'HDP yüzde 10 bandının altına düşmeyecektir'

HDP parti meclisi üyesi ve 25. Dönem İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ve MYK üyesi Çilem Küçükkeleş gündemle ilgili konuları Artı Gerçek'e anlattılar.

Evren DEMİRDAŞ

Halk toplantıları yapmak için Elazığ'a gelen HDP parti meclisi üyesi ve 25. Dönem İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ve MYK üyesi Çilem Küçükkeleş gündemle ilgili konuları Artı Gerçek'e anlattılar.

'BİR KİŞİ CEZALANDIRILMAK İSTENDİĞİNDE İDDİANAMEYE BİLE GEREK DUYULMUYOR'

Osman Baydemir'e verilen 1 yıl 5 ay hapis cezasını ve Türkiye'de HDP'ye yönelik baskıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çilem Küçükkeleş: HDP’ye yönelik yapılan tüm saldırıların hedefinde şu var, resmi olarak kapatılmamış bir parti ama mümkünse kapılarını kendi kendilerine kilit vurma düzeyine getirmek yaptığı muhalefete de her alanda saldırılarda bulunmaktır. Bu sadece meclis ayağıyla da sınırlı değil b meclis ayağı saldırıları bu saldırıların en küçüğü bile diyebiliriz. Osman Baydemir'e yapılan siyasi operasyon partimizin meclis ayağına yapılan saldırılardan biridir. Daha önce de parti sözcümüz Ayhan Bilgen'e karşı da hukuksuz bir süreç yürütülmüştü. Bir şekliyle bir ağızdan çıkan bir söz neyse onun gereğini her alanda yerine getiren devlet sistemiyle karşı karşıya kaldık. AKP bu ülkenin muz cumhuriyeti olmadığı söylüyor lakin yapılanlara bakıldığında muz cumhuriyetinde bile  yapılmayacak uygulamaları yapıyor. Bu sistemle kendi ayakta tutmak ve bir şekilde ülkeyi yönetmeye devam etmek istiyorlar. Öyle bir duruma geldik ki bir kişi cezalandırılmak istenildiğinde iddianameye bile gerek duyulmuyor ihtiyaç duyulduğunda hepimize her kanaldan cezalar yağmaya devam ediyor. 

'BEDEL ÖDEMEYE DEVAM EDERİZ AMA YOLUMUZDAN DÖNMEYİZ'

Ama şunu biliyoruz ki bu ülke sadece cezaevinde yatanların ceza aldığı bir ülke değil, bu ülke artık açık cezaevine çevrilmiş. Herkesin mutlaka bir noktada kontrol altına almaya çalışan yöntemlerle HDP siyaseti mahkum edilmeye çalışılıyor. Dediğim gibi bu bedelin en küçük kısmı HDP'nin meclis ayağıdır en az bedeli HDP'nin meclis ayağı ödüyor, ama en büyük bedeli işsiz olan, susturulan, yaşam hakkı kısıtlanan toplum ödettiriliyor. Bu ülkeden  çok siyasi partilere geçip gitti, çok siyasi kişilikler tanıdı lakin değişmeyen tek şey toplumun iradesi oldu.  AKP eliyle inşa edilmeye çalışılan bu faşist sistemde  yüzde on ne kadar talan edilmeye çalışılırsa çalışsın, ne kadar terörize bir pozisyon sokulmaya  çalışılırsa çalışılsın yaşanmak istenen bir ülke için mücadele verilmeye devam edilecektir. Biz bedel olmaya devam ederiz ama yolumuzdan asla dönmeyiz.

Bir sorumda Ali Kenanoğluna olacak. Besime Konca'nın milletvekilliği düşürüldü partinize yönelik bu operasyonların 2019 seçimlerine girmenizi engellemek maksadıyla yapıldığını düşünüyor musunuz?

