İcazetli üreme!

Filistin sorununu “dava” olarak konumlandıranların “nüfus” söz konusu olduğunda aynı hassasiyeti neden Kürt’e göstermediğini Filistin halkını yakından bilen Melek Taylan’a sorduk.


“3 çocuk yetmez 5 çocuk” ideolojik bombardımanının hafiflediğini sandığımız bir anda; Cumhurbaşkanı Erdoğan kotayı yükseltti ve “Müslüman kadınlardan 15 çocuk” istedi. Gerekçesi de “Terör örgütünün en az 10, 15 çocuğunun olması.”

Savaş ve nüfus politikaları arasında dolayımsız bir bağ olduğu aşikâr,  “Terör örgütü” olarak üstü yarı örtülmek istenenin Kürtler olduğu da aşikâr. Demografik stratejilerin kadınları ve farklı olanı hedef aldığı da malum. İşgücü piyasasının ihtiyacı olan emek arzının sürebilmesi için, savaşın sürdürülebilmesi için nüfus hep çoğalmalı.

Kadın bedeninin savaş sahası olduğu bütün savaşlarda ya da iç savaşlarda doğum, üreme, kısırlaştırma nizamı yeniden düzenlenir. Pışpışlanan vasatın ürettiği “çok üreyen ilkel topluluklar”  söylemi de nüfus nizamını yeniden kurar. Bu söylem ne buraya özgü ne de masumdur.

Alıcısına “gerçek” üretenlerin, halkları karşı karşıya getiren cümlesinde “terörist” kelimesinin yerine “Filistinli” kelimesini koymak şart oldu;  Filistin sorununu “dava” olarak konumlandıranların “nüfus” söz konusu olduğunda aynı hassasiyeti neden Kürt’e göstermediğini anlamak içins oğrafyalara bölünmüş Filistin halkını yakından bilen Melek Taylan’a sorduk. Üremek ne söyler diye?
-Dünya tarihinde herhangi bir örgütün, “çok çocuk “ stratejisi olabilir mi?

Çok çocuk stratejisi, genellikle devletler tarafından yapılan,kullanılan bir yöntemdir. Çok çocuk bir ülkenin nüfus stratejisi ile bağlantılıdır, ve çoğunlukla savaş dönemlerinde ve militarist politikalarla  eş zamanlı olarak gündeme gelir. Milli bağımsızlık mücadelesi veren örgütler ve yapılanmalarda böyle bir kararın alınması o örgütün söz konusu halkın tümü adına konuşabilmesi ve sözünün de halkın tümü tarafından kabul görmesi gerekir.

Halkların çok çocuk stratejisi olabilir mi?  Filistin örneğinden söz etmiştiniz bir konuşmanızda?

Filistin Kurtuluş Hareketi,  diaspora hareketi olduğu yıllarda (1982 -1992) , Filistin toprakları üzerinde yaşayan Filistin halkına bu yönde bir telkinde bulunmuş olabilir. Bunun nedeni  İsrail devletinin 1967 savaşından sonra ilhak ettiği Filistin topraklarında yaşayan Arap Filistin halkına karşı giriştiği imha ve yok etme uygulamalıdır. Filistin halkının kendini var etmek, korumak için kullandığı bir direniş biçimidir. Nitekim İsrail de bunun fark etmiş ve Yahudi yerleşimleri kurarak Yahudi yerleşimcilere çok çocuk konusunda telkin ve teşvikte bulunmuştur. İsrail bu konuda açık bir devlet politikası gütmüş,"intifada"  hareketi ise bu politikalara karşı Filistin halkının cevabı olarak ortaya konmuştur.

Erdoğan’ın başbakan olduğu dönemde “En az 3 çocuk” dediğini hatırlıyoruz. yeni sözlerinde ise halklar arası ayrışmayı körükleyecek çocuk vurgusu var? Neden?

