Kürt meselesini çocuk bedenleri üzerinden mi çözeceksiniz?

Çocuk bedenleri üzerinde tepinen bu zihniyet, bu adalet, bu cemaat, bu toplum, bu ülke helak olsun. Bu taş kesilmiş vicdanların ülkesi, Pompei gibi tarihe geçse yeridir.


Yer-gök birbirine karışmalı. Ateşler yağmalı bu ülkenin üstüne.

Böyle azar azar, parça parça sökülmemeli yüreklerimiz…

Çocuk bedenleri üzerinde tepinen bu zihniyet, bu adalet, bu cemaat, bu toplum, bu ülke helak olsun.

Bu taş kesilmiş vicdanların ülkesi, Pompei gibi tarihe geçse yeridir.

Evet, ‘başınıza taşlar yağmalı’ sizin!

 Siz ki; bile bile, göre göre sustunuz.

Onlarca çocuğun bedeni, neredeyse bütün kentin suç ortaklığı ile yağmalanırken gözünüzü kapadınız.

Onlarca çocuk…

Onlarca minik beden…

Onlarca körpe ruh…

Sayısı 30’u aşan ‘saygın’, ‘unvanlı’, ‘eşraf’, ‘dindar’, ‘partili’, ‘üniformalı’ sırtlanın ortasına atılmış.

Ve ‘Adalet’ kalan son kırıntısını da bu sırtlanlara adeta ‘ödül’ gibi takdim etmiş.

Bu ‘organize suç şebekesi’ mahvettikleri hayatlar için ‘kefalet’ ödeyip, o çürümüş, iki yüzlü, lağım kokulu hayatlarına ellerini kollarını sallaya sallaya geri dönmüşler.

Yok bu sefer o kadar kolay olmayacak!

“Hamili kart yakinimdir” adaleti bu sefer sizi kurtaramayacak.

Artık kadınların haberi var.

Öğrenir öğrenmez Batman’a gittiler.

“Batman’daki cinsel istismara, istismarın faillerinin ‘gizli’ kalmasına isyandayız” diye haykırarak…

Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu’nun olaya ilişkin açıklamasını, bazı bölümleri kısaltarak buraya koyuyorum.

Herkes öğrensin bu toplumun nasıl bir çürümüşlük içinde karanlığa yuvarlandığını…

“Aylardır onlarca çocuğun sistematik olarak cinsel istismara uğradığı, 14 yaşında bir kız çocuğunun hamile kalmasıyla ve ifade vermesiyle ortaya çıktı.

Aylar önce G. adlı 14 yaşındaki bir kız çocuğu Yıldız Ç.’nin işlettiği kuaförde çalışmaya başlıyor. Bir gün kuaförde içtiği ayrandan bayılıyor, uyandığında kendini tanımadığı bir yerde buluyor. Durumu kimseye anlatamıyor ve o günden sonra G. sistematik olarak cinsel istismara maruz kalıyor. Bu, Batman’daki pek çok kişi tarafından biliniyor, ama herkes susuyor.

Hamile kaldıktan sonra G.’nin ifadesi alınıyor. Kendisini sürekli uyuttuklarını, her seferinde farklı bir yerde uyandığını ve çok sayıda erkeğin cinsel istismarına maruz bırakıldığını söylüyor. İfade doğrultusunda Yıldız Ç., esnaf Şakir A. ve Batman’da AKP’ye yakınlığıyla bilinen muhtar Abdulkadir T. tutuklanıyor.

G.  ise koruma altına alınıyor. Dosyaya gizlilik kararı getiriliyor. G.’nin ailesi bu olay ortaya çıkınca herhangi bir eşyalarını almadan evlerini terk ediyor. Dosya hâlâ ‘soruşturma aşamasında’.

Cinsel istismar suçuna ortak olan onlarca kişi olduğu öğreniliyor ve buna dair 30’a yakın kişi gözaltına alınıyor; ama gözaltına alınan pek çok erkek ‘kentin tanınmış isimleri olduğu için’ kefaletle serbest kalıyorlar. G.’nin yaşadıklarının ardından Batman’da çok sayıda çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldığı öğreniliyor. Sabri Ç. ve eşi Yıldız Ç., Batman'ın Cudi, Bağlar, Çamlıtepe ve merkez mahallelerinde farklı zamanlarda açtıkları kuaförlerde çocukların sistematik cinsel istismarını organize ediyor. En büyüğünün 17 yaşında olduğu öğrenilen onlarca kız çocuğu cinsel istismara maruz bırakılırken, kuaförler dışında bazı kafelerin ve evlerin de kullanıldığı öğreniliyor. Bunu yapan çetenin Batman’da var olan uyuşturucu çetesiyle bağlantılı olduğu düşünülüyor.”

Peki bu çetenin tuzak görevini üstlenen en önemli aparatı Yıldız Ç. Ve Sabri Ç. kim?

İddialara göre bu çiftin iki erkek çocuğundan biri uzman çavuş, diğeri özel harp dairesinde polis.

Bu arada Batman Barosu ne yapıyor?

İddiaları ilk kez kamuoyuna duyuracak cesareti gösteren yerel Sonsöz Gazetesi’nden Hatice Türkan’ın yazdıklarına karşı, başka bir gazetede karşı suçlamalarda bulunan bir açıklama yaparak kendini savunuyor.

Utanç verici.

Gerçek şu ki; Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu’nun altını çizdiği gibi “Savaş, kadınların ve çocukların bedeni üzerinden sürdürülüyor.”

Ve bu savaşta uyuşturucu ve fuhuş silahıyla bir halkın geleceğini yok etmek, sömürgeci ülkelerin en bilinen yöntemlerinden.

Çok örneği var. Devrimden önce ABD, Küba’yı bir fuhuş ve uyuşturucu merkezi haline getirmişti. Uyuşturucu ve fuhşu yöneten mafya örgütleri Küba devrimi sırasında da etkili birer kontra elemanı olarak savaştılar.

Bugün de Latin Amerika ülkelerinin bir çoğunda muhalifler aynı yöntemle çökertilmekte.

Korkarım bu kez niyetlendikleri 'çözüm’ün adı “Latin Amerika modeli”.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…