Vicdani retçi Şendoğan Yazıcı’ya yeni bir dava



Artı Gerçek

Yazıcı, daha önce aynı gerekçeyle açılan davaların birinde hapis cezasına çarptırılmış, birinde de beraat etmişti.


Derya OKATAN


ARTI GERÇEK - Vicdani retçi Şendoğan Yazıcı, bir hapis cezası ve bir beraatla sonuçlanan iki davanın ardından üçüncü bir dava ile karşı karşıya. Yazıcı, 3 Ekim’de yeniden hâkim karşısına çıkacak. 

Şendoğan Yazıcı, 26 Ağustos 2010 tarihinde İstanbul Harbiye Ordu Evi önünde düzenlenen basın açıklamasında vicdani reddini açıklamıştı.

Bundan tam 7 yıl sonra hakkında ilk dava açıldı. Askeri Ceza Kanunu’nun 63/1-d maddesine muhalefet ettiği (yoklama kaçağı veya bakaya olmasına karşın birliğine katılmadığı) iddiasıyla açılan davada Yazıcı hakkında 3 yıla kadar hapis cezası ve Türk Ceza Kanunun 53/1 maddesi uyarınca belli haklardan men edilmesi istendi. Borçka Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava 3 Haziran 2018 tarihinde sonuçlandı. 

MAHKEME YAZICI’YI SAMİMİ BULMADI, CEZA VERDİ

Mahkeme, Türkiye’de vicdani ret yasal bir hak olmamasına rağmen milletlerarası anlaşmalar uyarınca vicdani ret hakkını tanıdı, ancak Yazıcı’yı samimi bulmadı. Buna gerekçe olarak da Şendoğan Yazıcı’nın vicdani ret kararını herhangi bir yere bildirmemesini gösterdi. Mahkeme, Yazıcı’ya 2 ay hapis cezası verdi. Ceza 640 TL idari para cezasına çevrildi.

AYNI MAHKEME, AYNI SUÇLAMA, BU KEZ BERAAT

Bu karara istinaf mahkemesinde itiraz edilirken, Şendoğan Yazıcı 2019 yılında yeni bir dava ile karşılaştı. Aynı suçlamayla açılan davada aynı mahkeme, bu kez beraat kararı verdi. Beraat kararının gerekçesi olarak 45 yaşındaki Şendoğan Yazıcı’nın askerlik çağını doldurmuş olması gösterildi. 7179 sayılı Askeralma Kanunu’na göre askerlik çağı 20-41 yaşlarını kapsıyor. 

AYNI SUÇLAMADAN ÜÇÜNCÜ DAVA

Borçka Asliye Ceza Mahkemesi’nin 20 Haziran 2019 tarihinde verdiği beraat kararına rağmen Şendoğan Yazıcı hakkında aynı suçlama ile yeni bir iddianame düzenlendi. 

İddianamede, Yazıcı’nın 8 Nisan 2019 tarihinde polisin GBT kontrolünde yakalandığı ve 2 ay 20 gün boyunca yoklama kaçağı olduğu belirtilerek, Askeri Ceza Kanunu’nun 63. Maddesi gereğince cezalandırılması istendi. Savcı, “Yazıcı’nın her ne kadar Askeralma Kanunu'nun 3/1-a maddesi uyarınca askerlik çağını doldurmuş olsa da aynı kanunun 5. maddesi uyarınca muvazzaflık hizmetini yapmadığı için askerlik çağı dışına çıkarılamayacağını” da ileri sürdü. 

İddianamede, Yazıcı’nın hapis cezasına çarptırılması durumunda TCK 53/1 maddesi gereği belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması da istendi.

Davanın ilk duruşması 3 Ekim’de görülecek. 

Yazıcı hakkındaki diğer iki dava istinaf mahkemesinde beklerken, aynı zamanda 10 yılda girdiği GBT’lerde tutulan tutanaklar nedeniyle toplam 22 bin 337 TL para cezası bulunuyor. 

YAZICI: HAYATIN DIŞINA ATMAYA DÖNÜK EYLEMLER SİLSİLESİ

Artı Gerçek’e açıklamalarda bulunan Şendoğan Yazıcı, 10 yıldır vicdani ret açıklamasına uygun olarak yaşamını sürdürdüğünü belirtti. “Askerlik Kanunu’nda ne yazıyormuş, her Türk asker mi doğarmış, bunlar beni bağlamıyor” diyen Yazıcı, birbirinin kopyası iddianamelerle yıldırılmaya çalışıldığını söyledi. 

Aynı zamanda hakkındaki para cezasını hatırlatarak, ticaret yapmasının engellendiğini, banka hesaplarına bloke konulduğunu, vicdani retçilerin sigortasız işlerde çalıştırılmaya zorlandığını belirten Yazıcı, “Hayatın içinde varlık gösteremeyecek şekilde yaptırımlarla karşı karşıya kalıyoruz” diye konuştu. Yazıcı, TCK 53. Maddenin birçok hakkı kapsadığını da hatırlatarak, ekledi: “Tamamen hayatın dışına atmaya dönük eylemler silsilesi bizim yaşadıklarımız.” 

Türkiye’de vicdani ret yasası olması gerektiğini dile getiren Yazıcı, “Ben Türk ordusu ya da herhangi zora dayalı bir ordunun içinde yer almayı reddediyorum” diye konuştu. 

AV. ERDEM: SİSTEMATİK BİR ASKERLİĞE ZORLAMA PROBLEMİ

Hukukçu Cömert Uygur Erdem ise Yazıcı’nın yaşı itibariyle de askerlik yükümlülüğü taşımadığını belirtti. 

İlk davada mahkemenin kararını eleştiren Erdem, “Artvin gibi bireysel silahlanmanın yüksek olduğu bir yerde askere gitmeyi reddeden bir yurttaştan bahsediyoruz. Buna uygun bir şekilde davranmış olması samimiyetini ortaya koyuyor. Bir irade başvurusu yapmadığı için mahkeme samimi bulmamıştı ama Türkiye’de iç hukukta öyle bir yol yok. Devlet bir düzenleme yapmadan yurttaşından başvuru sürecini tüketmesini bekleyemez” dedi.

Davalar için “Sistematik bir askerliğe zorlama problemi” diyen Av. Erdem, beraat kararı olmasına rağmen hala savcılık ve kolluk birimlerinin işlem yapmasını ayrı bir hukuksuzluk olarak değerlendirdi.