 "En az 3 çocuk "  söylemi,  Türkiye'nin bölgede güçlü ve büyük devlet olma politikasının bir devamıdır diye düşünüyorum. Büyük ülke ,büyük nüfus, büyük ordu . AKP politikalarında kadının emek- işgücü piyasasına katılması için çok tutarlı bir yol izlediğini düşünmüyorum.Kadını evde  çocuk doğuran ve  kamu yaşamında çok aktif olmayan bir konumda tutup  bir oy deposu olarak görmek eğilimi  daha belirgin . AKP ancak kendi saflarındaki  öncü kadınlara belli bir rol bieiçmiş, kadınların büyük çoğunluğunu ise pasif bir konumda tutmuştur. Ama burada sorun AKP'nin yarattığı yeni muhafazakar orta sınıfın zenginleştikçe, daha az çocuk yapmaları, ve aslında karşı oldukları Batı normlarına daha yakın duran bir yaşam biçimine yönelmeleridir. Liberal ekonomik düzenin getirdiği sonuçlar, AKP hükümetini zorlamakta, ve bunun sonucu da tutarsız, birbirleriyle çelişen söylemlerle, asıl sorunları ört bas etmeye çalışmaktadırlar.

Kadınların bir de Müslüman olan/olmayan ayrıştırılması peki?

Türkiye'de Kadınları Müslüman olan ve olmayan diye ayrıştırmak biraz zor.  Türk, Kürt, Arap vb.  kökenli kadınların tümü Müslüman. Kimi daha dindar kimi daha liberal, kimi başı açık, kimi kapalı, ama hepsi Müslüman. Kendini açıkça başka bir dinin mensubu olarak tanımlamayan herkes, içine doğduğu dinin mensubudur. Ateistler, yani dinleri ret edenler ancak bu tanımın dışında kalabilirler. Dolayısıyla "Müslüman kadın çoğalmalı" sadece Türkiye değil tüm dünyadaki Müslüman kadınlara yapılan bir çağrı. Dışta kalanlar "terör örgütüne mensup olanlar" , o zaman onlar da dini olmayanlar oluyor herhalde. Başka bir açıklama bulmak mümkün görünmüyor. Daha önce de söylediğim gibi nüfus politikaları her zaman savaşla bağlantılı. Almanya , değişik dönemlerde , iki savaş arası, ve İkinci Dünya Savaşı sonrası  kadının emek piyasasına katılımına  ilişkin ciddi kararlar aldı, ancak bunları yeterince incelemedim. Sovyetler Birliği ve Çin Halk Cumhuriyeti 'de bu konuda  çok ciddi kararlar alan ülkeler.

Nüfus politikalarının savaşla bir bağlantısı?

Savaşlar her zaman, kadınları hedefler. Savaş erkeklerin "erkek" olduklarının en büyük göstergesidir. Kadınların doğrudan savaşmadığı,arka planda kaldığı, veya bazı örneklerde olduğu gibi emek gücüyle katkıda bulunduğu bu alan  erkek egemen toplumun varlık nedenidir. Erkek asker doğar, kadın ise annedir. Kısırlaştırma, tecavüz, çocuklara el koyma vb. tüm savaşlarda hep olmuştur ve halen olmaktadır. Savaşlar olduğu sürece de olacaktır. Hiçbir savaş ehlileştirilemez,vahşetin kaynağıdır ve insanı diğer canlılardan, doğadan, yaşamdan koparan kötücül bir ur gibi insanın benliğini de yok eder

- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Müslüman kadın çoğalmalı, terör örgütü 5, 10, 15 çocuk çoğalıyor” sözü doğrudan nasıl bir mesaj içeriyor?

Bir Cumhurbaşkanı  olarak  bu tür  bir ifade kullanması kanımca son derece sakıncalı. Birincisi "çok çocuk yapın" komutu  bir devlet başkanının ağzında çıkmamalı, hele ki sürekli olarak  "Türkiye bir kabile devleti değildir"  diyen bir başkanın. "Müslüman kadın çoğalmalı" ise daha da sakıncalı, bugün dünyada var olan İslam fobisinin doğrudan eline oynamak oluyor. Batı  dünyasının duymak istediği,  İslam ve Batı karşıtlığını körükleyen bir söylem.  Müslüman bir ülkenin lideri olarak  tüm Müslümanlar adına konuşuyor ,  sonra da terör örgütü 10- 15 çocuk yapıyor diyerek Kürt halkının tümünü terör örgütüne dahil ederek, onları Müslüman dünyasının dışında bırakıyor. Bu tür söylemler bugün bölgemizde var olan etnik , mezhepsel çatışmalara zemin hazırlıyor ve bunu da kadınlar üzerinden yapıyor. Türkiye'yi, zora sokan, tutarsız söylemlerden uzak durmamız da yarar var diye düşünüyorum.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…