Nazi mağdurları bir araya geldi

Naziler'in yer altı yapılanması olan NSU adlı örgütün işlediği cinayetlerin mağduru olan aileler, bir araya gelerek deneyimlerini paylaştı.


Ayşegül KARAKÜLHANCI DUMAN


ARTI GERÇEK- Almanya'nın Köln kentinde 17-21 Mayıs 2017 tarihinde "Birlikte Yaşamak Adına Çoklu bir Toplum için sizleri 'NSU Kompleksi Çözülsün' Tribünaline davet ediyoruz" (Gemeinsam für eine Gesllschaft der Vielen das Tribunal'NSU-Komplex auflösen' lädt ein) adlı bir etkinlik düzenlendi.

1990'lı yılların sonunda Nazi'ler terör organizasyonu olarak yer altında küçük hücreler halinde silahlanarak örgütlenmeye başlamışlardı. Bu konuya o zamanın eleştirel gazetecileri dikkat çekmeye çalıştığı halde, Almanya Anayasayı Koruma Dairesi bu konunun ısrarla üzerini kapamaya çalışmış ve böyle bir terör örgütlenmesinin varlığını reddetmişti.

Daha sonra ardı ardına NSU (Nasyonel sosyalistler Yeraltı Örgütü) tarafından yabancı cinayetleri işlendi. Bu cinayetlerin, Almanya içinde organize olmuş bir suç örgütü olan Nazi'ler tarafından yapıldığı görmezden gelindi. Politikacılar da bu konunun takipçisi olmadılar. Yaşanılan tüm cinayetler kamuoyuna, faili meçhul sıradan adli birer vakaymış, hatta yabancılar birbirlerini öldürüyorlarmış gibi antaltıldı. Ta ki NSU kendisini ele verene kadar. Sonra mağdur aileler  ve cinayetlerin aydınlatılması için biraraya gelen insanlar el ele vererek bir dayanışma ağı kurdular.

Mağdur aileler NSU cinayetlerinin ve karışık bir yapılanması olan bu örgütün tüm boyutlarıyla anlaşılması için çaba sarfediyorlar. Ailelerin yaşadıklarına, hala bugüne kadar çözülmemiş davalara dikkat çekmek için ayrıca birlikte nasıl güçlü çalıştıklarını toplumla paylaşmak adına aileler Tribünal adıyla bir program hazırladı. Programın merkezinde  NSU cinayet ve saldırılarına maruz kalmış aileler ile onların kurdukları insiyatifler var. Etkinlik çalışmalarında Köln'de daha çok Türkiyelilerin işyerlerinin bulunduğu Keupstrasse'de 2004'de yılında çivili bomba saldırısından sonra kurulmuş olan "Keupstrasse Her Yerde" girişimi, Kassel'den "6 Nisan İnsiyatifi Kassel", Dortmund'dan "Sessizliği Kır İnsiyatifi", Hamburg'dan "Ramazan Avcı İnisiyatifi", Berlin'den "Irkçılığa Karşı Birlik" ile "Burak Bektaş Cinayetini Aydınlatma İnsiyatifi", "1992 Mölln Irkçı Kundaklamayı Anma için Dost Çevresi", "Jaja Diabi'yi Anma İnsiyatifi", "Nguyen Ngoç Chau" ve "Do Anh Lan Anma İnsiyatifi" yer alıyor.

Tribünal'de NSU mağduru ailelerin bilgi ve tecrübeleri paylaşılıyor. Aileler umutlarını,yaslarını, öfkelerini, anma biçimlerini ve taleplerini dile getiriyorlar. Tribünal'in hedefi ise ırkçılıktan kaynaklanan bölünmenin önüne geçmek, kurumsal ırkçılığı deşifre etmek ve çoklu bir toplum inşa etmek olarak tanımlanıyor.

Irkçılık sadece Almanya'ya özgü değil, ırkçı güç ve hakimiyet ilişkileri devlet kurumları tarafından sürekli yenilenmekte ve meşrulaştırılmaktadır. Tribünal çerçevesinde tüm bu devlet destekli ırkçı dışlamalara, ayrımlara, baskılara ve cinayetlere karşı NSU mağduru aileler ve kurulan insiyatifler aracılığıyla dayanışma perspektifleri ve direniş stratejileri, birçok farklı mekanda workshoplar, forumlar şeklinde tartışılıp, anlatılacak.

Mağdur ailelerden biri eşi 1986 yılında NSU tarafından öldürülmüş olan Gülistan Avcı. Eşi öldürüldükten bir hafta sonra Gülistan Avcı bebeğini dünyaya getirmiş. Üzerinden yıllar geçmiş olduğu halde hala travmasının devam ettiğini söylüyor. Ramazan Avcı'yı katledenler bir yıl ceza almışlar. Yakalananlar arasında babası emniyet müdürü olan biri olduğunu da vurguluyor. 10 kişi yakalanmış ve hepsi de serbest bırakılmış. Gülistan Avcı, Almanya'da yaşayan Türkiye toplumuna biraraya gelmedikleri, dayanışma sergilemedikleri için sitem ederken, Türkiye devletinin de kendisini yalnız ve sahipsiz bıraktığını ifade ediyor. Bu tür organzasyonlara katılıyorum çünkü anlattıkça, paylaştıkça az da olsa rahatlıyorum diyor.

Tribünal'e katılan ailelerden biri de yabancı düşmanlığı sonucu katledilen Burak Bektaş'ın annesi. Burak 5 Nisan 2012'de Berlin'de bir Neonazi'nin ateş açması sonucu yaşamını yitirmiş. Burak'ın annesi Melek Bektaş hala yasta, topluluk önünde konuşamıyor. Programa gelmiş olduğu halde kaleme aldığı mektubu okundu. Melek Bektaş, sadece oğlunun ne kadar özel bir çocuk olduğunu anlatabiliyor. Melek Bektaş bir türlü anlam veremiyor yaşadıklarına, NSU gibi bir organizasyonun neden oğlunu öldürmek istediğini kavrayamıyor. Belki de sadece ırkçı biriydi direk NSU üyesi değildi, diyor. Burak'ın ölümünün üzerinden 5 yıl geçmiş ve hala aydınlatılamamış bir cinayet, faili veya failleri hakkında hiçbir bilgi yok. Melek Bektaş ancak katillerin veya katilin tespit edilmesi durumunda bir nebze rahatlama hissedeceğini söylüyor.