Neden çok erken, hatta baskın seçim?

Muhtemelen Erdoğan’ın, Bahçeli’nin kulağına bir kar suyu kaçıyor ve bu karar apar topar alınıyor. Erdoğan-Bahçeli ikilisi AYM’nin muhtemel kararı karşısında erken seçim kararını almışlardır.


Bugün (18 Nisan 2018) alınan baskın seçim kararının mutlaka bizlere doğrudan söylenmeyen bir nedeni olmalı.

Erdoğan’ın yaptığı açıklama sonrası ekranları, internet sitelerini izliyorum, doyurucu bir yanıt, bir haber alamıyorum.

Etrafta dolanan söylentiler, baskın seçim gerekçeleri çok ikna edici gelmiyor bana.

Kamu maliyesinin daha hala popülizm üretecek marjı bol bol mevcut, kamu kaynaklarının sonuna gelindiği iddiası doğru ve ikna edici değil.

İyi Parti’yi seçimlere sokmama çabası gerekçesi biraz daha ikna edici ama bu gerekçe de Meral Akşener’in Cumhurbaşkanlığı adaylığına engel olamayacağına, hatta bu adaylık ihtimalini daha da güçlendirici, daha da destekleyici olabileceği için bana yine makul gelmiyor.

“Ülkeyi yönetemiyorlar” iddiası da bir ölçüde doğru doğal olarak, memleketin hali ortada ama bu “yönetememe” keyfiyetinin kriterleri galiba çok sübjektif ve seçmen kitlesinin azımsanmayacak bir bölümü meseleye anlaşılan zaten başka bir açıdan bakıyor.

OHAL meselesinde de bir müdanaları yok anlaşılan, yarın ya da iki sene sonra, OHAL’i kaldırmak gibi bir niyetleri pek görünmüyor.

Bahçeli’nin resmi açıklama ve gerekçeleri zaten fazla kozmetik.

Erdoğan’ın açıklamaları da yani yeni Cumhurbaşkanlığı sistemine bir an önce geçme gerekçesi de ikna edici değil çünkü mevcut sistemde, üstelik OHAL ortamında, ellerini bağlayan hiçbir şey yok, AYM kararları bile uygulanmıyor.

Ama, alınan bu kararın bir gerekçesi olmalı.

Senelerdir verilen “erken seçim yok” sözlerine rağmen bu karar alınıyor ise üzerinde düşünülmesi gereken bir konu var demektir.

Muhtemelen bir şey oluyor, Erdoğan’ın, Bahçeli’nin kulağına bir kar suyu kaçıyor ve bu karar apar topar, yangından mal kaçırıyor gibi alınıyor.

Bu konuya ilişkin bugün kimseden duymadığım kendi görüşümü ifade etmeden şunu da söylemek gerekiyor, muhalefetin, tüm unsurlarıyla, baskından şikayetçi olmaması hatta memnun olması gerekiyor.

Geçtiğimiz ay TBMM’den ünlü “ittifak” yasası geçti.

CHP de bildiğim kadarıyla bu yasayı AYM’ye taşıdı.

İttifak kavramı Anayasanın eşitlik ilkesine değil ama 67. Maddesinde ifadesini bulan “temsilde adalet” ilkesine taban tabana zıt, bunu görmek için hukukçu falan olmaya hiç gerek yok, AYM de kim olursa olsun, bu “ittifak” meselesi Anayasaya aykırı bulunacaktır.

İttifak düzenlemesi AYM tarafından iptal edildiği anda da MHP’nin Meclis’e girişi adeta imkansızlaşacağı için Cumhur ittifakı da anlamsızlaşacak ve Erdoğan’ın seçilmesi de çok zorlaşacaktır.

Seçimin 24 Haziran’a alınması AYM’nin karar verebilmesi, raportörün raporunu hazırlaması için ise çok erkendir.

Erdoğan-Bahçeli ikilisi AYM’nin muhtemel kararı karşısında bu erken seçim kararını almışlardır.

Siyaset mühendisliği yapma açısından Erdoğan-Bahçeli ikilisi ilginç bir karar almıştır.

Unutmayalım, anahtar kavram İttifak yasasının Anayasaya aykırılığı meselesidir.    

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…