Süryani temsilci: Korkarım bir KHK ile Müslüman yapılacağız

Geçmişte Avrupa'da yaşayanların ana vatanlarına dönmesi için yoğun çabalar sarf ettiğini, şimdi ise çocuklarını güvenlik ve eğitim için yurt dışına göndermek istediğini söylüyor.


Batman'da azınlıkları daha yakından tanımaya çalışıyorum. Ezidiler ve Süryanilerin hem kültürel yaşamlarını hem de şikayetlerini dinlemek istiyorum. Arkadaşlarımla Gercüş üzerinden Midyat' a varıyoruz. İlk durak bir Ezidi mabedi ve mezarlığı, mezarlar bakımlı ve her mezarın uzerinde Melek-i Tavus'u temsil eden resimler var. Mezarların bazılarında ayrıca tavsiyeler, istekler belirten siirler de var. Daha sonra "Bacin' isimli Ezidi köyüne gidiyoruz. Yaşlı Ezidi amca ve teyze yaz dolayısıyla yaşadıkları Almanya'dan köylerine gelmisler. Kahvelerimizi icerken şu an bölgede kim hangi sorunu yaşıyorsa, daha fazlasını yaşamadıklarını söylüyor Abuzet amca. Aslında inançlarının Zerdüştlük olduğunu belirtiyor. Allah'a inandıklarını ama 'Adem'e secde et' emrini dinlemeyenin melek oldugunu ve meleğin şeytanlaşamayacağınainandıklarını, dunyayı 7 büyük meleğin Allah'ın emriyle idare ettiğine inandıklarını söylüyor. "Biz yalnızca Allah'tan isteklerimizi isteriz" diyor. Ezidi kimliği için askerde çok dayak yediğini anlatıyor. Mardin, Midyat yöresinde çok kültürlü yapının en büyük zenginlikleri olduğunu vurguluyor. Ezidilerin adları genelde Müslümanlıkların kullandığı isimlermiş, inanç ve kültürler arasında muazzam bir etkileşimden söz ediyor.

Ezidi amca tüm dinlerin ortak evrensel değerlerine vurgu yapıyor, teorik olarak farklılıkları bir sorun görmediklerini, pratikte çeşitli dönemlerde devlet ve bazı Ezidi aşiretlerin Ezidilere eziyet ettiğini söylüyor. "Şeytan" metaforunun bazı Müslümanlarca kendilerine karşı olumsuz bir algı oluşturmak için kullanıldığını belirtiyor. Özgür irade ile yapılan tercihlere saygı duyduğunu, geçmişte sırf sürgün ve katliam yaşamamak için bazı Ezidilerin gönülsüz de olsa Müslüman olduğunu belirtiyor.

Geşmişte binlerce Ezidi'nin yaşadığı Kürt coğrafyasında terk edilmiş metruk evlerin varlığının kendisine büyük bir eziyet kaynağı olduğunu, en büyük hayallerinden birinin yeni kuşak Ezidilerin vatanlarına geri dönmesi olduğunu söylüyor.

100 yıl önce Müslümanların Ezidilerle birlik olup Süryanileri katlettiğini üzüntüyle anlatıyor. Bebeklerin, öldürülmüş annelerinin memelerini bırakmadığını dedelerinin gördüğünü, bu acı hatıraları unutamadıklarını söylüyor. Onunla ileride tekrar buluşmak üzere vedalaşıyoruz.

Midyatta Mardin Süryani Birliği derneği başkanı Yuhanna Aktaş ile görüşüyoruz. Ülkedeki, bölgedeki son gelişmelerden çok rahatsız, can ve mal güvenliğinden endişe ediyor. Süryani'lerin dini mekanlarının, arsalarının, vakıflarının 2008'de biten mülk edinme yasağından dolayı, önceden tüzel kişiliklere devredildiğini ve Büyükşehir yasa değişikliğinden sonra mülkünün Hazineye, kullanımının Diyanet' e devredildiğini büyük bir üzüntüyle anlatıyor. 'Mahkemeye başvuracağız ama Türkiye'de mahkemelerin durumunu biliyorsunuz' diyor, 'bu arada o alanları kullanamayacak mısınız?' diye sorduğumda gülüyor 'malı gasp edilen bizlere karar kesinleşene kadar buraları kullanmanıza müsaade ettik dediler' diyor, 'ihsan etmişler' diyor. Bu uygulamanın kendilerinde devlete olan güven konusunda travmaya neden olduğunu, bu hatadan acilen dönülmesi gerektiğini belirtiyor.

