Artı Gerçek

‘Cemil Bayık olmadı Salih Müslim’i alalım’

Bütün hamleleri boşa çıkan Erdoğan sansasyonel bir ‘başarı’ öyküsüyle kısa yoldan seçim kazanmanın yöntemlerini deniyor. Aynen Öcalan olayındaki Ecevit gibi…


Türkiye PYD’nin eski Eş Başkanı Salih Müslim’in peşinde.

Önce Çekya’da ele geçirmeye çalıştı, başarılı olamadı.

Önceki gün de Almanya’dan, Berlin’de Afrin’le ilgili bir mitinge katılan Salih Müslim’in yakalanarak tutuklanmasını istedi.

Ancak şu ana kadar bu girişimden bir sonuç alınamadı.

Aslında ilginç bilgiler geliyor Müslim’in bir toplantı için gittiği Çekya’da gözaltına alınması ve çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakılmasıyla ilgili.

Toplantıyı California merkezli bir üniversitenin bünyesinde bulunan Ortadoğu Kalkınma Merkezi düzenliyor.

Uzun süredir dünyanın çeşitli bölgelerinde yapılan toplantının merkezi Çekya’nın başkenti Prag’dı.

Dünyadaki çeşitli ülkelerin devlet başkanlarının, saygın siyasetçilerinin katıldığı ve çoğunlukla basına kapalı yapılan toplantıya PYD eski Eş Başkanı Salih Müslim TEV-Dem Dış İlişkiler Sorumlusu olarak çağrılmıştı.

ABD’den üst düzey yetkililer, AB üyesi ülkelerin önemli temsilcileri, Ortadoğu’dan bazı siyasetçiler de davetliler arasındaydı.

Toplantının başında Salih Müslim’in güvenliği için ciddi tedbirler alınıyor. Ancak birşeyler dönüyor ve Salih Müslim “güvenliği sağlanan siyasetçi” durumundan “gözaltına alınan terörist”e evriliyor.

İki günlük gözaltı ve yargılama sürecinden sonra serbest bırakılıyor Müslim.

Ne olmuştu da Salih Müslim’in Prag’da bulunduğu süreçte hava iki kez tersine dönmüştü?

Avrupa’da yaşayan yazar Fuat Kav kendi blogspot’unda bu duruma ilişkin bir iddiayı gündeme getiriyor.

“Çek Cumhuriyeti toplantıdan önce ve toplantı içinde Salih Müslim’in güvenliğini ciddiye alarak tedbirler alıyor. Ancak ne oluyorsa her şey aniden değişiyor. Gece saat 23.00 civarında otel odasından alınan Salih Müslim gözaltına alınıyor. Tabi ki gelişmeler bununla bitmiyor. Aynı gece Prag havaalanına özel bir uçak iniyor. Uçak o gece sabaha kadar havaalanında bekliyor. Mahkeme başlayana ve Salih Müslim tahliye olana kadar uçak havalimanında ‘uygun’ bir yerde durmaya devam ediyor. Daha da önemlisi Salih Müslim uçağa binip Prag’tan ayrılana kadar ‘uygun’ yerde duran uçak daha sonra havalanarak Türkiye’ye uçuyor.”

Yazısında bir de PYD’ye gelen bir bilgi notunu aktarıyor yazar Kav:

“Türkiye, Salih Müslim Avrupa’ya geldikten birkaç gün önce İnterpol üzerinden aranma durumuna getirmek istedi. Bu amaçla hem ilişkilendiği çeteleri, hem de devletler içinde satın aldığı bazı bürokratları devreye soktu. Ardından Prag’da arayışlara girdi. Bazı savcı, hakim ve bürokratlara ulaştı. Bunlara toplam 7,5 milyar dolar rüşvet verdi. Buna göre Salih Müslim gözaltına alınacak, ardından mahkemenin vereceği iade kararı ile getirilen özel bir uçakla Türkiye’ye götürülecek. Tüm hazırlıklar bu temelde oldu…”

Görünen o ki anlatılanlar Hollywood yapımı uluslararası bir casusluk filmi kıvamında.

Ancak buna benzer, hatta daha da ötesindeki ilginç gelişmeleri, havaalanlarında bekleyen uçakları, helikopterleri başka olaylardan da biliyoruz.

En yakını 2017 yılının Ağustos ayında Güney Kürdistan’da yaşanmıştı.

Anlatılanlara göre Cemil Bayık’ın Süleymaniye’de bel fıtığı ameliyatı olacağı yolunda MİT’e bir bilgi ulaşmıştı.

Konuyla ilgili verilen rapor Bayık’ın koruma önlemlerinin aşılabileceği yolundaydı.

