O “Dayee!” çığlığı bile yetmediyse…

Numan Kurtulmuş bugünlerde ‘kayıp’ ama şimdi ona ve ona bu açıklamayı yaptıranlara sormalı, yalan bilgi 'vatan hainliği' ise, şimdi sizi hangi sıfatla anmalıyız?


20’li yaşlarında… Üstlerine askeri üniforma giydirilmiş iki çocuk…

Bütün cesaretlerini toplamış ya da başka çareleri olmadığı için itirazsız, direnmesiz, sakince boyun eğmiş bekliyorlar.

Ta ki alevler en savunmasız, en hazırlık oldukları yerden, sırtlarından vurmaya başladığı ana kadar…

Alevler tüm bedenlerini kavurmaya başladığı ana kadar…

Birden “Daye” çığlığı yükseliyor.

Dayeee!!!

Anneee !!!

Tüyleri diken diken eden, beynine, yüreğine, bedenin tam ortasına çarpıp patlayan bir çığlık.

Darmadağın eden bir feryat!

Bu videoyu öylece seyrettiler. O devletin gri, ruhsuz, duygusuz, acımasız yüzüyle…

Kılları kıpırdamadı.

O çocuklar kendi çocukları değildi ki…

“Askerlik yan gelip yatma yeri değil”di ki…

Hele “Dayeee !!” O kendilerinden bile değildi ki…

Sustular… Tabi ki susarlar.

“Dayee!” çığlığı bile yetmedi, acı duymalarına.

Acı duyan acıyı paylaşmak ister, onarmak ister, hafifletmek ister.

Tam tersini yapıp, yok saydılar.

* * *

1 Eylül 2015’de Suriye sınırında IŞİD’le çıkan çatışmadan sonra kaybolmuştu Sefer Taş. Ailesi yetkililere ulaşamadıkları için basına konuşmuş, defalarca  oğullarının kurtarılması için yardım istemişti.

O zaman da sustular.

Videoda yakılarak öldürüldüğü görülen diğer asker, Fethi Şahin de aynı tarihlerde kaybolmuştu.

Geçen yıl yayınlanan videoya rağmen suskunluklarını sürdürdüler.

İki yıldan fazla,  iki aileyi cehennem azabı içinde bıraktılar.

Sefter Taş’ın babası Aydın Taş’ın, görüntülerden haberi olması üzerine yetkililere yaptığı yakarı da boşlukta kaybolup gitti.

“En azından bir haber versinler. Ben oğlumu vatan görevine güle güle uğurladım. Ben nasıl teslim ettiysem öyle isterim. Biz oğlumuzun akıbetini bilmediğimiz için her gün canlı canlı ölüyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Başbakana ve bakanlara sesleniyorum. Gözümüz her gün onlardan gelecek cevabı bekliyor. Yalvarıyorum”

En ufak bir insani tepki yansımadı, ne kendilerinden ne tasmalı medyadan.

Gazetecilerin sorularını duymamazlığa geldiler, konuyla ilgili haber ve görüntülere ulaşılmaması için Twitter, Facebook, Youtube gibi sosyal medya sitelerine ‘kısıtlama’ getirdiler.

Sorabilen gazeteciler ısrarlarını sürdürünce Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, soruya yanıt vermek yerine gazetecileri tehdit ederek “Oturduğu masada uyduruk görüntülerle Türk halkının moralini bozmaya çalışmak vatanseverlik değildir. Kimse duyarsızlık içinde olmasın, bu milli bir sorumluluktur. Ayaklarını denk alsınlar” dediğinde tarih Aralık 2016’ydı.

İktidar ortağı ‘derin’ odakların manipülasyon aparatı Aydınlık iktidarın elini rahatlatmak üzere hemen devreye girdi. “Asker dediler IŞİD’li çıktı” manşetiyle, ‘olayı aydınlattı’!

Bunların üstünden neredeyse bir yıl geçtikten sonra, IŞİD’in yakarak öldürdüğü Sefter Taş’ın babası devletin ölümcül suskunluğuna daha fazla dayanamadı. Oğlunun akıbetini öğrenmek için gaiplik davası açınca devlet, Sefter Taş’ın IŞİD videosundaki iki kişiden biri olduğunu kabul etti. Taş’a şehitlik unvanı verildi, aile “devlet sağ olsun” dedi, konu kapandı.

Çakma gazete ‘karanlık’ yaptığı algı operasyonunu hâlâ savunuyor, çünkü işi o. Numan Kurtulmuş ise bugünlerde kayıp. Yoksa şimdi ona ve ona bu açıklamayı yaptıranlara, yalan bilgi ‘vatan hainliği’ ise, şimdi sizi hangi sıfatla anmalıyız Sayın Kurtulmuş ve diğer ‘sayın’lar diye sormak hakkımız.

Başka soruları da…

Sefter Taş ‘şehit’ olduğuna göre Fethi Şahin’e ne oldu? Fethi Şahin asker mi değil mi? IŞİD’e mi katılmıştı, yoksa jandarma istihbarat görevlisi miydi?

Yetkililerin ifadesine göre, IŞİD’in elinde olduğu belirtilen ama adı açıklanmayan üçüncü asker kim? Akıbeti ne? 

Başka bir soru; Sefter Taş ve Fethi Şahin’i öldürmekte kullandıkları malzemeler Türk malı mıydı?

Videonun yayınlandığı tarihlerde, Hürriyet gazetesinin Washington temsilcisi Tolga Tanış, Britanya merkezli ‘Conflict Armament Research’ adlı kuruluşun IŞİD’in silah ve mühimmat hammaddesini hangi ülkelerden temin ettiğine dair raporunu paylaşmıştı.

Tanış ‘roket yakıtında kullanılan şeker, patlayıcı yapımına uygun alüminyum, mühimmat ve silah bakımında kullanılan gres, havan mermisi yapımında kullanılan çimento ve roket yapımında kullanılan potasyum nitrat gübre’nin ‘Türk malı’ olduğunu belirterek, oldukça önemli bilgiler aktarmıştı.

Başka önemi bir soru, iki askeri öldüren IŞİD celladının Türk olduğu tespit edilmişti. Savcılığın, kimliğinin tespitiyle ilgili talebinin sonuçları nedir?

Bu kişinin kimliği tespit edildi mi?

Söz konusu İŞİD celladının Gaziantep’te polisin iki yıl adım adım izlediği ama tutuklamaya gerek görmediği  örgüt kampında eğitim görenlerden biri olma ihtimali var mı?

Bilindiği gibi Ankara Katliamı’nı gerçekleştirenlerinden Yunus Durmaz da bu kampta eğitim almıştı.   

Sorular… Yanıtsız sorular….

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…