Artı Gerçek

AKP yine büyük bir siyasi hata yaptı

AKP zaten bitmiş bir parti, Erdoğan çoktan devrini tamamlamış bir lider ama birileri sanki bu çöküşü hızlandırmak, çabuklaştırmak istiyor.


Bu kayyımlar kararı ikinci büyük siyasi hata, birincisi de İstanbul seçimlerini yeniletmek idi.

Sanki birileri AKP’yi ve Erdoğan’ı ama bizzat AKP’nin içinden birileri, uçuruma sürüklüyorlar.

AKP zaten bitmiş bir parti, Erdoğan çoktan devrini tamamlamış bir lider ama birileri sanki bu çöküşü hızlandırmak, çabuklaştırmak istiyor; beş ay içinde iki çok vahim siyasi hata, İstanbul seçimlerini yeniletmek (Nisan 2019) ve Diyarbakır-Mardin-Van seçilmiş belediye başkanlarını görevden almak (Ağustos 2019) başka türlü açıklanamaz.  

8 Mayıs 2019’da, YSK’nın İstanbul seçimlerini iptal kararı hemen sonrası, 23 Haziran öncesi yine bu sütunda “Erdoğan YSK üzerinden tarihi bir hata yaptı” başlıklı bir yazı yayınlamışım.

Yazıyı da şöyle bitirmişim: “Erdoğan, İstanbul Başkanlığını kaybetmemek için son ana kadar hukuka ve vicdanlara karşı savaşacaktır ama bu savaş orta vadede nafile bir uğraşıdan başka bir şey değildir. Olan olmuştur, Erdoğan tongaya basmıştır.”

Siyasi tecrübesi olmayan benim bile çok net gördüğüm bu gerçeği, iptal kararı sonrası İstanbul’da AKP’nin büyük bir yenilgiye uğrayacağı gerçeğini siyaset kurdu (!!!) Erdoğan nasıl göremedi, anlamak kolay değil.

Metal yorgunluğu olabilir ama o zaman Erdoğan da başka metal yorgunlarına reva gördüğü muameleyi kendine de reva görebilmeli.

Diyarbakır, Mardin, Van seçilmiş, üstelik çok yüksek oy oranlarıyla seçilmiş büyükşehir belediye başkanları yerlerine kayyımlar (il valileri) tayin edilerek görevden alındılar.

Erdoğan yine tongaya basmıştır.

Daha önce bu sütunda çok yazdım, 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinde Türkiye’nin içinden geçtiği ekonomik kriz kadar vicdan kanamaları da rol oynadı.

19 Ağustos 2019 Diyarbakır, Mardin, Van kayyım atamaları zaten çok vahim hale gelmiş vicdan kanamalarını daha da arttırmıştır.

Türkiye toplumunun çok büyük bir bölümü, kürdüyle, türküyle, hatta çok geniş tabanda AKP’lilerle bu kararı ve uygulamayı vicdanlarına sığdıramamaktadırlar.

Üç büyükşehir belediye başkanından ikisi göreve yeni başlamışlardır, bu başkanların yaklaşık üç ay içinde görevden el çektirilmelerini vicdanı olan kimse içine sindiremez; üçüncü büyükşehir belediye başkanı da Ahmet Türk’tür, zaten söylenecek fazla söz yoktur hakkında, Ahmet Türk’ü terörle birlikte anmak akıllara sezadır.

Türkiye’de, malum, anadili kürtçe olan vatandaş sayısı hakkında rivayet muhteliftir ama azımsanmayacak, her seçimin sonucunu doğrudan etkileyebilecek bir sayı olduğu kesindir.

19 Ağustos kayyım-hukuk darbesi sonrası bu anadili kürtçe olan kürt vatandaşlarımızın kahir ekseriyetinin AKP karşıtı oy kullanacağına kesin gözüyle bakıyorum çünkü bu karar tüm vicdanları çok rahatsız etmektedir.

AKP’nin artık güvenebileceği muhafazakar kürt seçmen de kalmamıştır, AKP oyları bölgede MHP oyları mertebesine düşecektir.

İstanbul gibi kürt seçmenin kalabalık olduğu kentlerde de kürt oyları blok olarak AKP karşıtı olarak kullanılacaktır artık.

23 Haziran’da yaşanan süreç çok daha konsolide olarak artık siyasi arenada yerine almaktadır.

Bu yazıyı 20 Ağustos Salı sabahı yazıyorum, internetten tüm yandaş basın köşe yazarlarına bir göz attım, bu kayyım kararının yanlış olduğunu, en azından AKP’ye büyük zarar verebileceğini yazan, yazmaya cesaret eden kimse yok, bu insanlara gerçekten çok yazık

AKP tüm unsurlarıyla, buna AKP’yi destekleyen basın da dahil, hatta belki de en başta, büyük bir çöküş içindedir ve bu çöküş psikolojisinde alınan kararların ortalama vatandaş vicdanını nasıl yaraladıkları görülmemektedir.

Korkum bu durumu er ya da geç anlayacak olan AKP’nin seçim süreçlerini bir süre, normal sürenin de ötesinde, gündemden çıkarma ihtimalidir.

AKP ve Erdoğan Türkiye’ye daha fazla zarar vermeden siyaset alanından çekilmeyi bilmelidirler.

Not: AKP’nin üç büyükşehir belediyesine kayyım atamasının arka planında acaba siyasi mülahazaları çok aşan başka rant gerekçeleri var mıdır, bu konuyu önümüzde günlerde tartışmak gerekebilir; İstanbul, Ankara, Antalya, Adana gibi büyük kentleri kaybeden AKP acaba Diyarbakır-Mardin-Van üzerinden rant kökenli bir arayışa mı girmiştir?

Bu üç kentin yerel gelirleri çok iştah kabartıcı değildir ama ortada şimdi tartışmasına girmeyeceğim başka kaynaklar olabilir, yine de meseleye bu açıdan bir bakmak da gerekebilir diye düşünüyorum. 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…