Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat'a tahliye kararı



Artı Gerçek

Savcı mütalaasında, adli kontrol hükümlerinin yetersiz olduğunu belirterek, sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti. Mahkeme tahliyeye karar verdi.


Fatma YÖRÜR


ARTI GERÇEK -  Hacker grubu RedHack’in sızdırdığı Enerji Bakanı Berat Albayrak’a ait e-postaların haberleştirilmesiyle ilgili açılan davada yargılanan altı gazetecinin ikinci duruşması görüldü. 29. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada tutuklu gazeteciler Diken’in eski editörü Tunca Öğreten ve BirGün gazetesi çalışanı Mahir Kanaat Silivri’den SEGBİS’le katıldı.

Tunca Öğreten ve Mahir Kanaat’ın halen tutuklu olduğu dava duruşmasına tutuksuz gazeteciler, kapatılan DİHA’nın Haber Müdürü Ömer Çelik, kapatılan DİHA’nın muhabiri Metin Yoksu, Yolculuk Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Eray Sargın ve ETHA Sorumlu Müdürü Derya Okatan katıldı.

Tahliye kararı verilen Mahir Kanaat ve Tunca Öğreten için yurtdışına çıkış yasağı ve haftada bir adli kontrol şartı konuldu. Tutuksuz sanıklar hakkında da yurtdışı çıkış yasağı ve adli kontrolün devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma 3 Nisan 2018 tarihinde görülecek.

Gazeteciler 25 Aralık 2016’da gözaltına alınmıştı. Altı isim tam 24 günlük gözaltı süresinin ardından 17 Ocak’ta adliyeye sevk edildi. Öğreten, Kanaat ve Çelik tutuklanırken diğer üç isim serbest bırakıldı. Ömer Çelik ilk duruşmada tahliye oldu.

Enerji Bakanı Berat Albayrak, duruşmaya günler kala davaya müdahil olmuştu.

İLGİLİ HABER: GAZETECİ ÖMER ÇELİK TAHLİYE EDİLDİ

"HUKUKSUZLUKTAN VAZGEÇİLSİN"

Dava öncesi bir araya gelen basın özgürlüğü savunucuları, dokuz sayfalık iddianamade somut bir delil ve suçlama bulunmadığına dikkat çekti: “Kamusal nitelik kazanmış ve tüm yurttaşların hakkında konuştuğu bilgiler; haberleştirildiği, tweet atıldığı için ve hatta bu paylaşımları yapan hesaplar takip edildiği için gazeteci arkadaşlarımız özgürlüklerinden mahrum. Bir önceki duruşma öncesinde de dile getirmiştik yine söylüyoruz; İnternet üzerinden gazetecilere her gün çeşitli yerlerden bilgi, belge ve istihbarat gelmekte, arkadaşlarımız çeşitli kişilerce sosyal medya gruplarına ya da mail gruplarına eklenmektedir. Gazeteciler bu bilgileri incelemekte, asılsızsa kullanmamakta, haber değeri ve kamu yararı varsa yayımlamaktadırlar. Bu yüzden gazeteciler tutuklanamaz, birilerinin kini ile üzerilerine iftira atılamaz."

Açıklamada, davanın iddianamesinde milyonlarca kişinin okuduğu 17-25 Aralık fezlekelerini bilgisayara indirmenin bile suç gibi gösterildiği belirtildi: "Bu hukuksuzluk hangi talimatla yapılıyor? Bizler bir an önce bu hukuksuzluktan vazgeçilmesini talep ediyoruz."

Mahkemeyi yöneten İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mustafa Çakar, Cumhuriyet Davası, Özgür Gündem Danışma Kurulu Üyesi Aslı Erdoğan, Gazeteci Deniz Yücel ve Meşale Tolu'nun daha önce tutuklamasını yaptı.

Duruşma başladığında Mahkeme Başkanı’nın ilk söz verdiği Bakan Albayrak’ın Avukatı “Ekleyeceğimiz bir şey yok şikayetimiz devam ediyor” dedi.

Ardından söz alan Savcı, adli kontrol hükümlerinin yetersiz olduğunu belirterek, sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti.

ÖĞRETEN: SAVAŞ MUHABİRLİĞİNDE BİLE BU KADAR KORKMAMIŞTIM

Duruşma, mahkemeye SEGBİS ile katılan Tunca Öğreten’in savunması ile başladı. Öğreten gazetecilik mesleklerinin zorluklarını bilerek bu mesleği seçtiğini, savaş muhabirliği de dahil mesleğin her türlü zorlu alanında görev yaptığını belirterek “Ancak hiç bu kadar korkmamış, kendimi tehlikede hissetmemiştim. Sebebiyse çok açık kendini hacker olarak tanıtmaktan imtina etmeyen, adı sanı bilinmeyen birinin iftirasıyla bir yıllık özgürlüğümden, eşimden mahrum bırakılmış durumdayım… Öyle trajik bir durum ki, eşimle evliliğimi dahi cezaevinde gerçekleştirmek zorunda kalım kaldım. Oysa gazetecilik de savcılık veya yargıçlık gibi haysiyetli ve ilkeli yapılması gereken bir meslektir.”

Öğreten, hangi ilkelerle haber yaptığını paylaşarak, “Veriye ulaştığımızda önce doğruluğunu sorgularız ardından evrensel prensiplerle doneleri haber haline getiririz. Tüm bu süreçte vicdanımız da bize rehberlik eder. Ve belki de en önemlisi biz de yargı mensupları gibi hiç kimseden talimat almayız.” dedi.