Ali Kenanoğlu: HDP'nin farklı etnik kimlikte olan, farklı inançta olan kesimlerin temsiliyetini kazanması AKP başta olmak üzere bütün sistemi sistemi rahatsız etti. Bunun içinde bir yönelim başladı çünkü HDP'nin ezilen halkların, emek kesimlerin,sosyalistlerin, Alevilerin  ve Kürtlerin hep birlikte oluşturdukları bu ittifak bugüne kadar sistemin  düşünemeyeceği  asla yan yana  gelmesini istemediği topluluklardı ve bu onlar açısından bir korkulu rüyaydı. 7 Haziranla birlikte bu korkulu rüyaları gerçeğe dönüştü ondan sonra topyekun olarak HDP'ye saldırı başladı. Bu saldırıya karşı halkın iradesini yok sayan, halkın iradesine ipotek koyan, onu bertaraf etmeye çalışan bir yönelim oldu çeşitli baskılarla gidilen 1 Kasım'da kısmen bir geriletme yaşattılar.  Arkasından Eşbaşkanlarımızın rehin alınması,  milletvekillerimizin rehin alınması  ve peyder peyi de bu baskı politikalarının daha da ağırlaştırılması HDP'ye durdurma pasifize etme çabalarını açık bir şekilde gösteriyor. Gerek Osman Baydemir'e verilen ceza, gerek Besime Konca'nın milletvekilliğini düşürülmesi gibi. Bize gelen duyumlara göre ilerleyen süreçlerde belirli periyotlarla bu operasyonları yürütecekleri durumudur. 

'HDP YÜZDE ON BANDININ AŞAĞISINA DÜŞMEYECEKTİR'

Bu saldırıların  önümüzdeki seçimlere  yönelik planlarından bağımsız bir şey olduğunu düşünmüyorum. Muhtemelen 2018'de düşündükleri erken seçim veya 2019'daki normal seçimlerde bir türlü başaramadıkları, o düzeni kuramadıkları başkanlık sistemini oturtmaktır. Çünkü hala bu uygulamaya karşı olarak en büyük engeli HDP olarak görüyorlar. HDP var olduğu sürece kendilerini başarıya ulaşmış olarak görmeyeceklerdir. Bu yüzden HDP'ye yönelik bu tür yönelimler sürüyor. Ancak yapmış olduğumuz halk toplantılarında şunu çok açık görüyoruz ki HDP'nin 1 Kasım'da almış olduğu yüzde on bandının altına düşmeyecektir. Kaldı ki  bizim dışımızda yapılan anketlerde bunu gösteriyor. Milletvekillerimize yapılan operasyonlar bundan bağımsız değildir.

'SÖZ SÖYLEMEYE YÖNELİK MÜDAHALE VARDIR'

Araya giren Çilem Küçükkeleş şöyle devam ediyor:

Şu da tesadüf değildir Besime Konca kadın sözcüsüdür, Osman Baydemir ise parti sözcüsüdür ve iki taraftan söze yönelik ciddi bir müdahale vardır bu iki operasyonu birbirinden bağımsız göremeyiz. Sözünü söyleyecek kimseyi bırakmayana kadar bu operasyonlara devam edileceğini biliyoruz. Milletvekillerimizin vekilliğini bürokratik olarak düşürebilir, hukuki açıdan düşürebilir  Ama şu da var ki bir toplumun vicdanından düşüremez AKP'nin başarısız olduğu şey budur ve buna müdahale etmeye çalışıyor. 

'MHP'DE 5 BİN ÜLKÜCÜ KALDI MI?'

Ali bey MHP lideri Devlet Bahçeli Kerkük'e gitmeye hazır olan  beş bin ülkücünün hazır olduğunu ve bunun şaka olmadığını tekrarladı. Sizce MHP Kerkük'e beş bin ülkücü gönderir mi?