Yuhanna bey çok öfkeli ve umutsuz, 'hiçbir zaman bu kadar karamsarlaşmamıştık' diyor. Geçmişte Avrupa'da yaşayan Süryanilerin bölgeye, ana vatanlarına dönmesi için yoğun çabalar sarf ettiğini, şimdi ise çocuklarını güvenlik ve eğitim için yurt dışına göndermek istediğini söylüyor. Pasaportlarını hazırlamış, bize gösteriyor 'bana birşey olsa önemli değil ama insanın çocukları başka, onlara dayanamam' diyor.

Geçen senelerde karikatür krizi yaşandığında çok tedirgin olduklarını, dükkanının etrafını önlem olarak polislerin sardığını ve saldırı tehdidi hissettiğini söylüyor. 'Dini saiklerle ayağa kalkıyorlar ama ayağa kalkanları tanıyorum, dindarlıkla alakası olmayan serseri, çapulcu, ayak takımı. Müslümanlar dinlerini tanımıyor, bilmiyorlar, dinlerinin hak, hukuk, adalet gibi bizim inancımızla da örtüşen esaslarını bilmedikleri için başta siyasiler olmak üzere örgüt ve çeşitli organizasyonların yanlış yönlendirmelerine çok kolay kanabiliyorlar' diyor.

'Haydutluk bu' diyor Yuhanna bey, 'bu gasp kararına çok üzgünüz, 6000 yıldır buralarda yerleşmiş kadim bir medeniyetin insanlarıyız, bizim mallarımızı niye gasp ediyorlar ki? Biz Hristiyanlar için zaten din devleti kurmak gibi bir ideal yoktur ki, devleti güç edinme aracı, güç isteğini de zulüm olarak görürüz, evet Haçlılar işgal zihniyetiyle hareket ettiler ama biz onları eleştiriyoruz, şu anda İslam dünyasında yöneticiler nasıl ki güç isteğini kullandırıyorsa o günde Haçlılar dini siyasi emelleri için kullanarak işgalleri gerçekleştirdi. Biz kültürümüzü, dinimizi yaşamak istiyoruz' diyor. Kapatılan 'Mardin Süryani birliği' derneği için kararı Yargıtay'ın bozduğunu, yerel mahkemenin kararında direnmesi üzerine son karar için Yargıtay'ın sonucunu beklediklerini söylüyor. 2 yıldır dini törenlerini yapamıyorlarmış, ülkenin halini bir felaket olarak değerlendirerek 'Korkarım bir KHK ile Müslüman yapılacağız' diyor.

15 Temmuz törenlerinin çarşı içinde yapılmasından tedirgin, 'her an birileri saldırabilir, diye diken üstündeydik' diyor. Törenlere Hristiyan, Süryani muhtarların katılımının zorunlu kılındığını Kur'an ve ilahileri dinlemek mecburiyetinde kalmalarını garipsediğini söylüyor. 'Zaten okullarda zorunlu din derslerinde zorlandık' diyor. Ak Parti'nin demokratikleşme adımlarından umutlanarak bir Hristiyan olarak Ak Parti'ye oy verdiğini ama şimdilerde büyük hayal kırıklığı yaşadığını söylüyor. Ötekileştirilen muhafazakarların kendilerini anlayacağını, sahip çıkacaklarını umduklarını, partinin ilk yıllarında oldukça yüksek beklenti içerisinde olduklarını, fakat gelinen aşamada büyük bir hayal kırıklığı yaşadıklarını belirtiyor.

