Artı Gerçek

'Reis' gemilerin peşinde mi?

Küçük tekne kaptanlarına da reis deniyor, ama bu yazının konusu olanlar biraz tekne irisi, taşıdıkları yük ve silah, istikametleri başka bir ambargolu ülke, çıktıkları yer ise Türkiye...


Bu yılın mayıs ayı sonlarındaki bir olayı herkes gibi ben de unutmuştum. Ama arşiv unutmuyor! 25 Mayıs'ta Agence France-Presse, Türkiye'den yola çıkıp biri Yunanistan'a diğeri de Nijerya'ya giden iki ayrı geminin, bu ülkelerin sahil güvenlik birimleri tarafından durdurulduğunu yazmıştı. Bu gemilerde silah ve patlayıcı olduğu iddia edilmişti. Gemilerin aranması üzerine bu iddialar doğrulandı. Nijerya polisi, gemide gizlenmiş 500 kadar pompalı tüfek ele geçirildiği bilgisini verdi. Daha sonra yaptıkları bir açıklamada da Nijerya polisi, Türkiye'den Nijerya'ya sadece 2017 yılında 4 gemide yapılan aramada 2 bin 500'den fazla kaçak silah yakalandığını bildirdi. Bu silahların tümünün Türkiye'den geliyor olması Nijerya polisini tedirgin etmiş. Diplomatik olarak da Türkiye ile iletişime geçilmiş. Nijerya'nın adının son yıllarda Boko Haram adlı örgütle anıldığı hatırlatmasının ardından arşivden bir başka bilgiye daha gözatalım: 

2014'te ortaya çıkan ses kayıtlarında o dönem başbakan olan Erdoğan'ın danışmanlarından Mustafa Varank'ın bir THY yetkilisiyle yaptığı görüşmenin kayıtları da internete düşmüştü. Bu görüşmede, THY'de Özel Kalem Müdürü olan Mehmet Karakaş, "Onlarca malzeme taşıyorum Nijerya'ya gidiyor şu anda. Müslümanları mı öldürecek, Hristiyanları mı öldürecek, vebal altındayım" diyordu Mustafa Varank'a. O da MİT Müsteşarı Hakan Fidan'la konuşup haber vereceğini söylüyordu. 

 

Sudan'a giden gemide patlayıcı

Yani, Nijerya'ya Türkiye'den kaçak silah yollandığı iddiasıyla ilk kez karşılaşmamıştık. Ama Nijerya meselesini şimdilik bir kenara bırakalım, o arşivde biraz daha beklemeye devam etsin. 

Biz bu sefer, Yunanistan'da yakalanan geminin akıbetine bakalım biraz. Çünkü Mekong Spirit adlı bu gemi, patlayıcı malzeme taşıdığı için Yunanistan'da Kos adası yakınlarında durdurulmuştu. Gemi, tahmin edeceğiniz gibi Malta bandıralı. Ama yükünü o da Türkiye'den doldurmuş. Verilen bilgilere bakılırsa gemide tümü Ukraynalı 17 mürettebat varmış. Geminin son durağı da Sudan olarak açıklanmış. Sudan, bildiğiniz gibi o dönemde BM tarafından silah ambargosu uygulanan bir ülke idi. Devlet Başkanı Ömer El Beşir ise, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde halkına karşı soykırım uygulamaktan ve insanlığa karşı suç işlemekten gıyabında yargılandı. Hakkında şu anda savaş suçlusu olarak 2 ayrı tutuklama kararı var. Beşir, UCM'yi tanımayan çok az ülkeye seyahat edebiliyor. Bunlardan biri de Türkiye. Daha 13 Aralık'ta İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısı için İstanbul'daydı. 10 gün aradan sonra bu kez Erdoğan Sudan'a gitti. Beşir'in Erdoğan'ın yakın dostu olduğu biliniyor da bu kadar kısa bir aradan sonra bu ikilinin yeniden görüşmesi yine de dikkat çekiyor. 

 

Patlayıcılar Türkiye'den 

Sadece olayları arka arkaya sıralarsak karşımıza şöyle bir manzara çıkıyor. 

Yunanistan sahil güvenliği, Mayıs ayı sonlarında Mekong Spirit adlı bir gemide arama yapıyor.

Gemide patlayıcı bulunuyor.  

Gemi, denizcilik sektörünün vergi cenneti Malta'nın bayrağını taşıyor. 

 Yükünü Türkiye'den alıyor, yani bir başka deyişle silahlar Türkiye'den yükleniyor.  

Gemi, yüküyle birlikte Sudan'a gitmeye çalışıyor ama Sudan'a BM ambargosu var. Sudan, silah, patlayıcı alıp satamıyor.  

