Taşın şiiri: Ani



Artı Gerçek

Dünya kültür mirası olarak Ani, Anadolu Kültür’ün projesiyle İstanbul’a taşınıyor.


Fatma YÖRÜR


ARTI GERÇEK - İpek Yolu üzerinde 10. ve 11. yüzyıllarda en parlak devrini yaşayan, ziyaretçilerine hayranlık uyandıran Ani kenti, İstanbul’da bir sergiyle yükseliyor. 2016 yılında Dünya Kültür Mirası listesine eklenen Ani kentinin tarihçesi ise 10. yüzyıldan da çok daha eskilere dayanıyor. Osman Kavala’nın kurduğu Anadolu Kültür tarafından yürütülen proje ve oluşturulan sergi bugün İstanbul’da açılıyor. Proje tarihi bugüne taşımayı amaçlıyor.

İstanbul Depo’da bu akşam sergi açılışı ardından yarın Cezayir Salonu’nda panelle kentin kültürel tarihi, mimarisi ve yarına nasıl taşınacağı tartışılacak. ‘Ani - Türkiye’de bir dünya kültür mirası’ paneli yarın 18.30’da başlayacak. Panelde NIKU – Norveç Kültürel Miras Araştırmaları Enstitüsü Eski Genel Direktörü Carsten Paludan-Müller, NIITIAG, Mimarlık ve Şehir Planlama Teori ve Tarihi Bilimsel Araştırma Enstitüsü Başkan vekili Armen Kazaryan, Restorasyon Mimarı Yavuz Özkaya, Araştırmacı Yazar-Fotoğrafçı Vedat Akçayöz konuşmacı olarak yer alıyor.

ERMENİ MİMARİSİNİN GÖRKEMLİ ÖRNEĞİ TEHDİT ALTINDA

Etkinlikler daveti “Bu uzun bir tarihin kısaca anlatılan hikâyesi” diye başlıyor. “Size çok eski zamanların, günümüzün hızlı yaşayan metropollerinin epey uzağında yer alan ihtişamlı şehir Ani’nin hikâyesini anlatmak istiyoruz. Ani, bir zamanlar İpek Yolu üzerinde hayranlık uyandıran bir şehir. 10. ve 11. yüzyıllarda en parlak devrini yaşayan şehrin tarihçesi ise çok daha eskilere gidiyor.

Tarih boyunca var olmuş her ticaret şehri gibi Ani’nin kültürel zenginliği de kültürlerin muhteşem biçimde iç içe geçmesinden kaynaklanıyor. Bu sergi, size bu kültürel zenginliği sunarken bu çok kültürlü ortamda ortaya çıkan ve sonrasında geniş bir coğrafyada etkili olan Ermeni mimarisinin olağanüstü örneklerini gösterecek. Her ne kadar bugün söz konusu ihtişamı tehdit altında olsa da, günümüzde Ani, surları, kiliseleri, manastırları ve camisi ile muazzam duruşunu koruyan bir şehir. Çorak arazide, terk edilmiş bir şehre ait bu kalıntılar, ziyaretçilerine tarihteki büyük gelgitlerin hissini duyuruyor. Şehrin altında ise yine o kadar etkileyici bir yeraltı dünyası yatıyor – şehrin altında kayalara oyulmuş başka bir şehir.

Bu sergide size Türkiye’den ve Ermenistan’dan uzmanların Ani ve çevresinde yer alan mimari mirası korumak için diğer ülkelerden kurum ve uzmanlarla biraraya gelerek nasıl çalıştığının hikâyesini de aktarmak istiyoruz. Sismik hareketlerin yoğun olduğu bir bölgede bu denli görkemli yapıların varlığı göz önünde bulundurulursa, bu hayli çaba isteyen bir iş.

Bu serginin, Ani ve çevresindeki değerli hazinelerin korunması ve gelecek nesillere aktarılması için gereken daha fazla uluslararası desteği teşvik edeceğini umuyoruz. Ayrıca ümit ediyoruz ki bu sergi, kültür ve mekânın birleşerek zaman mefhumunu bambaşka bir hisse taşıdığı Ani’ye insanların yolunun düşmesine vesile olacaktır.”