'Türkiye Suriye'den geri çekilme planı yapmak zorunda kalacak'



Artı Gerçek

78'liler Derneği Sözcüsü Celalettin Can 'Türkiye İdlib'i kaybetmek üzere' dedi.


Hükümetin mevcut dış politikasının sınırlarına geldiği ve içeriye yöneleceğini söyleyen 78'liler Derneği Sözcüsü Celalettin Can, gidişatı “iktidarın açlık grevine yaklaşımının” belirleyeceğini kaydetti. 

78'liler Derneği 24. Dönem Meclis Toplantısı'nı Diyarbakır Sümerpark Resepsiyon Salonu'nda gerçekleştirdi. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır İl Eşbaşkanı Zeyyat Ceylan'ın da katıldığı toplantının açılış konuşmasını derneğin Diyarbakır Şube Başkanı Gani Alkan yaptı. 

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanmadan önce Sümerpark'ta Diyarbakır Cezaevi Müzesi Koordinasyon Merkezi açtıklarını ifade eden Alkan, “Bunların hepsi kayyumlar tarafından yerle bir edildi. Halkın iradesi zorla elinden alındı. Halk demokratik olarak tekrar iradesine el koydu. Bu halkın iradesi halen buradadır ve bugün yine burada konuşuyoruz. Zorla bir şey yapamazsınız” ifadesini kullandı. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven ile cezaevlerinde sürdürülen açlık grevleri ve ölüm oruçlarına değinen Alkan, 78’lilerin tüm bu eylemlerin anlamını iyi bildiğini ve taleplerin haklı olduğunu vurguladı. 

'YİTİK DEĞİL YAŞAYAN BİR KUŞAĞIZ'

Toplantıda konuşan 78'liler Derneği Sözcüsü Celalettin Can, 78'lilerin faaliyetlerine başladığı, günümüze kadar süren çalışmaları, tarihsel ve siyasal bir perspektifle hazırladığı “Politik Raporu” okudu. Can, 78'lilerin 68 kuşağının devamı olduğunu, 68'liler ile 78'liler arasındaki farkı, 68 kuşağının “devleti kurtarma”, 78'lilerin ise “halkı devletten kurtarma” politikasıyla hareket ettiğini kaydetti. Türkiye sol hareketi ile Kürt siyasal hareketinin birleşmesini önlemek için 12 Eylül askeri darbesinin yapıldığını vurgulayan Can, darbe sonrası 78'lilerin yitik bir kuşak olduğu tartışmalarına atıfta bulunarak, “Biz yitik bir kuşak değiliz, yaşayan bir kuşağız ve hala buradayız” dedi.

'SIRA AFRİN'E GELECEK'

Türkiye'deki siyasal gelişmeleri 78'liler kuşağı perspektifiyle el alan Can, Türkiye'deki güncel siyasal gelişmelere ilişkin tespitlerde bulunarak, AKP'nin dış politikasının sınırlarına geldiğini söyleyerek, “Afrin'den sonra Mınbiç'e girmek ve ABD'yi Rusya'yla dengelemek şu sıra duvara çarpmanın çaresizliğini yaşıyor. Türkiye'nin Arap İslam dünyasının lideri olma hevesinin kaderini bir askeri planla Rusya cihatçıların İdlib’de toplanmasını sağlamıştır. Şu sıralar ise Suriye'yle onları yoğun bir şekilde bombalıyor. Çoğu kez cihatçı sivil ayrımı da yapmıyor. Rusya, hükümete yerel seçimlere kadar zaman tanımıştı. Anlaşılan Türkiye'nin cihatçılara sözü geçmedi ya da zamana yayarak, Rusya'yı uyutma politikasını izledi. Sonuç olarak Türkiye İdlib'i kaybetmek üzere. İdlib'i kaybedince bırakalım Fırat'ın doğusunu Fırat'ın batısı kaybedildiği gibi sıra kaçınılmaz olarak Efrin'e gelecek. Zaten Afrin'e çok ciddi bir operasyonun hazırlığını biliyoruz, işitiyoruz. Türkiye Suriye'den çok kısa bir sürede onurlu bir geri çekilme planı yapmak zorunda kalacaktır” şeklinde konuştu. 

‘ÖCLAN’IN MEKTUBU ÖNEMLİ’

Türkiye'nin dış politikada yaşayacağı başarısızlıkların iç politikaya etkisi olacağını vurgulayan Can, şunları söyledi: “Bu yönde ilerleyen süreç, Erdoğan'ı iktidar konumunu güçlendirmek ve güvenceye almak için kuvvetle muhtemel çok daha içeriye yönelmesini getirecek. Dışardan koptuğu oranda içeriye yönelecektir. İdlib’de cihatçıların tavsiyesi, şu veya bu şekilde Türkiye'yi Suriye'den geri dönmek zorunda bırakacaktır. Suriye'nin yeniden kuruluşu uluslararası gündemi yeniden işgal edecektir. Sayın Öcalan'ın mektubunun bu bakımdan önemli olduğu kanısındayız.” 

TÜRKİYE İTTİFAKI 

Türkiye'nin Suriye'den çekilmesi sonrası hükümetin içeriye yönelmesinin iki şekilde gelişebileceğini söyleyen Can, şöyle konuştu: “Erdoğan, iktidarını güvenceye almak için kuvvetle muhtemel çok daha içeriye yönelecektir. Halkı beka, kuşatılmış retoriğiyle kontrol etmenin sınırlarına geldiği koşullarla içeriye gelecektir. O halde ne yapacaktır? Manipülatif unsurları ciddi olarak barındırsa da nispi olarak yumuşak bir görüntü vererek, genel bir siyasete geçecektir. Açlık grevleri ve ölüm oruçlarında tutuklu ve hükümlüleri bir şekilde tatmin edici sonuçla bitmesi bu tarz siyasetin ölçüsü olacaktır. Ya da sürgit aynı politikayı sürdürecektir. Kanaatimiz birinci noktayı tercih edecektir. Ancak iki durumda da iktidarın özü değişmeyecektir. Şekli Cumhur İttifakı olacaktır. Adı Türkiye İttifakı olarak değişse bile Cumhur İttifakı olarak sürecektir." (Mezopotamya Ajansı)