Artı Gerçek

Aziz Nesin'in ölüm yıldönümünde Ergenekon yok diyen aydın müsveddeleri

Nedim Şener’in sözde demokrat olarak yoldaşlarımızın katili Hanefi Avcı ve Veli Küçük’ü nasıl da bağırarak savunduğunu görünce aklıma bu taşlamalar geldi.


Aziz Nesin 12 Eylül darbesi sonrası Kenan Evren için yazdığı bir taşlamada:
Bir kendisi var her şeyi bilen,
Başka bilen yok sanıyor

Herkes kendini bir bok sanır
Ama bu herif
Kendini iki bok sanıyor, demişti.
Nesin Vakfı’na gitmiştim, 2-3 gün kaldıktan sonra babam 2 yazı verdi, Milliyet Sanat’ta sevgili Zeynep Oral’a verecektim. Demokratlığından asla şüphe etmediğim Zeynep Oral diğer yazıyı yayımladı ama bunu Milliyet’te yayımlayamadı. Sonra Oğuz Aral, Gırgır dergisinde yayımladı ve dergi kapatıldı. Günaydın gazetesi ve Gırgır’ın sahibi Haldun Simavi değişik bir insandı ve darbeye karşı duruyordu.

Yaşamımda ilk kez babamın bir öyküsünü dışarıda okurken kendimi tutamadım ve vapurun ortasında kahkahayı bastım. Daha sonra Hazreti Dangalak adıyla yayınlanacak taşlamanın bir bölümünde:
Aman efendim
O’na ne kadar benziyorsunuz,
Konuşmalarınızı izliyorum,
Ama ne olur
O’nun gibi konuşsaydınız da yellenir gibi konuşmasaydınız.
Aman efendim aynı O gibisiniz,
Hık demiş de burnundan düşmüş gibisiniz
Ama akraba olmadığınızdan burnundan düşemezsiniz
Ama pıt demiş de bi yerlerinden düşmüş gibisiniz.
diye devam etmiş.

Geçen gün Ergenekon ve Balyoz davaları tam, kesin, hakiki ve öz olarak beraatle sonuçlandı. Televizyonda Nedim Şener vardı, tutuklandığında benim de protesto yürüyüşlerine katıldığım Nedim Şener.

İşte babamın ölüm gecesi yaklaşırken, annem 86’ya merdiven dayamışken ve ben onu artık bir daha göremeyecekken, asmanın altında ağabeyim Ali’yi, eşimi, çocuklarımı düşünürken Nedim Şener’in sözde demokrat olarak yoldaşlarımızın katili Hanefi Avcı ve Veli Küçük’ü nasıl da bağırarak savunduğunu görünce aklıma bu taşlamalar geldi.

Nedim Şener o dönemde Ergenekon Davası’nın iyice aydınlanması için imza toplayan aydınlara kan kusuyordu “Hanefi Bey” derken. Bir ara sandım ki “Ergenekon” diyeni mıhlayacak stüdyonun ortasına, kıç cebinden keleş çıkarıp tarayacak bütün aydınları.

Evet, Almanya’da babamın 24. ölüm yıldönümünde, bana kalanları, onlarla yaşayacağım mutlulukları düşünürken, hayalimde gülümserken babama söz verdiğim için akıtamadığım göz pınarlarıma, bu kendini iki bok sananlar, pıt demiş de birilerinin biyerlerinden düşenler geçti önümden şerit halinde ve bir daha hoşgeldin ve hoşgirdin demokrasi diyorum yaşamıma.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…