Artı Gerçek

Van Müftülüğü ne yapıyor?

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Van Müftülüğü’nün bütün bu dilekçelerinin ardından harekete geçip geçmeyeceği merak konusu.


Memleketin ihbarcı-muhbir ahlakı, hayatları tarumar ederken, devletin soyut varlığı “güçlünün efeliğine” indirgenmiş durumda.

KHK ile ihraçların hukuksuzluğuna dair çok şey yazıldı, söylendi. Kimi ihraçlarda iftiraların, kurum içi çekişmelerin etkili olduğu da konuşuldu. Buna dair çarpıcı örneklerden biri Van Müftülüğü bünyesinde yaşandı.

Diyanet ve Vakıf Emekçileri Sendikası'nın üyelerinin ihraçlarında etkili olan “andıç”ları gündeme getirmiştim. Yazımda savcılığın kovuşturmaya gerek yok kararına rağmen, müfettiş raporlarında kullanılan tanık ifadelerinin ihraçlarda nasıl kullanıldığını yazmıştım.

O “andıç”lara konu olan tanık ifadeleri şimdi tek tek geri çekiliyor.

Van Edremit Müftülüğü bünyesinde imam olarak çalışan Ali İnan, ihraç edilen isimler hakkında verdiği ifadelerin gerçeğini yansıtmadığını belirten bir dilekçe yazdı.

Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu’na atfen yazılan dilekçede Van Edremit Çimento Camii imamı Ali İnan “vicdanen” rahatsız olduğunu belirterek “ifadelerimdeki itham ve söylemler gerçeğe aykırıdır” diyor. Daha dikkati çeken ifade “ilçe müftüsünün yönlendirmesi ile” beyan verdiğini söylüyor.

Dilekçesindeki tam ifadeleri şöyle:

18.04. 2017 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığı 1181 sicil müfettişliğine ekli ifade tutanağında isimleri zikredilen ve 695 sayılı KHK ile görevlerinden ihraç olunan şahıslar (personeller) hakkındaki görgü tanığı olarak yazılı ve imzalı beyanlarım gerçeği yansıtmamaktadır. O anki ailevi sıkıntılarımdan dolayı ifadelerime konsantre olamadım. İfadelerimdeki itham ve söylemlerim gerçeğe aykırıdır. Bu nedenle sakin bir kafa ve akli selim ile düşünüp vicdanımla baş başa kaldığımda anladım ki bu ilgili şahıslar hakkındaki ifadelerim doğru değildir. Gerçek irademin dışında gerçekleşmiş olan bu durum ilgili müfettişin benimle iletişime geçip (ilçe müftüsünün yönlendirmesiyle ) beni çağırması sonucunda ekteki yanlış beyanlarımı müfettişe vermiş bulunmaktayım. Bu durumdan dolayı duyduğum vicdan azabından, sebep olduğum haksızlıktan ve ilgili Diyanet Müfettişliği huzurunda takdir etmeniz durumunda yeniden ifade vermek istiyorum. Bu dilekçeyi özgür irademe dayalı, hiçbir baskı altında kalmadan kendi el (Ali İnan’ın ifade bozukluğu) yazıyorum."

Başka bir “itiraf” dilekçesi ise Diyanet işleri Başkanlığı’na 31 Ağustos tarihinde Van Diyanet-Sen temsilcilerinden Müşerref Halak tarafından yazılıyor. Halak, 695 Sayılı KHK ile ihraç edilen isimlerin de aralarında olduğu bazı Van Diyanet personeli hakkında verdiği ifadelerin çarpıtıldığını ifade ediyor.

Müşerref Halak’ın dilekçesinde dikkati çeken ifadeleri şöyle:

22.04.2017 tarihinde Van Double Tree Hilton Oteli’nde Tanık 1 olarak ifade edilen ve KHK ihracı olan aşağıda ismi geçen kişilerin bana isnat ettikleri ifadeler şahsıma ait değildir. Ve bu otelde böyle bir görüşmem olmamıştır. … Ek 1’de iddia ettikleri ve şahsıma ait olduğunu söyledikleri ifadelerin asla şahsıma ait olmadığını Ömer Şaybak (İhraç edilen imam-CY) hakkında verdiğim yazılı ifadelerin hiçbirinin buradaki ifadeler olmadığını beyan ederim.”

Van özelinde daha da ilginç şeyler yaşanıyor. Müftülük personeli olan, KHK ile kapatılan, Cemaat’le ilişkili Kürtçe yayın yapan Dünya TV’de dini programlar yapan bir isim de uzaklaştırılıyor. Ama ne oluyorsa bu isim yeniden göreve dönüyor. Söz konusu isim Fethullahçı yapıların çeşitli organizasyonlarında yer alan bir isim. Bir dönem başkanı olduğu Van-Diyader ile Cemaat okulları arasında yer alan Serhat Eğitim Kurumları’nın organize ettiği “kanaat önderleri iftar yemeği”ne Van İl Müftüsü Nimetullah Arvas’ın da katıldığı açık kaynaklardan görülebiliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, Van Müftülüğü’nün bütün bu dilekçelerinin ardından harekete geçip geçmeyeceği merak konusu. Zira yaşam ve hak gasplarının bedelini ödeyenlerin adalet talebi sürüyor. Söz konusu dilekçelerle ilgili suç duyuruları yapılmaya başlandı.

İftiraların itirafı, KHK düzenine dair çok şey söylüyor. Bu nedenle vicdani/ahlaki gerekçelerle KHK sistemini deşifre eden bu tür dilekçeler hakkında işlem yapılıp yapılmayacağı kritik bir kıstas olacaktır.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…