Artı Gerçek

Devletin ve basının tuhaf dili

Burada önemli olan devletin ve tüm resmî yetkililerinin şiddet olayları karşısında tarafsızlık anlamında kör olma mecburiyetidir, iyi şiddet, kötü şiddet olamaz bir hukuk devleti için.


Cumartesi günü Ankara’nın bir köyünde bir şehit cenazesinde CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na bir saldırı gerçekleşti.

Bu saldırı sonrası da devletin üst düzey yetkililerinin demeçlerini ve basının, özellikle yandaş basının konuya ilişkin haber ve yorumlarını izliyoruz.

Bu demeçlerin, bu haberlerin, yorumların dili biraz tuhaf.

Bu satırları yazmaya oturmadan çok az önce, epey bir gecikme ile, Cumhurbaşkanı Erdoğan saldırıya ilişkin bir tweet attı ve konuya ilişkin görüşlerini açıkladı.

Tweet’in tümünü buraya almıyorum ama Erdoğan özetle ama kelimeleri aynen koruyarak yazıyorum, iki başlık altında şöyle dedi:

1-Şiddeti asla tasvip edemeyiz.

2-Olay tüm boyutlarıyla araştırılacaktır.

Bu açıklamalarda, en azından Türkçesinde siz de bir tuhaflık görüyor musunuz?

Tuhaflığın Türkçeden kaynaklandığı kanısında değilim, öyle bile olsa, burada o zaman Türkçe başka bir niyetin üstünün kapatılması için kullanılıyor gibi.

Basın yayın eğitimi görmedim, gazetecilik dersi almadım hiç hayatımda ama bir demeci, bir haberi okurken o ifadeye anlam verebilmek için tersinin de anlamlı olması şart herhalde.

Bir Cumhurbaşkanı “Şiddeti asla tasvip edemeyiz” diyorsa, benim anladığım bu şiddet türünün aslında bir kesim tarafından tasvip edilebilecek bir şiddet türü olduğudur.

Bir hukuk devleti Cumhurbaşkanı tanım ve konumu gereği şiddeti tasvip edemeyeceğine göre “Şiddeti tasvip edemeyiz” ne demektir?

Aynı mantığı “Olay tüm boyutlarıyla araştırılacaktır” ifadesine de teşmil edebilirsiniz.

Bir hukuk devletinde ana muhalefet partisi Başkanına gerçekleşen bir saldırının tüm boyutlarıyla araştırılmaması söz konusu olamayacağına göre bir Cumhurbaşkanı neden “Olay tüm boyutlarıyla araştırılacaktır” gibi bir ifade kullanır?

Burada önemli olan devletin ve tüm resmî yetkililerinin şiddet, isterseniz terörü de ekleyebilirsiniz, olaylar karşısında tarafsızlık anlamında kör olma mecburiyetidir, iyi şiddet, kötü şiddet olamaz bir hukuk devleti için.

Siz okurlara çok basit bir zihinsel jimnastik önerisinde bulunacağım.

Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı ifadeleri mesela bir PKK şiddeti karşısında kullanabilir mi?

PKK bir sınır karakolumuzu basıp askerlerimizi şehit ettiğinde Erdoğan “Şiddeti asla tasvip edemeyiz” ya da “Olay tüm boyutlarıyla araştırılacaktır” diyebilir mi?

Bence diyemez, demez çünkü Cumhurbaşkanının kullandığı bu ifadeler aslında konunun bir boyutuyla tartışmaya da açık olabileceği anlamına da çekilebilir, PKK şiddeti karşısında bunu söylemeyeceği için bu ifadeleri PKK için kullanmaz.

Bu ifade tarzları aslında devlet yetkililerinin önemli bir bölümünün, hatta Cumhurbaşkanının şiddet karşısında kör duramadıklarının bir göstergesidir, bilinç altları ya da hatta üstleri aslında “şiddet var, şiddet var” demektedir.

Bu “şiddet var, şiddet var” tavrı, düşüncesi ise hukuk devletleri için çok tehlikelidir.

Gelelim basına ve küçük bir örnek verelim.

Yeni Şafak gazetesinin Pazartesi günkü (22 Nisan 2019) nüshasında konuya ilişkin haberlerden küçük bir alıntı:

“Olayın ilk anından bu yana gerek siyasilerin gerek emniyet güçlerinin üzerinde birleştiği 'Dahli olan herkes yakalanarak adalete teslim edilecek' yaklaşımının ardından ilk adımlar atıldı.”

Haber aslında çok ilginç değil mi?

Ana muhalefet partisi Başkanına bir saldırı var ve siyasiler ile emniyet güçleri “Dahli olan herkes yakalanarak adalete teslim edilecek” yaklaşımında birleşiyorlar.

Peki, birleşmeseler ne yapacaklardı acaba?

Bir gazete böyle haber yazıyor ise demektir ki bizim ülkemizde her şiddet olayı sonrası “Dahli olan herkes yakalanarak adalete teslim edilmemektedir”.

Örnekler sayısız ama Uğur Mumcu cinayetini, 1 Mayıs 1977’i hatırlatalım yeter.

Hukuk profesörü Meclis Başkanından da çok ilginç bir alıntı vereyim (yine Yeni Şafak, aynı gün):

TBMM Başkanı Mustafa Şentop: Bunu yapanların bir provokasyon içerisinde olduklarını düşünüyorum. Arkasındaki planlamanın da ortaya çıkarılması gerektiği kanaatindeyim.

Sayın okurlar, bir hukuk profesörü böyle bir ifade kullanabilir mi?

Aslında Sayın Şentop şunu söylemektedir: “Arkada bir planlama olabilir, ortaya çıkarılması ihtimali de çok yüksek değildir”.

Yazıyı Devlet Bahçeli’nin ve Süleyman Soylu’nun Yeni Şafak’ın aynı nüshasında yayınlanan demeçleri ile taçlandıralım:

“MHP Lideri Devlet Bahçeli: Bu olaydan memnuniyet duymak mümkün değil.”

Ne gırgır bir açıklama değil mi?

Bahçeli bir PKK şiddeti karşısında böyle demeç verebilir mi?

Sayın Bahçeli’yi bir PKK saldırısı (şiddet, terör) sonrası “Bu olaydan memnuniyet duymak mümkün değil” biçiminde bir demeç vermeye davet edelim, ne dersiniz?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: Bir şehit cenazemizde böyle bir olayın kabul edilmesi elbette mümkün değildir.

İçişleri Bakanımızın ifadesi, Türkçesi ne kadar kötü değil mi?

Tüm bu demeçleri, haberleri aslında ancak “şiddet var, şiddet var” mantığı yerli yerine oturtuyor.

Yazık.

Bugün 23 Nisan Çocuk Bayramı.

Lütfen çocuklarımıza anadillerini iyi öğretelim ve “Şiddet var, şiddet var” berbat mantığından uzak yetiştirelim.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…