Bayık’ı yakalayıp Türkiye’ye getirmek üzere bir operasyon planlamıştı MİT.

İkisi müsteşar yardımcısı ve daire başkanı düzeyinde 18 kişilik bir ekip gönderilmişti Süleymaniye’ye.

Ancak gelen bilgi “manipülatif”ti ve anlaşılan o ki operasyon yiyen MİT ekibi olmuştu.

Konuşlandıkları Dokan Gölü’nün kıyısındaki kasabada PKK’liler tarafından ele geçirilerek alıkonuldular.

Yine iddiaya göre Süleymaniye yakınlarında Türk Silahla Kuvvetleri’ne ait bir askeri üste Bayık’ı Türkiye’ye götürmek üzere bir helikopter hazır bekletiliyordu.

Ancak olmadı, tam tersine Bayık’ı Türkiye’ye getirmek yerine ikisi üst düzey görevli 18 MİT’çiyi PKK’ye kaptırdılar.

Şu anda iki üst düzey MİT’çi Kandil’de PKK’nin elinde.

Daha eskilerden de bir uçak hikayesi var aslında 1999 yılına ait.

Ama onun öncesindeki tabloya bir bakmak lazım.

24 Aralık 1995 seçimlerinde Ecevit’in DSP’si yüzde 14.6 oy alarak TBMM’ye dördüncü parti olarak girmiştir.

MHP ise bu seçimde yüzde 8.7 oyla barajın altında kalmış ve parlamentoya girememiştir.

Ecevit 1999 başında bir azınlık hükümeti kurar. 56. Hükümet, 17 Ocak’ta güvenoyu alır.

Uluslararası bir tezgahla Öcalan Kenya’da Türkiye’ye teslim edilir.

Bir iş insanına ait özel jet Kenya’ya gönderilir ve Öcalan’la birlikte geri döner.

Bu operasyon sanki Türkiye yapmış gibi, Ecevit’in kurduğu 56. Hükümet’in büyük başarısıymış gibi topluma sunulur.

Esen milliyetçi ve şovenist bir dalgayla gider Türkiye 18 Nisan 1999 seçimlerine.

Bu rüzgarla Ecevit’in DSP’si oylarını yüzde 22.2’ye çıkartır.

Aynı rüzgara Bahçeli’nin MHP’si de yelken açar ve bir önceki seçimde giremediği parlamentoda yüzde 17.9 oyla DSP’den sonra ikinci parti olarak yer alır.

İşte şimdi Erdoğan da böyle bir milliyetçi ve şoven rüzgar estirecek ve kendisini seçimde en azından “yüzde 50 artı bir” oy getirecek, kısa yoldan “başarı”ya götürecek bir sansasyonel olay peşinde.

Cemil Bayık operasyonu MİT açısından hüsranla sonuçlandı.

Gelen anket sonuçlarına bakılırsa Afrin’e düzenlenen askeri harekat beklenen “seçim zaferi”nin işaretini vermedi, süreç uzadıkça durum daha da aleyhine dönüyor.

Salih Müslim’in Türkiye’ye getirilmesi hikayesi “başarıyla” sonuçlansaydı AKP için “tadından yenmez”di.

Tabloyu bir düşünün; bir yandan Afrin’e askeri harekat, öbür taraftan Kuzey Suriye Kürtlerinin en önemlilerinden Salih Müslim Türkiye’ye getirilmiş ve AKP “muzaffer başkomutan Erdoğan”ın liderliğinde erken seçime gidiyor…

Bu hayali görenlere bir hatırlatma yapmak gerekiyor.

Öcalan’ın Türkiye’ye getirilme rüzgarıyla biri birinci, diğeri ikinci parti olarak parlamentoya giren DSP ve MHP’nin başına gelenler de malumunuz.

2002 Kasım’ında yapılan yerel seçimlerde DSP yüzde 1.2, MHP 8.3 oy alarak parlamento dışı kaldı.

DSP bir daha parlamento yüzü görmedi. Şu anda MHP de parlamentoya girebilmek için AKP’nin eteğine tutunmaya mecbur.

“Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz” der Herakleitos.

Ya da papaz her zaman pilav yemez.

Şimdi Erdoğan, 1999’daki Ecevit örneğinden hareketle sansasyonel bir olayla, kısa yoldan elde edeceği bir ‘zafer’le seçimleri kazanmak istiyor.

O yüzden Türkiye’nin bütün iktidar odakları, devlet kadroları seferberlik ilan etmiş uluslararası bir “başarı hikayesi” için “Cemil Bayık olmadı bari Salih Müslim’i alalım” oyunu peşindeler.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…