Vicdani retçi Alper Yalçın: Askerlik bir şiddettir



Artı Gerçek

Askerlik sisteminin bir şiddet olduğunu söyleyerek vicdani reddini açıklayan aktivist Alper Yalçın, 'Bütün yeryüzüyle birlikte bir arada yaşamanın yollarını arayabiliriz' dedi.


Çocuk hakları aktivisti Alper Yalçın, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi'nde vicdani reddini basın toplantısıyla açıkladı. Toplantıya Vicdani Ret Derneği üyesi Avukat Gökhan Soysal, İHD Şube Sekreteri Leman Yurtsever ve çok sayıda kişi katıldı.

İlk olarak söz alan İHD Şube Sekreteri Leman Yurtsever, Birleşmiş Milletler (BM) sözleşmesine imza atan her ülkenin insanların vicdani ret haklarını tanıması gerektiğini belirterek, "Türkiye BM sözleşmesine imza atmasına rağmen bu hakkı yerine getirmiyor. Türkiye’nin imza attığı bu sözleşmeye uymasını bekliyoruz" dedi. 

'HER YERDE ŞİDDET ARTTI'

Ardından konuşan Vicdani Ret Derneği üyesi Avukat Gökhan Soysal, Türkiye’nin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerektiğini dile getirerek, "AİHM’e başvurabilmemiz için olumsuz ya da olumlu bir karar bekliyoruz. Her yerde insana ve doğaya olan şiddet arttı. Her muhalif sesi terörist adı altında tutukluyorlar. Vicdani ret bir insan hakkıdır. Kürdistan bölgesinde de kayyumlar atanarak daha fazla milliyetçilik uygulanamaz" diye belirtti.

'BİR İTİRAZDIR'

Ardından Vicdani ret kararını açıklayan Alper Yalçın hazırladığı metni okudu. Uzun zamandır çocuk haklarına dair emek verdiğini hatırlatan Yalçın, "Başlangıçtaki niyetim, askerliğin devletin resmi kurumlarında ve gündelik yaşamda bir ‘vatan borcu’ olarak çocukluktan itibaren nasıl ve neden öğretildiğine, bir diğer ifadeyle, militarizm ile arzulanan çocukluk inşasına ilişkin bir şeyler yazmaktı. Benim için vicdani ret, kanaatlerimden çok, duygularımın ve deneyimlerimin kurucu olduğu bir itirazdır" diyerek çocukluğunda kendisine dayatılan rolleri anlattı.

'BİR SUBAY ÇOCUĞUYUM'

Bir subay çocuğu olduğunu söyleyen Yalçın, çocukluğunun bir kısmı askeri lojmanlarda geçtiğini anlattı. Yalçın, "Babamın anlattığı birçok şey aklımdadır. Katıldığı operasyonlar, ölümler, çatışmalar… Birilerinin ölümünü anlatırdı ara sıra. Askerliği bunlarla da sınırlı değildi, ordudan ayrılalı yıllar geçse de bazen evde de bir komutandı, bu gündelik davranışlarına yansırdı. Bir gün ‘hazır ol’ pozisyonuna soktuktan sonra öfkelendiği şeyle ilgili bana tokat attığında bunu en belirgin şekilde hissettiğim andı. Ordudan kalma huylarına ya da askerlik anılarını anlattığında bu denli kızmazdım tabi, çünkü üzerinden yıllar geçse de babamın ülkemizi koruduğuna inanırdım. Bir diğer şey de siyasi düşüncelerime yön verme arzusuydu. Babam bana her girdiğimiz ortamda şimdi anladığım için tanımlıyorum desteklediği siyasi partinin hareketini yaptırırdı. Çevremdeki insanlar bu hareketi yaptığımı görünce bir coşkuya kapılırdı. Ne olduğunu hiç anlamazdım. Ama babamdan duyduğum kadarıyla ülkücü hareketin ilkelerini bilirdim. Hatta ülkü ocaklarına da arada giderdim. Bana iyi davranan insanlar olsa da herkes çok fazla ciddi gelirdi. Kendime bu disiplinin içinde bir yer bulamamıştım" ifadelerini kullandı.

'ASKERLİK SİSTEMİ BİR ŞİDDETTİR, BUNU DENEYİMLEMEK İSTEMİYORUM'

Herhangi bir savaşa dahil olmak istemediğini vurgulayan Yalçın, şöyle devam etti:

"Yeryüzünde tüm türlerle, tüm halklarla barış içinde yaşamak istiyorum ve birlikte yaşayabilme ihtimallerimizin yollarını aşındırmak istiyorum. Askerliğin, bir diğer ifadeyle silahın ve inatçı bir milliyetçiliğin neleri yıktığına tanıklık ettim, ediyorum. Askerlik sisteminin gündelik hayatında çok da saklı olmayan şiddettir. Ne giyeceğime, saçımı nasıl kestireceğime, kaçta uyuyacağıma ve uyanacağıma, ne zaman dinlenebileceğime, yürürken hangi şarkıyı, marşı mırıldanacağıma, ne zaman dışarı çıkabileceğime karar verilmesi benim için bir şiddettir. Bunu bir kapatılma olarak tanımlıyorum. Bunu deneyimlemek istemiyorum."

'ASKERE GİTMEK KURTULUŞ DEĞİL'

"Bana göre askere gitmek asla bir kurtuluş değildir" diyen Yalçın, bir insanın herhangi bir askeri eğitimi almamayı ve savaşmamayı tercih etme hakkının olması gerektiğini belirtti. Devletlerin açtığı savaşların yeryüzüne acıdan başka bir şey bırakmadığına dair deneyimlerin olduğuna değinen Yalçın, "Oysa ki, kendi konfor alanlarımızdan çıkmaya gayret ederek, hep birlikte tartışarak, yüzleşerek, olabildiğince sükûnetle, affedemiyorsak da yok etmeden, bir arada yaşamanın yollarını arayabiliriz. Bütün yeryüzüyle elbette, bütün türlerle birlikte" diyerek, asker olmayı vicdanen reddettiğini açıkladı. (M.A)