MHP'de 5 bin ülkücü kaldı mı ona sormak lazım öncelikle Devlet Bahçeli'ye. MHP'nin teşkilatı kalmamış örgütü kalmamış, il ilçe yönetimleri istifa etmiş, üyeleri istifa etmiş AKP'nin kuklasına dönüşmüş. Ülkücülerin bile kendisine isyan ettiği bir noktada o beş bin ülkücüyü Kerkük için değil hiçbir şey için bir araya getirebilecek bir konumda değildir. Devlet Bahçeli siyasi bir lider değildir böyle bir gerçek var. Beş bin ülkücüyü Kerkük'e yollayacağı hikayesinin bir tarafı bu.  Uluslararası ilişkiler Türkiye'nin kendi sınırları dışındaki ülkelerin durumunu değerlendirdiğimizde bu işler kabadayılıkla söylenecek sözler değil. Kabadayılıkla uluslararası ilişkiler belirlenmez, tehditlerle belirlenmez. 

'MHP'NİN İÇ POLİTİKASINDAKİ SIKIŞIKLIĞI KURTARMA ADINA SARF EDİLMİŞ SÖZLERDİR'

Kerkük, Musul yada Türkiye sınırları dışında kalan yerler zamanla uluslararası antlaşmalarla belirlenmiştir ve bunun ötesinde bir yere müdahale işgal anlamına gelir bu nettir. Kerkük ve Musul'dan Türkiye'ye yönelik bir saldırı yoktur. Dolayısıyla bunlar daha çok iç politikaya yönelik söylemlerdir dış politikadakiler bu açıklamaya ancak gülerler ki gülüyorlar da bunu da biliyoruz. Bu sadece MHP'nin kendi iç politikasındaki sıkışıklığı  kendi partisini kurtarma adına partililerine etmiş olduğu sözlerden ibarettir ve  bizim açımızdan ciddiye alınacak açıklamalarda değildir.

'BARIŞ SÖZCÜĞÜNÜ KURMAK CİDDİ BİR MESELEYE DÖNDÜ'

Çilem hanım sokağa çıkma yasakları döneminde canlı yayına bağlanan Ayşe Çelik isimli bir  öğretmen 'Çocuklar ölmesin' dediği için 1 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Ayşe öğretmene verilen bu cezayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biliyorsunuz 10 Ekim'de Ankara'da barış mitinginde patlayan bomba'da verilen mesaj sakın barış demeyin canınızdan olursunuz mesajıydı ve o günden sonrada barış sözcüğünü kurmak ciddi bir meseleye döndü. Bir çocuk Zarok  TV'nin kapandığını  duyduğunda anne hiç barış demediler neden kapattılar ki  demiş öyle bir noktaya gelindi ki barış sözü  çocukların iç dünyasına korkuyla yer edindi. Ayşe Öğretmen o dönem çok ciddi bir çıkış yaptı, belki üç yıl önce bu sözü söyleseydi çok dikkat çekmezdi  bu söz herkesin kullandığı bir bir şeydi. Ama böyle bir süreçte bu cümleyi kurmak korkuları darma duman etti. Tıpkı barış akademisyenlerin yarattığı gibi. Bir şekilde barış demek bu ülkede işinden, aşından olmayı ve hapis cezalarıyla cezalandırılmak meselesine dönüştü. Bu sözü söylemenin bedeli olarak Ankara'da yüzlerce insan canından oldu. Buna rağmen bu sözü söylemekten vazgeçmeyenlere davalar açıldı, hedef gösterildi.

'HİÇ KİMSE AYŞE ÖĞRETMENE TERÖRİST DİYEMEDİ'

Toplumda Ayşe Öğretmen şahsında şunu söylemek istediler, sakın barış demeye devam etmeyin devam edersiniz Ayşe öğretmen gibi sizinde başınıza bunlar gelir mesajı vermek istiyorlar. Ben önce kadın olduğu için bu öğretmen arkadaşımızın bu mesajını çok değerli ve kıymetli buluyorum çünkü hamile bir kadın aynı zamanda yaşamın kapısıdır. Bir kadının ağzından bu cümlelerin çıkması bu topluma yaşamı inşa etme meselesini hatırlattı. Ayşe öğretmen değerli bir şey yaptı buna hangi cezayı verirlerse versinler bu kıymet ve değerden hiçbir şey azalmadı ve hiç kimse Ayşe öğretmene terörist diyemedi.