Artı Gerçek

İyi futbol iyi futbolcü ile oynanır, keza…

İster Derwall’i, ister Alex Fergusson’ı getirin, elinizde Hagi ayarında bir tane bile futbolcünüz yoksa geleceğiniz yer de çok sınırlıdır, bunu da hiç unutmayalım.

Eser KARAKAŞ / FUTBOL


İyi siyaset de iyi siyasetçi ile yapılır.

Futbol ve siyaset arasında, ekonomiyi de buraya koyabilirsiniz, benim hep çok ilgimi çekmiş yapısal bir bağ vardır.

Türkiye 1 Ocak 1996’dan bu yana AB ile imalat sanayi mallarında gümrük birliği gerçekleştirdi, bu sayede de bu sektör, imalat sanayi, tarım ve hizmetlere oranla olumlu anlamda çok daha farklılaştı.

Futbolde de Jupp Derwall’in (1978-1984 Batı Almanya milli takım teknik direktörlüğü, 1984-1987 Galatasaray) tetiklediği olumlu süreç futbolde de gümrük birliğinin imalat sanayine yaptığı katkıyı yaptı, şerefli mağlubiyetlerden ya da hezimetlerden Galatasaray’ın kaldırdığı Avrupa kupasına bizi taşıdı

Ama şunu da unutmayalım, Derwall’in oluşturduğu yapı gerekli koşul oldu, Hagi, Popescu, Hakan Şükür ise yeterli koşul.

İster Derwall’i (2007’de vefat etti), ister Alex Fergusson’ı getirin, elinizde Hagi ayarında bir tane bile futbolcünüz yoksa geleceğiniz yer de çok sınırlıdır, bunu da hiç unutmayalım.

Yukarıda belirttiğim gibi futbol mantığı ile siyaset-ekonomi mantığı arasında azımsanmayacak bir bağlantı var.

Rekabet dışı bir ekonomi nasıl çökmeye mahkumsa, rekabetçi olmayan siyaset piyasaları hukuk devleti ve demokrasi üretmede zorlanıyorlarsa, hatta üretmeme konusunda dengeye geliyorlarsa, Edirne dışını örnek almayan futbol de asla başarılı olmuyor, içeride afra tafra, Samanyolu şarkıları ama müzede hiç olmayan Avrupa kupaları aynı zamanda.

Neden böyle oluyor?

İçeride iyi futbolcü yetişmiyor ya da çok az yetişiyor, dışarıdan da yaşlı ve pahalı futbolcü geliyor, bu nedenden de Türkiye Süper Lig’i Avrupa’nın yaş ortalaması en yüksek ligi, kulüpler de yine Avrupa’nın en borçlu kulüpleri.

Siyasette de çok büyük sorunlar var, hukuk devleti talebi yok, demokrasi kuralsız, ilkesiz işliyor ama bir temel sorun da siyasetçi kalitesinin inanılmaz düşüklüğü.

Kaç sene daha başbakanlık kurumu olacak bilemiyorum ama şimdilik bir Başbakanımız mevcut ama nitelik açısından çok sorunlu, hukuk devleti kavramı ile bu düzey nasıl imtizaç edecek anlamak mümkün değil.

17 Şubat tarihli Cumhuriyet gazetesinin internet sayfasında Sayın Başbakan’ın bir basın toplantısının soru-cevaplarını okuyorum ve karşıma şu inanılmaz ifade çıkıyor:

Türkiye bir hukuk devletidir, Almanya ve ABD gibi. Kimsenin bir başka ülkenin hukuk devletini sorgulama hakkı yoktur.

Türkiye’nin AB tam üyelik süreci, Avrupa Konseyi üyeliğimiz, AİHM’in yargı yetkisini kabul etmiş olmamız aslında tam da “başka ülkelerin bizim hukuk devleti prensip ve uygulamalarımızı sorgulaması” anlamına geliyor; AİHM’deki Türkiye yargıcı başka ülkelerin yürütme ve yargı kararlarının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne uyumunu denetliyor, başka ülkelerin yargıçları da bizi.

Günün birinde AB tam üyesi olur isek yeni aday ülkelerin Kopenhag kriterlerine uyumunu da başkaları ile birlikte biz de denetleyeceğiz.

Çağdaş ve muhteşem süreç de aynen bu.

Ama, bizim Başbakanımız “kimse bir başka ülkenin hukuk devletini sorgulayamaz” diyebiliyor.

Sayın Cumhurbaşkanımız çocuk tacizleri, tecavüzleri ile zinanın hürriyeti bağlayıcı bir cezaya neden olması talebini aynı kefeye koyabiliyor.

Yargı erki Anayasa Mahkemesi kararlarını, Anayasanın amir hükmüne rağmen, bunun suç olduğunu bile bile, uygulamaktan kaçınıyor, kaçırılıyor.

CHP’li siyasetçi, Başkan Yardımcısı olduğu Sosyalist Enternasyonal’deki görevinden bu kurum zeytin dalı operasyonunu eleştirdi diye istifa ediyor. 

Verdiğim dört örnek, Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan, anamuhalefet ve yargı erki, ortaya koydukları bu içler acısı nitelik zafiyeti ile Türkiye’de siyasetin neden bu kadar acılara neden olduğunu yani fena halde topalladığını tasvir etmiş oluyorlar.

Artık pek maçlara gitmiyorum ama televizyondan izlemeye gayret ediyorum, havadan gelen topu göğsünde yumuşatmak istiyor bir futbolcü, top göğse çarpıyor, on metre ileri zıplıyor ve bu nitelikte futbolcü ile de Türkiye futbolünün UEFA, FIFA sıralamaları dökülüyor.

Bu siyasetçi ve yargı profili ile de Türkiye hukuk devleti sıralamasında 113 ülke içinde 101. sıraya düştü, BM İnsani Gelişme Endeksinde de 71. sırada.

Yani bu malzeme ile futbolde ve siyasette pişen yemek ancak bu kadar oluyor.  

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…