Yeni bir başlangıç ve siyasetin geleceği



Artı Gerçek

Bir süre sonra sıradan vatandaşlar, yerelde işleyen demokrasi ve demokratik teamüllerin büyük siyasette de işlemesini talep edecek, bunun siyasetine sahip çıkacaktır.


CHP’nin İstanbul dahil yüzü batıya dönük illerde aldığı oyun aynı zamanda siyasi iktidarın Türkiye tasavvuruna sosyolojik bir itiraz olduğunu da ifade etmeye çalıştık. Bu başarı, bu başarıda payı olan insanların nasıl bir Türkiye’de yaşamak istediklerine dair de pek çok veriyi bize sunuyor.

Bu durumun en güzel işareti, bizatihi idari sistem bu kadar merkezileşmişken, sistem içinde siyasi değil sahip olduğu iktisadi güç nedeniyle göreli anlamı olan yerel yönetimlerde muhalefetin elde ettiği başarının yarattığı toplumsal umudun kendisidir.

Bugün toplumda doğan ve tüm ülkeye yayılan bu umut, siyasi iktidarın sahip olduğu ve sonuna kadar kullandığı devlet gücü karşısında elde edilen başarının, yenebilme duygusunun kendisidir. Bu açıdan sosyolojik itirazın, siyaseten ürettiği sonucun topluma yayılmasıdır.

HER ŞARTTA BAŞARI ŞART

Bu umut ve onun yarattığı iyimserlik dalgası, belediyelerin en büyük gücü olacaktır.

Bu yüzden de, şart ve koşullar ne olursa olsun seçilen belediye başkanları başarılı olmak durumundadır.

Geçtiğimiz günlerde CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu seçilen başkanların uyması gereken 10 maddelik ilkeleri açıkladı.

Bu 10 maddenin her biri, belediyelerin sadece şeffaf yönetilmesi, tüm halka eşit hizmet vermesi başta olmak üzere sosyal belediyeciliğin tüm gereklerini fazlasıyla içeriyor. Bu maddeler her belediyenin bulunduğu ilin koşullarına göre pekala arttırılabilir.

ÖZEL PROJELER ŞART

Bu noktada CHP’li belediyelere özel bir sorumluluk daha düşmektedir. O da, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik zorunlukları hafifletecek, işsizliği düşürecek, yerel üretimi arttıracak ek projeleri hayata geçirmek olacaktır.

Ancak bunların yanında daha özel ve uzun vadeli özel projelere de ihtiyaç vardır.

Özellikle yerel ekonominin gelişmesi konusunda geliştirilecek özel projelere.

Makro düzeyde ülkenin demokrasi rayından çıkması, hukukun evrensel ilkelerden uzaklaşmasının en somut sonuçlarından birisi, yurt dışından gelen kaynakların, yatırımların durması, yurt içinde olan yabancı ve yerli kaynak, yatırımların ülkeden ayrılmasıdır.

Bu ülkenin doğrudan fakirleşmesidir.

Yerel yönetimler durumu veri alarak sahip oldukları potansiyellere bağlı olarak özel projeler üretmeleri bir seçenek olabilir.

İstanbul’un, sanayi, hizmet, turizm; İzmir’in turizm, teknoloji, lojistik hub; Antalya’nın turizm, hizmet alanlarında sahip olduğu potansiyelleri yerel yönetimleri hayata geçirecek projeler üretmek durumundadır.

Elbette bu illerin belediye başkanlarının yurt dışından kaynak getirme, fon bulma konusunda merkezi yönetim kadar potansiyelleri olmadığı teorik olarak kabul edilse bile, bu illerin sahip olduğu bu potansiyeli gerçek değerine ulaştıracak danışmanlık hizmetlerini alarak bunu gerçekleştirebilir.

Belediyelerin sahip olduğu güçle yurt dışından yabancı yatırımcıları, önereceği özel koşullarla bu illere çekmesi pekala mümkündür.

Belediyelerin başta bürokrasi konusunda bu yatırımcılara sağlayacağı kolaylıklar ile yurt dışından bu illere yapılacak özel yatırımların yolunun açılması içten bile değildir.

Yerel yönetimler, hemşehrilerin sorunlarını çözmek kadar, şehrin var olan ekonomik sorunlarının çözümüne kendi imkânları ölçüsünde katkı sunması da günümüzde daha önem kazanmıştır.

Hele bunların CHP’li belediyeler tarafından yapılması, sonuçlarla doğan umudu güçlendirip, derinleştirecektir.

BU SONUÇLAR SİYASETİ DE ETKİLEYECEK

Bugüne kadar az konuştuğumuz konulardan birisi de; bu sonuçların büyük siyaseti etkileyip, etkilemeyeceğidir.

Bu seçimlerde ortaya çıkan toplumsal umut, sadece kazanılan şehirlerde oluşan siyasallaşmayı güçlendirmekle kalmayacaktır. Bu seçimin en önemli sonuçlarından birisi Meclis çalışmalarına yansıyacaktır.

Evet, Meclis'in her ne kadar idari sistem içindeki rolü ve işlevi azalsa da, hâlâ önemlidir.

Seçim sonuçları Meclis çalışmalarında bundan sonra muhalefeti moral olarak daha güçlü kılacaktır. Toplumsal umut, olduğu gibi Meclis çalışmalarına taşınacaktır.

Bu süreçte yerelde belediye başkanları ne kadar başarılı olur ise doğan umut aşağıdan yukarıya yayılacaktır. Bir süre sonra sıradan vatandaşlar, yerelde işleyen demokrasi ve demokratik teamüllerin büyük siyasette de işlemesini talep edecek, bunun siyasetine sahip çıkacaktır.

Elbette muhalefetin umudu, siyasi iktidar merkez ve çeperinde yeni arayışları kaçınılmaz olarak zorlayacaktır.

Önümüzdeki günlerde bunları çok tartışacağız.

Ekrem İmamoğlu’nun dediği gibi Türkiye artık “yeni bir başlangıç” yapmıştır. Devamı gelecektir.