Artı Gerçek

Otoriter rejimin kurumsallaşması: Açık faşizm (2)

Plebisitte ‘Evet’ çıkarsa ne olur ? Şu an olağanüstü koşullarda işlemekte olan faşizm ve tek adam diktatörlüğü kurumsallaşır. Meclise ihtiyacı kalmadan ülkeyi tek başına, sorumsuz bir biçimde yönetir. ‘ Hayır’ bir kere toplumdaki direnme gücünü arttırır, moralleri tazeler, kendine güveni getirir. Ancak, islamcılığa karşı savaş bitmiş olmuyor. Hatta bu durumda demokrasi savaşı daha yeni başlıyor.

Erol ÖZKORAY

İlk yazıda, 16 Nisan plebisitinin genel anlamıyla hiçbir siyasi meşruiyetenin olmadığını nedenleriyle birlikte anlatmıştım. Çünkü demokrasi düşmanı olduğu için, faşizmi isteyip istemediği halka sorulmaz, sorulamaz. Şimdi asıl kilit soru şu : Plebisitte “Evet” ya da “Hayır” çıkması durumunda içinde bulunduğumuz rejim değişecek mi ? Bunun cevabı çok net : Değişmeyecek. Reddolması durumunda otokrat bu yüzden gitmiyor. Çünkü arzuladığı diktatörlük rejimi elinin altında şu an hazır ve fiilen de kullanıyor. Bu konuyu Anayasa hukuku açısından, bilimsel olarak biraz açalım.

TSK’nın zaten planlamakta olduğu, ancak kendi bünyesi içinde yapılacak büyük tasfiyeyi haber alması üzerine öne aldığı ve 15-16 Temmuz 2016’da fiyaskoyla sonuçlanan darbe girişimi sonrası, islamcı iktidarın ilan ettiği OHAL ile rejim Anayasal diktatörlüğe dönüştü. Buna göre Anayasa’nın 120. maddesi (faşist maddedir) uyarınca ülke fiilen faşizmle yönetilmeye başlandı. Cumhurbaşkanı da 2014 Ağustos’undan itibaren doğrudan halk tarafından seçildiği için, bu durum fiilen tek adam diktatörlüğüne dönüştü. Ancak bu olağanüstü durum, her 6 ayda bir Meclis tarafından OHAL’in uzatılması ile mümkün. Yani her 6 ayda bir faşist rejim ve tek adam diktatörlüğü teknik olarak uzatılıyor. Meclis çoğunluğunun olmaması durumunda ise bu sistem ve rejim kadük oluyor, Cumhurbaşkanı azınlıkta kalıyor ve sadece bu durumda yürütme ağırlıklı olarak muhalafetten olan Başbakan’a geçiyor. Yani burada diktatörlükle yönetmek isteyen ve halen yöneten kişi, Meclis çoğunluğunu kaybettiği an ve sadece bu koşulda siyasi anlamda gücünü tamamen kaybediyor. Varlığı doğrudan meclis çoğunluğuna bağlı. Kısaca eğer plebisitte “Hayır” çıkarsa, Meclis çoğunluğu elinde olduğu için diktatörlüğüne ve faşist uygulamalarına aynen devam edecek. Zaten onun için erken genel seçim istemiyor. Çünkü değişen siyasi havada parlamento çoğunluğunu kaybedebileceği için, elindeki diktatörlükten de olabilir. Onun için bu riske girmiyor ve sanki rejim kendisi için değil, isimsiz biri için değişecekmis havasını yayıyor. Halbuki yeni Anayasa sadece kendisi için ısmarlanmıs bir elbise. Böyle davranınca “Hayır” durumunda istifa etmesi gerekmemiş oluyor. Kendince tabi. Halbuki demokratik rejimlerde ortaya çıkan bir “Hayır” söz konusu kişinin iktidardan defedilmesi anlamına geliyor.

Peki plebisitte “Evet” çıkarsa ne olur ? Şu an olağanüstü koşullarda işlemekte olan faşizm ve tek adam diktatörlüğü kurumsallaşır. Meclise ihtiyacı kalmadan ülkeyi tek başına, sorumsuz bir biçimde yönetir. Yani şu an fiilen gerçekleştirdiği diktatörlüğü 6 ayda bir uzatmak zorunda kalmaz. Dolayısı ile Meclis çoğunluğuna da ihtiyac duymaz. Bütçeyi bile yapamayan bir Meclis’te siyasi anlamda ortadan kalkmış olur. Güçler ayrılığı prensibi de, bu durumda güçler birliğine dönüşeceği için “Açık Faşizm” kurumsallaşır, şiddet diktatör tarafından keyfi olarak herkese karşı, hiçbir hukuki yaptırım olmadan kullanılır. Aynı Nazizm’de oldugu gibi. Nitekim, lider partisi ile, o da Devlet’le özdeşleşir. Bunun adına siyaset biliminde totalitarizm diyoruz. Ülke resmen totaliter bir rejime geçer. İdeolojisi de İslam olacağı için bunun adı siyaset biliminde “Teokratik Totalitarizm”. Anlayacaği dilden söylersek : “İslamcı Nazizm”. Bu tür rejimlerden tek kurtulma biçimi var : Dış savaş. Tarihte hemen hemen hep böyle oldu. 15 yılda içine düstüğümüz totaliter faşizm çıkmazının özeti bu.

Teknik olarak, sistem olarak, rejim olarak tek adam diktatörlüğünün tam göbeğine giriyoruz. Bu hem “Evet”, hem de “Hayır” da geçerli. Ama herşeye rağmen “Hayır”ın yüklediği siyasi anlamlar da var. Bir kere toplumdaki direnme gücünü arttırır, moralleri tazeler, kendine güveni getirir, Gezi ruhu da zirve yapar. Mücadeleye devam etmek icin bunlar hayati önemde. İslamofaşizm için de çok büyük yenilgi tabii ki. Diğer taraftan “Hayır”, aslında demokrasi mücadelesi için, aynı zamanda yeni de bir mevzi. Ancak, islamcılığa karsı savaş bitmiş olmuyor. Hatta bu durumda, demokrasi savaşı daha yeni başlıyor.

Peki bunların “Evet”te bu kadar israr etmesinin nedeni ne ? Nasıl olsa iki durumda da diktatörlük ve faşizm sürüyor. Yeni olan ne ? Burada çok büyük bir takiye gizli. Otokrat, tek adam diktatörlüğünü kurumsallaştırdığı an, 1994’ten beri hayalini kurduğu “Şeriat Rejimi”ne geçmek için elinin artık tamamen serbest kalacağını düşünüyor. “Evet”in piyangodan çıkan totaliter hediyesi şeriat ! Plebisitin gerçek takiyesi bu ! Bunu hemen de ilan edebilir (eğer TSK’yı tam olarak pasifize ettiğine inanıyorsa), zamana da yayabilir. En son tarihi de 2023. “Yeni Türkiye” dediği de zaten İslamcı ve şeriatçı Türkiye. Laik Cumhuriyet’in 100. yılında resmen ölümünü ilan etmek icin seçilmiş olan şeytani bir tarih. Halkımız ve Türkiyeliler, ayaktakımına bu izni verir mi? Hep birlikte göreceğiz.

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…