunu söylerken, biz bunların hepsini göz önünde bulundurarak söylüyoruz. O sırada neden orada olduğuna, çantasından çıkanlarla, yol güzergahına, herhangi bir MOBESE kaydına takılmamış olmasına ilişkin sorulara cevap veremedi hiçbir zaman" diye anlattı.

'DAVA DOSYASINDA CANLI BOMBA MOTOSİKLETLE GETİRİLDİ BİLGİSİ VAR'

Aslan'ın Suruç'a motosiklet ile geldiğini, katliamın hemen ardından Amara Kültür Merkezi önünde fotoğraf çekerken yakalandığını hatırlatan Seven şunları söyledi:

"Dava dosyasında, canlı bombanın oraya motosikletle getirildiğine dair bir bilgi vardı. Bu şahısta motosikletle Suruç'a gelmişti. Avukatlarımız çok ciddi şüphelerin olduğunu defalarca dile getirdi. Bu kişi o sırada Halfeti'de imam olarak çalışıyor. Ancak bu olaydan sonra bir daha çalıştığı yere gitmiyor. İfadesinde Halfeti'den Bilecik'e gittiğini, bu sırada Suruç'a uğradığını iddia ediyor. Oysaki bu yol güzergâhında Suruç yok. Benzin almak için uğradığını iddia ediyor ama yol güzergahı buna uygun değil. 3 yerleşim birimini haritada göz önünde aldığınızda üçgen ortaya çıkıyor. Sonra gezmeye geldiğini söylüyor. Olay yerini neden fotoğrafladığını sorduğumuzda ilk önce fotoğraflamadığını, daha sonra fotoğrafladığını, zaten fotoğraf hobisi olduğunu söylüyor. Daha önce yanına gittiğini söylediği arkadaşı ile haberleşmemiş bile. Sonrasında motosikletin akıbetini sorduğumuzda cevap veremiyor. Öyle ki bu kişiyi imam olduğunu iddia etmesine rağmen namaz vakitlerini dahi bilmiyor.

5 SAATLİK GÖRÜNTÜ EKSİK

Kendisi hiçbir şekilde MOBESE kayıtlarında yok. Bu MOBESE'lere görünmeden bir şekilde oraya varıyor. 11'inci duruşmada MOBESE kayıtlarını yeni alabildik. O katliam bölgesini gören, o caddeyi gören MOBESE kayıtları yeni gelebildi. Bununda katliamın olduktan sonraki 5 saatlik kısmı eksik. İki duruşmadır bu 5 saatlik kısım neden eksik diye sormaya çalışıyoruz. Oysaki ceza davasındaki kolluk görevlerinden bir tanesi soruşturma kapsamında bu görüntüleri kendisini kendi eliyle topladığını ve ilgililere teslim ettiğini söylüyor. Eksiksiz teslim ettiğini söylüyor. Kendisi zaten şu anda görevi ihmalden yargılanıyor.

'DAVAYI BU ŞEKİLDE KAPATMAK İSTİYORLAR'

Böylelikle birkaç kişiye, birkaç cihatçı teröriste,  birkaç kolluk görevlisine bu işler yıkılmaya çalışılıyor. Gördünüz gibi dağın başında bir cezaevi kampüsünde Türkiye'nin en karanlık katliamlarından bir tanesi burada görülüp, burada birkaç kişiye belirli cezalar verilecek. Örneğin Yakup Şahin. Zaten 105 kez 10 Ekim gar katliamından müebbet cezası almış biri. 10 kez de Suruç katliam dosyasından ceza verip, bu şekliyle davayı kapatma çabası ile duruşmalar yapılıyor.

'SURUÇ TOPLUMSAL BİR DAVA'

Bu toplumsal bir dava aslında. Yani benim davam ya da ölenlerin ailesinin davası değil sadece. Bu insanlığa karşı işlenmiş bir suç.  Toplumsal barışa, toplumsal huzura karşı işlenmiş bir suç. Barış ihtimalini ortadan kaldırmak için kolektif olarak örgütlenmiş bir katliam. Bunun açığa çıkartılması hepimizin boynunun borcu. Suruç toplum vicdanında önemli bir yere sahip. Toplum vicdanı burada Adalet istiyor."