Artı Gerçek

sandık güvenliği mi? bak bunu kimse akıl etmemişti!

bugün seçimlerin güvenliği üç faklı alanı kapsıyor. kütük güvenliği, sandık güvenliği ve sistem güvenliği. seçimlerde alınacak tavır ne olursa olsun bu üç alanla ilgili çalışmak gerekiyor.


geçenlerde muhtarlığa işim düştü, orada iki kadınla tanıştım; gelin-kaynana öfkeden çıldıracak haldelerdi. tesadüfen muhtara gelmişler ve evlerinde uzunca bir süredir hiç tanımadıkları altı kişinin daha yaşıyor göründüğünü öğrenmişler. ve bu insanları sildirmek için çok da yakın olmayan nüfus müdürlüğüne gitmek zorundalar. bu vesileyle e-devlette aile kayıtlarında hayatta görünen, kime oy verdiğini merak ettiğimiz ölmüşlerimizi sorduk, onları da nüfus müdürlüklerinden sildirmek mümkünmüş.

şunu asla unutmamalıyız bence. referandum’da yüzde 51’i bütün bunlara rağmen aldık biz; ilan edilenden değil, muhalefet partilerinin sahip çıkmadığı yüzde 51’den bahsediyorum. bunların yeterli olmadığı düşünülmüş olacak ki geçen gece yangından mal kaçırırcasına meclis’ten geçirilen seçim yasasında başka önlemler de var. mesela mühürsüz oylar, kullanılan oyların o sandığa ait olmasının teminatını ortadan kaldırıyor. güvenlik güçlerinin sandık kurulu ve seçmenler üzerinde baskı kurması ihtimali artıyor. seyyar sandık uygulaması sandıkların denetlenmesini çok zor hatta imkânsız hale getiriyor.

bu sürecin en ilginç yanlarından biri şu bence: sürekli olarak, önümüzdeki seçimde sandık güvenliğinin korunacağından bahsedenler var. bunların daha önceki seçimlerde sandıklarda ne olup bittiğinden haberdar olmadığını ve buna rağmen siyaset yapabildiklerini görmek açıkçası şaşırtıcı. kaç seçimdir partili, patisiz insanlar sandıkları korumak için örgütleniyor, mücadele ediyor, oyları ilçe sandık kurullarına kadar takip ediyor, telefon aplikasyonlarıyla kaydediyor. ve bir kısmı chp ileri geleni olan siyasetçiler, bu seçimde sandıkları korumaktan bahsediyor. her şey bir yana, sabahın köründe evinden çıkıp gece yarısına kadar uğraşan seçmenlerine ayıp!

ama mansur yavaş’ın ankara belediye başkanlığını kaybetmesiyle başlayan ve son referandumda ayyuka çıkan gelişmeler meselenin sandıkta bitmediğini gösterdi. bugün seçimlerin güvenliği bence üç faklı alanı kapsıyor. kütük güvenliği, sandık güvenliği ve sistem güvenliği. ve seçimlerde alınacak tavır her ne olursa olsun bu üç alanla ilgili çalışma yapmak gerekiyor.

kütüklerin takibi ve gerçek halini alması, her sokakta, her apartmanda yürütülecek uzun bir kampanyayı gerektiriyor. yeni seçim yasası sandık güvenliğini sağlamayı git gide daha zor hale getirdi ama bu yine de mümkün olabilir. ysk’ya teslim edilen rakamları korumak mümkün mü, bilemiyorum; bu parti merkezlerinin uğraşacağı bir konu.

bugün siyaset üzerine yürütülen bütün tartışmanın seçimlere odaklanması gerçekten büyük bir talihsizlik. ama illa bunu konuşacaksak bence bazı noktalara dikkat etmemizde yarar var. bunlardan ilki şu: etkili bir sonuç almak sadece verdiğiniz kararla ilgili değildir, bazen ne yaparsanız yapın sonucu değiştiremezsiniz. özellikle etki alanı sınırlı olan sosyalist solun tutumunun seçimlerde belirleyici bir sonuca yol açması çok gerçekçi bir beklenti değil. hele mitinglerde yanında duranlara, seçimlerde oylarını emanet edebilecekleri alternatif önermekte güçlük çekenler için bu hiç gerçekçi değil. eğer bugüne kadar bütün seçimlerde boykot edilmesini önerdiyseniz bu seçimle ilgili boykot çağrınızın karşılık bulması ihtimali de yüksek değil.  

bir de tabii, seçimlerin bütün siyasal tutum ve görüşlerimizi ifade edebileceğimiz bir platform olmadığını aklımızda tutarak davranmakta fayda var. seçmen iradesine el konulmayan seçimler aracılığıyla bile değiştirilebilecek çok az şey var. ama önümüzdeki seçimlerde seçim sonuçlarını bile etkilemenin imkânsız olması kuvvetle muhtemel.

gözlerimizi iktidarın işaret ettiği yerlerden uzak tutmayı, “bak kuş çıkacak!” denilen yere değil, sihirbazın eline bakmayı öğrendik. ama belki aynı önlemi başka parlamenter güçlere ve çok sık yanılıp hiç özür dilemeyen, tek bir öngörüleri bile gerçekleşmemiş olanlara da uygulamalıyız. işaret ettikleri yere değil, sonuçlara bakmalıyız.

seçimlerle ilgili bugünden neler yapmamız gerektiğini, neler yapabileceğimizi konuşalım tabii ama o arada, mevzilerimizi, kurumlarımızı ve hem teker teker hem de toplu halde kendimizi korumanın yolları üzerine de düşünelim bence. gücümüz seçim sonucunda olabilecekleri engellemeye yetmeyebilir ama yeteceği bir şeyler mutlaka vardır ve yaklaşan için hazırlık yapmak, belki bu defa hazırlıksız yakalanmamak da gerçekçi bir hedef olabilir.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…