Referandum sonrası ne olur?

Güce yaslananlar güçlerini kaybetmeye başlayınca kavgaya tutuşur, hakka yaslananlar güçlerini kaybedince ilkesinden şaşmaz. Bu ilke gereğince AKP içinde kavgaların artacağını düşünüyorum.


Referandumda bir  Erdoğan ısrarı vardı ve  popülaritesine güvenen lider şartları sonuna kadar zorladı. Toplumun pek içine sinmeyen bir teklif  tüm devlet imkanları ve medya desteğiyle  sunuldu ve kazanıldı. "Bu kadar germeyin, bu kadar anti-demokratik bir teklifi dayatmayın, toplumsal barış bozulmasın" dendi ama inat edildi ve sonunda toplum ortadan ikiye bölündü. Bu arada  zor bozulacak toplumsal barış, tehdit edilmeye devam edecek gibi görünüyor, bu, cepten yeme anlamını taşıyor ve toplumun  tahammülü de azalıyor.

YSK'nın umursamaz ve vicdanları sızlatmayan kararları çok rahatsız ediciydi. Aslında Perşembenin gelişi Çarşambadan belliydi. Referandum öncesi Muş'a gittiğimde köy köy evet çalışması yaptığını duyduğum Muş Valisi silahlı adamların olduğu sandık bölgesini eleştirenlere "kaybedince çamura yattınız" demiş. Bu aslında Kürtlere yönelik suçlayıcı dilin rahatsız edici olduğunu gösteren bulgulardandır. Ayrıca din istismarı söyleminden dindar Türkler ne kadar etkilenmişse dindar Kürtler de aynı oranda etkileniyor.
 
Ak Parti'de ne olur? Ak Parti referandumu kazandı ama Türkiye'nin kalbi İstanbul'u kaybetti. Din istismarı metodlarıyla devam etmeleri halinde artacak bir oy yok artık. Toplum ona bir sarı kart gösterdi. Bu sarı kartı hakkıyla takdir edebilecekleri aşamayı geçtiler. Çünkü geldikleri nokta geri dönüşümsüz bir yer ve güçlülerin demokrasiye dönme istekleri yok. Ak Parti içinde bundan sonra artan bir güç savaşı olur. Güce yaslananlar güçlerini kaybetmeye başlayınca kavgaya tutuşur, hakka yaslananlar güçlerini kaybedince ilkesinden şaşmaz. Bu ilke gereğince Ak Parti içinde kavgaların artacağını düşünüyorum. Çünkü artık yoğun bir yükselme ve yer kapma yarışındalar.
 
MHP bir bölünme sürecine girebilir. Bahçeli seçmenine hazmedemediği bir teklifi sunduğunu anlamıştır sanırım. Akşener hayırı kazandıramadı ama ülkücülerin gönlündeki lider adayı şu anda. Erdoğan da MHP'ye güvenmesinin çürük bir zemin oluşturduğunu anlamıştır. Ülkücüler bölünme korkusuyla Bahçeli'nin sözünü dinlemedi. 
 
HDP bu seçimde gücü zayıflatılmış bir partiydi ve Kürt illerinde sayılabilecek çok neden olsa da sonuçta istediği oranları yakalayamadı. HDP barış seçeneğini sürekli gündem etmeli, zira ülkenin gidişatı çatışmacı bir ortama gidiyor ve ne kadar olsa da dillendireceği barış söylemi sonunda kazanacak olandır.
 
CHP dindar halkı rahatsız etmeyen bir dil konusunda daha çok gayret sarf etmeli. Bu konuda bir gayret var ama yetersiz, somut ve samimi bir dil şart. 
 
Muhalefet ne yapmalı? Hayır seçeneği altında bir konuşma zemini bulduğuna sevinmeli ve daha iyisini istemeli. Kutuplaştırılmaya çalışılan bir toplumda konuşma seçeneğinin artması için yeni fırsatları aramalı. Çünkü gerginliğin ortak paydaya hitap etmeyeceği çok açık. Ak Parti'nin demokrasi ve hukuktan uzaklaştığını son Ak Partili de kabul edene kadar ve hep birlikte yeni bir toplumsal sözleşme inşa edene kadar mücadele edeceğiz.
 
Bundan sonrasında ne olur? Çalışmalarımda binlerce insanla muhatap oldum, maddelerin içeriği hakkında soran, bilgi isteyen çok azdı, halbuki çok kısa sürede özetliyorduk. Hep "Hayırcılar, din düşmanlarıyla beraber, darbeci, terörist" nakaratı vardı. Maddeler uygulandığında neye evet dediklerini anlayacak ve pişman olacaklar. Bu dilin bir müddet sonra alıcısı da azalacaktır.
 
2019 için konuşmak erken olsa da Ak Parti'deki erime devam ettiği müddetçe evdeki hesabın çarşıya uymayacağını söyleyebiliriz. Bu teklifin kazanmasıyla sevdiği insanın başkanlığını özleyenler önemli sürprizlerle karşılaşabilir. 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…