Artı Gerçek

Ne zaman uyanmalı idik?

Erdoğan’ın AB müzakerelerini açabilmesi ve bu doğrultuda önemli adımlar atması dengenin fayda yönünü yukarı çekiyordu...


Liberal demokratlar Erdoğan konusunda geç uyandılar.

Çok da haksız sayılmazlar belki çünkü her siyasetçiye yapılan bir fayda maliyet analizi uygulamak gerekir ise Erdoğan’ın AB müzakerelerini açabilmesi ve bu doğrultuda önemli adımlar atması dengenin fayda yönünü öyle yukarı çekiyordu ki, potansiyel anlamda büyük mahzurlar içeren bazı meseleler göz ardı edildiler o dönem.

Dengenin pozitif küfesine AB’yi koyuyorum zira son yaşananlar da o kadar net gösteriyor ki AB çıpası olmadan bu ülkede ne hukukta ne ekonomide ne bugün ne yarın rahat yüzü göremeyeceğiz.

Gelelim yazımın başlığına çıkardığım “ne zaman uyanmalı idik?” ifadesine.

Sizlere rastgele seçilmiş bazı olaylar ve ifadeler aktaracağım, ne demek istediğim netleşecek.

1-Bir gemicik sözü hatırlıyorum ekranlardan. Bir demokratik hukuk devleti başbakanının oğlu için “gemisi yok, ortada olan sadece bir gemicik” demesi.

2-Bir devlet protokolü yaptı AKP, eski Türkiye dengelerinin aynısı idi, adını da Reis protokolü koydu.

3-Sabah gazetesinin mülkiyet yapısının değişimi, üstelik Erdoğan’ın denetiminde kamu bankaları eliyle bu işlemin gerçekleşmiş olması.

4-Deniz Baykal’ın özel hayatıyla ilgili bir konuda Erdoğan’ın “özel değil, genel genel” haykırışları.

5-Sayıştay’a ilişkin 2004’de yapılan anayasa değişikliğini izlemesi gereken gecikmiş uyum yasasında yani Sayıştay Kanununda hukuk devleti kavramı ile uyumsuz maddelerin varlığı.

6-Bugün kanlı bıçaklı olduğumuz ABD’nin dev şirketi Cargill’e Bursa’da tanınan, neden böyle davranıldığı da henüz belli değil, çok büyük ayrıcalıklar.

7-Çok ama çok niteliksiz danışmanlar grubu ile Erdoğan’ın ısrarla çalışma isteği.

8-Bir gösterici kadın için Başbakan’ın bugün bile ne anlama geldiğini anlayamadığım “Kadın mı, kız mı? sorusu.

9-Urfa Ceylanpınar’da hala aydınlanamamış, barış sürecini noktalayan iki polis cinayeti.

10-Deniz Feneri meselesi.

11-Sapanca tren kazasında ihmali ya da kusuru olanların korunması.

12-Soma faciası sonrası kullanılan ifadeler, danışmanların yerde yatan adamı dövmeye kadar gidebilen korkunç hareketleri ama karşılığında ceza almamış olmaları.

13-Türkiye için yaşamsal önemi haiz ihale yasasında 200’e yaklaşan değişiklik.

14-Kıbrıs konusunda radikal tavır değişikliği.

Yukarıya rastgele aldığım bu on dört mesele, ifade, değerlendirme kanımca çok önemli.

Bugün yaşananların kökenleri muhtemelen de buralarda.

Ve biraz da bizlerin bu konuları yeterince irdeleyip, gerektiği ölçüde eleştiremememizde.

Sabah gazetesinin kamu bankaları kullanılarak satışı çok temel bir konudur, kamu faydası üretme amaçlı kuruluşlar olan kamu bankalarının bir gazetenin yandaş bir gruba devrinin Türkiye için nelere gebe olduğunu iyi görmek lazım.

Aynı süreç, aynı yöntemlerle Hürriyet ve CNN için de uygulandı.

Sabah’ın satışı için alınan kredilerin geri ödenme sürecinde bir mesele var mı, bilemiyorum ama daha önemlisi muhalefet de bu konulara hiç girmiyor.   

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…