‘HABERİN DOĞRULUĞUNDAN EMİN OLUP BİLGİLER YAYILDIKTAN SONRA HABERLEŞTİRDİM’

Öğreten, bu haberinin de gazetecilik prensibi içinde yapıldığını belirterek: “Şu an karşınızda temel gazetecilik prensipleri ve etiği dışına çıkmadan mesleki anayasal haklarıyla söz konusu e-postaları haberleştirmiş bir gazeteci duruyor. Yani delile ulaşmış. Gerekli kontrolleri yapmış, milyonlarca insanla paylaşılıp aleniyet kazanmış verileri kullandım. Konuyu ve süreci anladıktan sonra haberleştirmiş bir gazeteciyim. Üstelik haberimde Sayın Bakan’a hakaret etmemiş, özel hayatıyla hiç ilgilenmemişim.” dedi.

Gazeteci Öğreten, herhangi bir terör örgütünün üyesi olmadığını belirterek, evrensel gazetecilik ilkeleri gereğini yerine getirdiğini belirtti: “Bir yıllık haksız tutukluluğa itiraz ediyorum. Kimseden talimat almadım, 36 yaşındayım. Onursuz bir hayat sürmedim. Haberim Sayın Bakan tarafından tekzip dahi edilmemiş. Kaldı ki e-postalar haberleştirildiğinde hali hazırda milyonlarca insan tarafından paylaşılmış, yayılmıştı. Hiçbir terör örgütüyle uzaktan yakından ilişkim yoktur olmamıştır gelecek de olması da mümkün değildir. Dolayısıyla aidiyetimin olmadığı hiçbir örgüt adına suç işlemiş olmamada akla mantığa doğaya aykırıdır.” dedi.

'DÜNYA PARADİSE PAPERS BELGELERİNİ YAYINLADI BİR GAZETECİ TUTUKLU DEĞİL'

Paradise Papers adıyla haberleştirilen gizli belgelerin de dünya liderlerini kapsadığını belirten Öğreten, “Kanada, ABD devlet başkanları ve İngiltere Kraliçesi’nin gizli şirketlerine dönük bu belgelerin dünyada devlet kanalı BBC tarafından dahi yapıldığını ve hiçbir gazeteciye dava açılmadığını hatırlattı. Öğreten, “Sahip oldukları of shore şirketinin bilgileri, tüm dünya ile paylaşıldı. Hatta kraliçeye ait bilgiler devlet kurumu olan BBC tarafından haberleştirildi. Yaptığım haberle birebir benzerlik taşıyan bu yayınlar nedeniyle tek bir gazeteci ne göz altına alındı ne de tutuklandı.” dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yayınladığı Man Adası belgelerini hatırlatan Öğreten, “Bu belgelerde Cumhurbaşkanı hakkında iddialar var. Cumhurbaşkanı, Kılıçdaroğlu’nu bu belgeleri medyaya vermeye çağırdı. ‘Dekont dediği kağıtları ne savcılara ne de medyaya verdi, belgelerin derhal savcılığa verilmesinin ya da en azından medyada paylaşılmasına çağrı yapıyorum’ diyen Cumhurbaşkanı medyayı benim yaptığım işi yapmaya çağırmıştır. Çünkü kamu mekanizması bu yolla sağlıklı bilgi alır.”dedi.

Öğreten “Evrensel hukuk insan hakları ifade ve basın özgürlüğü, demokrasi ve gazetecilik ilkelerine temel olarak değerlendirildiğinde neden burada olduğum sorusuna yanıt veremiyorum. Belli ki bu sorunun yanıtını sizlerde de yok.

Geçen celsede tutukluluğun devamına mütalaa veren sayın Savcı… bir yıl değil on içeride tutsanız bu yargılama sonucunda suçsuz olduğumu siz de anlayacaksınız bu nedenle mağduriyetimin daha da gelecekte sizin vicdanlarınızı da rahatsız etmemesi için tutuksuz yargılamamı talep ediyorum.” diyerek savunmasını tamamladı.

'TEK KİMLİĞİM GAZETECİLİK VE DEVRİMCİLİK'

Ardından söz alan diğer tutuklu gazeteci Mahir Kanaat ise suçlama konusu sızıntı e-posta ile ilgili Twitter sohbet grubunu kurmakla suçlandığını anımsattı. Kanaat aynı zamanda bilgisayarında bulunan 17 -25 Aralık’a ilişkin fezlekeyi bilgisayarına gazetecilik amacıyla yüklediğini belirterek belgeyi yükleme ayrıntılarını mahkemeye sundu.

Kanaat, RedHack grubunun 18 Mart 2017'de suçlama konusu twitter sohbet grubunu kendilerinin kurduğunu açıkladığını belirterek, “Kaldı ki elimde dahi olmayan mailler ilgili sohbet grubunu neden kurayım” diye sordu. Kanaat ardından kendisine yöneltilen 17-25 Aralık soruşturması fezlekelerini Fethullahçı yapıya ait kişilerden ulaştığına ilişkin suçlamaya yanıt verdi. Kanaat, internetteki arama motorundan “17-25 Aralık fezlekesi” diye arama yapıldığında 547 bin sonuca ulaşıldığını söyledi ve bu sonuçlardan birinin yargı mensuplarının da sıkça kullandığı “adalet.biz” sayfası olduğunu kaydetti.

Söz konusu fezlekenin bu sitede de olduğuna dikkat çeken Kanaat, fezlekenin bilgisayara yüklendiğinde öz niteliklerinin polislerin hazırladığı fezleke ile aynı olduğuna dikkat çekti ve “Benden FETÖ'cü falan olmaz, ÖDP'li olur. Devrimci olur. Yıllarca devrimcilerle kol kola yürüdüm bundan sonrea da böyle olacaktır” dedi.