Yılmaz Güney'den kadın sorunu konusunda samimi özeleştiri



Artı Gerçek

Yılmaz Güney, kendisi ile 1982 yılında yapılan röportajda kadın-erkek eşitliği ve erkeklerin tutumu hakkında konuşurken 'Ben kendi karımı bile kurtaramıyorum' diyor.


ARTI GERÇEK - Efsanevi sinema yönetmeni Yılmaz Güney ile Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü "Yol" filmi ile kazanmasından bir süre sonra 1982 yılında yapılan röportajın bugüne kadar yayımlanmamış bölümü yıllar sonra gün yüzüne çıktı.

Belgesel yapımcısı Süleyman Özdemir’in arşivinden çıkan kayıtta, Yılmaz Güney, “Yol” filmi ile Kürt sorunu, kadın-erkek eşitliği, kadınların toplumsal statüsü ve erkeklerin tutumu hakkında değerlendirmeler yapıyor.

Yımaz Güney ile Belçika devlet televizyonu için sinema, siyaset ve kadın üzerine röportaj yapan gazeteci Nazım Alfatlı konuşmuş. 

30 dakikalık röportajın 20 dakikalık bölümü o dönem bir belgesele konu edilerek yayınlanmıştı. Röportajın bu güne kadar yayımlanmayan 10 dakikalık kısmı ise, Brüksel’de yaşayan belgesel yapımcısı Süleyman Özdemir’in kişisel arşivinden çıktı.

Özdemir, arşivinde yer alan bu görüntüyü 37 yıl sonra sosyal medya hesabından paylaştı. Özdemir’in aylar önce paylaştığı görüntülerde  Yılmaz Güney'in sorulan sorulara verdiği cevaplar şöyle:

Peki Türkiye'deki kadın nasıl kurtulacak?
"Türkiye'deki kadının kurtuluşu bir devrim sorunu benim için. Ben kendi karımı bile kurtaramıyorum; yani şu anlamda söylüyorum: Biz bu kadar devrimciyiz, ilericiyiz, bazen öyle tavırlarınız oluyor ki teraziye koyduğun zaman gericiliğin ifadesi oluyor, çünkü bu mesele kişisel bir mesele değil. Yani ben şunu söyleyemem kendim için. Ben işte Türkiye'de böyle adamlar var ben ayrıyım. Hayır bu böyle değildir. Bende de bu toplumdan gelmiş olmaktan dolayı bir yığın aksaklık var. Bunun bir de şu yanı var ki ben bunun bilincindeyim, düzeltmeye çalışıyorum, adım adım değiştirmeye çalışıyorum. Bu konuda kadım da bana yardım ediyor. (Bu sırada, yanında oturan eşi Fatoş Güney'e dönerek konuşuyor.) 

Kadınlar ne yapabilir bu konuda?
Kadınların meseleyi sadece kadın erkek eşitsizliği açısından ele almaları değil de meseleyi sınıfsal kurtuluş açısından ele almaları bence daha şey. Öbür türlü Avrupa'daki hastalıklara düşülebilir. Avrupa'da mesela kadınlara özgürlük şeyi daha çok erkeklere özgürlük anlamına geliyor benim için. Üstünlük duygusu var erkeklerde hala. "Üstün cinsiyet" olmanın getirdiği bazen kendine yontma şeyi var. Biz ne kadar eleştiriye tahammüllüyüz desek de gelen bazı eleştiriler karşısında doğru bile olsa baştan bir tepki ile bir eski alışkanlıkla tepki ile bakıyoruz.
Kadınların daha zeki olduklarına inanıyorum, kadınların daha dayanıklı olduklarına inanıyorum, kadınların daha fedakar ve daha şefkatli olduklarına inanıyorum."