Sabah kahvesini Frida’yla içiyorlar

Sabah kahvesini Frida’yla içiyorlar
Nazife Bilgin Hazar toplu konutların duvarlarını ünlü ressamların tablolarıyla süslüyor. Mahalle sakinleri sabah kahvesini Frida’yla içiyor, dolmuştan Picasso’da iniyor.

Aynur TEKİN

ARTI GERÇEK - Ressam Nazife Bilgin Hazar yaptığı duvar resimleriyle Mersin sokaklarına Picasso, Kahlo gibi isimleri getiriyor ve modern bir deyişle dünya beş dakikalığına güzel bir yer oluyor.

"DENİZİ VE AĞACI ÇOK İSTEDİLER"

Hazar’ın resme olan ilgisi ilk olarak kara kalem çalışmalarıyla başlamış. 2011 yılında girdiği Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim bölümünde bu tutkusunu profesyonelliğe taşımış. Duvar resimleriyle ise üniversite ikinci sınıfta tanışmış. İlk olarak bir final ödevi için Mersin’de bulunan bir hayvan barınağına duvar resimleri çizmiş. Sonraki projeleri ise çocuk cezaevlerine ve kadın sığınma evlerine duvar resimleri çizmek olmuş. Bu çalışmaları yaparken çok farklı hayatlarla tanıştığını söylüyor: "Sosyal boyutu olan işleri yapmaktan çok keyif alıyorum. Çocuk cezaevinde çocukların isteği doğrultusunda resimler yaptık. Denizi ve ağaçları çok istediler. Yelkenliyi de istediler tabii." 

ARADIĞI PROJEYİ BULDU

Hazar’ın çalışmalarından haberdar olan Toroslar Belediye Başkanı, Hazar’dan boyası dökülen 34-35 yıllık toplu konutların dış cephesine duvar resimleri çizmesini istemiş ve Temmuz ayında proje başlamış. Hazar, hayallerinin gelip kendisini bulmasına şaşırıyor ve şöyle diyor: "Sık sık gözüm duvarlara takılır. Otobüse binerken yürüyüş yaparken hep duvarlara bakarım. Sokakla etkileşimin önemli olduğuna inanırım. Bu yüzden oradan geçen insanların mutlaka gördüğü ve aşina olduğu eserleri duvarlara resmediyorum. Zaten bu proje bana teklif edildiğinde ‘aradığım proje bu’ demiştim. O gün bugündür, iz bırakan yerli ve yabancı sanatçıların eserlerini çiziyorum."  


Hazar, çalışmaya başlamadan önce toplu konut duvarlarının çok kötü bir halde olduğunu belirtiyor: "Olmadık yerlerden geçen borular var, pencereler sonradan açılmış. Ne yapabiliriz, bu duvarlara nasıl ruh katabiliriz diye düşündük ve ünlü ressamların çalışmalarını seçtik." 



"GÖRME KONUŞMADAN ÖNCE GELİR"

Geçmişten bu güne duvar resimlerinin önemli bir anlatım aracı olarak kullanıldığını belirtiyor: "Mesela İngiliz sanat eleştirmeni John Berger’in Görme Biçimleri kitabı şöyle başlar; ‘görme konuşmadan önce gelmiştir.’ Görsellik her zaman sözden daha baskındır. Duvar resimleri de bu şekilde daha çok kişiye ulaşıyor. Yolunuz her gün bir galeriden geçmez ama bir sokaktan geçer. Oradan geçen yüzlerce insanın mutlaka dikkatini çeker, her gün oradan geçtiği için oradaki renkler ve çizgiler akıllarında kalıyor." 


Duvar resimleri semti hareketlendirmiş. Mahalleli, ressamlar ve eserleri üzerine araştırma yapmaya ve Hazar’a sorular sormaya başlamış. Osman Hamdi Bey, Frida Kahlo, Leonardo da Vinci, Pablo Picasso en önemli sohbet konusu olmuş: "Mesela gelip ‘bu Van Gogh’un Yıldızlı Geceleri değil mi’ diye soranlar oluyor. Ben Frida’nın bir kısmını çalıştım, portre şeklinde. Gidip eserin orijinalini araştıran ve sonra gelip "Biz bu fotoğrafın tamamını gördük" diyenler oluyor. Karşı apartmandan gelen başka bir geç kız, Frida’yı çok seviyormuş. Filmini izlemiş ve kitabını okumuş. Şimdi de ‘Ben sabah kahvemi Frida’ya bakarak’ içiyorum diyor." 


Projenin başında duvar resimlerinin Hazar’a ait olması istenmiş; fakat Hazar iz bırakan ressamlara saygısızlık olur diye kabul etmemiş. Yalnızca tek bir duvara kendi resmini çizmiş: "Panjurlar, benim resim. Çocukluğumda gerçekten kırmızı panjurlu bir evimizin olmasını isterdim. O panjurlar bitince ben buraya pencere açmalıyım ve dantelli perdeler çizmeliyim dedim. Eskiden çok moda olan dantel motifleri çizdim. Baykuş ise en sevdiğim hayvandır." 


SEVMEK İŞİN ÖZETİ

Hazar, oldukça programlı bir ressam... Çalışırken öğle yemeği dışında mola vermiyor. Mesai yapar gibi 9-5 çalışmasına devam ediyor. Kahvaltısını hiç atlamıyor. "Vazgeçilmezim Türk kahvesidir" diyor. Kendisine pek çok yeni teklif geldiğini fakat öncelikli işinin toplu konutları bitirmek olduğunu söylüyor. Yeni çalışmalar için aceleci değil, elindeki işi en güzel şekilde tamamlamadan başka bir iş almak istemiyor. İlhamını ve çalışkanlığını hayatı sevmekten alıyor. "Sevmek lazım, benim işlerimin özeti bu" diyor.

"HALI SATICISI" GELİYOR

Hazar, yakın bir zamanda Osman Hamdi Bey’in Halı Satıcısı ve Leonardo da Vinci'nin Kakımlı Kadın’ını da çalışacak. Hedefi toplu konutların bulunduğu mahalleyi bir açık hava sanat galerisine dönüştürmek. 

Öne Çıkanlar