Artı Gerçek

Plebisit sonucunu neler etkiler?

Oylama OHAL altında, yani olağanüstü koşullarda yapıldığı için, zaten sonuçlar iktidar tarafından ayarlanacaktır. Üstelik 2007 seçimlerinden beri kullanılan bilgisayar programı olan SEÇSİS bunu teknik olarak iktidar lehine halletmek için var.

İlk üç yazıyı tek cümlede şöyle özetleyebiliriz : Zaten kendisi meşru bile olmayan tek kişinin diktatörlüğü için yapılan plebisitin hukuken hiçbir meşruiyeti de yoktur ; üstelik bir halka faşizmi isteyip istemediği de sorulamaz !

Oylama da yapılacağına göre, o zaman, yukardaki bilimsel gerçegi aklımızdan çıkartmadan bu durumu bir inceleyelim.

Oylama OHAL altında, yani olağanüstü koşullarda yapıldığı için, zaten sonuçlar iktidar tarafından ayarlanacaktır. Üstelik 2007 seçimlerinden beri kullanılan bilgisayar programı olan SEÇSİS bunu teknik olarak iktidar lehine halletmek için var. Yani bu koşullarda zaten fazla birşey beklememek gerekiyor. Ama eğer « Hayır » açık ara önde olursa -örneğin %60 gibi- SEÇSİS aradaki oy farkını -5 ila 6 milyon oy yapar- program ile eritemez ve « Hayır » kazanır. Yani eğer resmi « Hayır » sonucu %52-53 çıkarsa, bilin ki asıl netice %60 civarlarındadır. Ama eğer sandıklarda « Hayır » %52-53 civarındaysa, islamcı iktidar plebisiti calar. Bu kesin.

Peki «Hayıın yüksek olması nasıl mümkün olacak ? Bunun için bircok şart gerekiyor. Buna göre :

1- Katılımın çok yüksek olması;

2- AKP ve MHP seçmenlerinin bir bölümünün « Hayır » oyu vermesi ;

3- AKP ve MHP seçmenlerinin bir bölümünün sandığa gitmemesi ;

4- AKP ve MHP seçmenlerinin bir bölümünün sandıkta geçersiz oy kullanması ;

5- Muhaliflerin fire vermeden çok yüksek düzeyde oylamaya katılması.

Ancak bu koşullarda « Hayır » %60 seviyesine ulaşabilir. Yani « Hayır »ın kazanması sadece muhaliflere bağlı degil, asıl iktidar destekçilerinden kopmalara bağlı. Bu noktada, bir şekilde iktidardan kopan her oy, « Hayır » yüzdesinin artmasına yarar. Eğer çevrenizde genel seçimlerde AKP’ye ve MHP’ye oy atıp da, şimdi « Evet »i seçmeyeceğini söyleyen insanlara çok sık rastlıyorsaniz, biliniz ki sonuç kesinlikle « Hayır »dır.

Kampanya sırasında, herhangi bir siyasi meşruiyeti olmadan (bakınız « İktidarın meşruiyeti yok ! » yazısı) cumhurbaşkanlığı yapan kişinin sürekli olarak karşı tarafa -ister yerli, ister yabancı olsun- sürekli faşist ve nazi diye hakaret etmesiyle de ilgili bir bilimsel tespit yapmak gerekiyor. Buna psikolojide « deflection » deniyor, yani aslında kendinde olan bir şeyi karşı tarafa projekte ederek buna kendini de inandırma durumu. Kısaca sözde cumhurbaşkanının söylediği her sözle, aslında kendini tarif ettiği çok net görülüyor. Bu konu önemli çünkü bugüne kadar, « deflection » tanısı hiç konmadı.

Son iki tespitimiz de şöyle… Bu rejim değişikligi sadece tek kişi icin yapılıyor. Sözde cumhurbaşkanı icin. Adı da teokratik totalitarizm. Eğer « Evet » çıkarsa, Türkiye tek adam diktatörlüğü altına girecek. Dolayısı ile sözde cumhurbaşkanı siyaseten yok olduğunda, rejim de onunla birlikte yok olacak. Söz konusu kişinin şu ya da bu şekilde devreden çıkması durumunda, bu rejimin sonu anlamına da geliyor. Çünkü bu rejim  sadece onun için dizayn edildi, Türkiye halklarının çıkarı için değil.

Son olarak ise eğer plebisitten « Evet » çıkarsa üç grup cok ciddi soykırım tehditi altına girecek. Bunlar : Kürtler, Aleviler ve laikler.  « Hayır » çıkarsa kısa bir süre nefes alınacak, felaket önlenecek, ama akabinde faşizmle mücadele aynen devam edecek.

 

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…