Yuhanna bey'e göre iktidarda olan muhafazakarlar İslamdan uzaklaştı. Ak parti gerçek islamdan uzakta, bazı dini söylemleri kullanarak yıllardır 'safları sıklaştırdığına' inanıyor, 'bu söylemler aslında dini sanılmakla beraber özünde milliyetçi karaktere sahip' diyor.

Yuhanna Aktaş'a 100 yıl önceyi soruyoruz. Ermeni soykırımı sırasında Süryanilerin de saldırıya uğradığını anlatıyor. O zamanlar 500 bin civarında nüfusu olan Süryanilerin şu an bölgede 3000 kişi civarında olduğunu, İstanbul'da 50.000 civarında bir topluluklarının da olduğunu ekliyor. 'Kala kala bu kadar kaldık, zamanında bölgedeki Kürtler Süryanileri öldürürken dedelerinin Kürtlere 'kullanılıyorsunuz, biz öğle yemeği olduk siz de birilerine akşam yemeği olursunuz' dediklerini ama anlatamadıklarını ifade ediyor. Şu an Türkiye'de yaşananların dedelerini haklı çıkardığını belirtiyor.

Dıştan görüntüsü ve iddiası 'İslam' olan bir iktidarın Ezidiler ve Süryaniler açısından hali bu. Dindar bir Müslüman olarak bu durum beni çok üzdü, kimsenin din adına zulüm yapma yetkisi yoktur. Durumu düzeltmek her din ve kesimden adil insanlara kalıyor. Çünkü Peygamberim Hz. Muhammed'in Hristiyan ve Süryanilere emanname verdiğini biliyorum. Deyrul Zaferan manastırında korunan emannamede söylenen şudur.

"BİSMİLLAH-İ EL- RAHMANİ RAHİM VELHAMDÜ LİLAH-İ RAB-ÜL ÂLEMİN VE BİHİ NÜSHAİN-AMİN

Allah'ın Resul'ü Muhammed İbn-i Abdullah İbn-i Abdülmuttalib'in verdiği Ahidnamenin Suretidir ki; Mısır'daki Kıptiler ve diğer ülkelerdeki Nasrani Cemaatlere verilmek üzere kaleme alınmıştır. Bu ahid tarafımdan, nerede ikamet ederlerse etsinler bütün zımni Nasrani Süryanilere verildi. Bizlerden onlara koruma vardır, bizim onları gözetmemiz Allah içindir. Çünkü onlar Allah'ın yeryüzündeki emanetidir ve İncil'de, Tevrat'ta, Zebur'da indirileni korumaktadırlar. Biz Aziz Allah tarafından onları korumakla emredildik. Bütün bölgelere hükmeden Müslüman emirler, valiler, sultanlar ve İslam dininin fakihlerine emir verilmektedir ki; bunu anladıktan sonra doğudan-batıya, güneyden-kuzeye kadar Nasrani dininden kimseye baskı yapmamakla mükelleftirler. Bu husus sıkı bir şekilde teyit edilmiştir. Onların gözetilmesi hususunu Allahu Teala için emrettik. Bütün Nasraniler için emrettiğimiz bu ahidnameyi ihlal eden, hiçe sayan ve ahidnameye muhalefet eden, terk eden ve söylediklerimizin aksini yapan, Allah'ın akdi ve misakını fesheden, ihlal eden ve hor görenler, ümmetimden hâkimler tarafından cezalandırılacaktır. Onların himayesini kendi üzerime alıyorum. Benden istedikleri ahid; Allah'ın vacib ettiği ve onlara misak vermek için gönderilen bütün enbiya, evliya ve asfıye'ye, önceki ve sonraki tüm Müslümanlara saygı olarak verilen bir ahidnamedir. Benim ahdim ve misakım Aziz Allah'ın ahdidir."

*(Süryaniler ve Seyfo, 1. Cilt, s.120-127 Kemal Yalçın, 27.6.2017)

 

@gergerliogluof

www.omerfarukgergerlioglu.com

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…