Geminin 17 mürettebatı da Ukraynalı. 

Yunan sahil güvenliği gemide patlayıcı bulunca, ve bu patlayıcıların da Sudan'a gittiği anlaşılınca gemiyi alıkoyuyor. Anlaşılan o ki, gemi halen Yunanistan'da muhtemelen de Girit'te tutuluyor. Yani gemideki patlayıcıların tıbbi ya da benzeri bir amaç taşımadığı ve BM ambargosunu deldiği bu durumda kesinleşmiş gibi görünüyor. Çünkü olayın üzerinden tam 7 ay geçmiş. 

Bununla bağlantılı mıdır değil midir yorum yapmak zor ama Erdoğan'ın Ekim ayında Ukrayna'ya yaptığı ziyaret, biraz şaşırtıcı bir ziyaretti. Gemi mürettebatının Ukraynalı olmasının bu ziyaretle ilgisi var mı bilinmez ama Erdoğan, Ukrayna'ya giderek en yakın dostu Putin'i kızdırmayı göze almıştı.

 

Erdoğan neyin peşinde? 

Erdoğan'ın Yunanistan ziyareti de benzer ölçüde şaşırtıcıydı. Bu ziyaret, bizzat Erdoğan tarafından talep edilmişti. Esip gürlemelerinin yanı sıra Erdoğan'ın orada mülteci pazarlığı yaptığı ortaya çıktı. Türkiye üzerinden Avrupa'ya geçmeye çalışan ve çoğu Yunan adalarında kamplarda tutulan, ekonomik olarak da Yunanistan'ın "ağır bir yük" diye tanımladığı mültecileri geri almaya söz verdiği Yunan gazetesi Kathimerini'nin haberiyle açıklığa kavuştu. Bu sözün karşılığında Erdoğan ne istedi onu da bilmiyoruz. Gemi olabilir mi, ya da gemideki yükle ilgili raporlar? Sadece bir soru, bu kadar rastlantı biraraya gelince insan düşünmeden edemiyor.  

Erdoğan, daha neredeyse 10 gün önce birlikte olduğu yakın dostu El Beşir'i özleyip Sudan'a gitmediyse bu ziyaret de aynı şekilde soru işaretleri ile dolu. Üstelik de dünyanın önemli bir bölümünün savaş suçlusu olarak tanımladığı bu kişiyle bugünlerde Erdoğan'ın yanyana görülmesi de biraz tehlikeli. Ne de olsa Erdoğan için de UCM'yi adres gösteren hukukçu sayısı az değil. 

"Reis" bu tehlikeleri göze alıp gittiğine göre mevzu ciddi. 

"Reis"in Sudan ziyareti, saray katiplerince ballandıra ballandıra anlatılıyor. El Beşir'in Erdoğan'a taktığı madalyalar, işin sadece magazin boyutu. Bir de ekonomi boyutu var. Şu anda Sudan'la yıllık 500 milyon dolar olan ticaret hacminin 20 kat arttırılıp 10 milyar dolara çıkartılması gibi afaki bir rakamdan söz ediyor Erdoğan. Sudan'a BM ve ABD ambargosunun -her ne kadar Trump tarafından henüz netliğe kavuşturulmamış olsa da-  kaldırılıyor olması, birçokları gibi Türkiye'nin de iştahını kabartıyor. 

 

Sudan'ın savaş suçlusu Başkan'ı

Erdoğan'ın ziyaretinin gerisinde yatan tek neden bu da olabilir. Ama Ukrayna, Yunanistan ve Sudan gezileri arka arkaya gelince sormadan edemiyor insan, "Reis gemisinin peşine düşmüş olabilir mi?" diye. Bu da ne garip soru demeyin. Ömer El Beşir, Darfur'da soykırıma neden olduğu için, yani halkını katlettiği için yargılandı Lahey'de. Darfur'da 2003'ten 2008'e kadar  silahlı ayaklanma bahanesiyle 30 bin kişi katledilmesinden ve 200 bin kadar insanın açlık ve sefalet nedeniyle ölümünden sorumlu tutuldu. Evini yurdunu terk eden 2 milyon 700 bin insan mülteci kamplarında yaşamaya başladı. Katliam, Sudan hükümet ve yerel yönetimince desteklenen ve İslamcı ideolojiyi savunan milisler tarafından gerçekleştirildi. Olayların ardından Sudan, biliyorsunuz ikiye bölündü Kuzey ve Güney olmak üzere. Her iki Sudan da bugün açlıktan, hastalıklardan kırılıyor. Sizce Ömer El Beşir'le bu yakınlık, Türkiye cumhurbaşkanı sıfatıyla girilen bu ilişki de garip değil mi? 

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…