Artı Gerçek

Paradise papers meselesi nedir, ne değildir?

Meselenin başka boyutları da var ve bu başka boyutlar kanımca offshore hesaplardan çok daha belirleyici, çok daha önemli



Karşımızda ilginç bir mesele var.

Ancak, meselenin en az ilginç bölümü bence offshore bankacılık bölümü.

Söz konusu vergi cennetlerinde şirket kurmanın sorunlu olduğu ortada ama sorun hukuki bir sorun pek değil.

Hele Başbakan Binali Yıldırım’ın oğulları konusunda olduğu gibi uluslararası deniz taşımacılığı gibi bir alanda iştigal ediyorsanız belki hiç de değil.

Ne kadar etik olduğu meselesi de bence anlamlı bir tartışma değil, kıyı bankacılığı (offshore) yasal bir aktivite ise yasal bir aktivitenin etik boyutunu tartışmak bugün için anlamlı durmuyor. İş buraya gelecek ise, umarım bir gün tüm yasal korumacılık rantlarının, iktisadi, bölgesel teşviklerin, rekabetçi ol(a)mayan kamu ihalelerinin de, tümü şimdilik yasal görünüyor, meşruiyetini ve ahlaki boyutunu tartışmaya başlarız ve çok da iyi olur.

Offshore konusunun yasallık boyutunu tartışmanın anlamsızlığı Büyük Britanya Kraliçesinin de bu tür hesapları olmasından belli; Büyük Britanya yetkilileri küçük bir illegalite ihtimali dahi olsa böyle bir ihtimale, Kraliçe ve Krallık adına, asla olanak tanımazlar.

Ancak, meselenin başka boyutları da var ve bu başka boyutlar kanımca offshore hesaplardan çok daha belirleyici, çok daha önemli.

Aklıma ilk gelen üç meseleyi okurlarla paylaşmak isterim doğrusu.

1-Sayın Binali Yıldırım bugün Başbakan, dün de uzun soluklu Ulaştırma Bakanı idi. Mesele, Binali Yıldırım’ın oğullarının offshore hesaplarından çok bir Ulaştırma Bakanının oğullarının deniz taşımacılığı alanında iş tutmasıdır kanımca. Gerçekten Binali Yıldırım ve bu durumu olağan karşılayan herkes için çok sevimsiz bir durum. Doğrudur, bir ulaştırma bakanının oğullarının hangi alanlarda çalışamayacağına dair yasal bir düzenleme yoktur ama bu konuda bir yasal düzenlemenin olmaması meselenin ahlaki boyutunun önemsenmeyeceği anlamına gelmez ve gelmemeli. Çocukluğumuzdan beri duyduğumuz bir Türkiye bürokrasisi anısı vardır; dönemin Milli Eğitim Bakanı rahmetli Hasan Ali Yücel iken, Bakanlık bursuna babasının bilgisi dışında başvuran ve kazanan oğlu Can Yücel’in bursunun babası tarafından iptal edildiği, “Ben burada Bakan iken benim oğlum Bakanlıktan, devletten burs alamaz” diye Hasan Ali Yücel’in yeri göğü inlettiği, Can Yücel’in yerine de bursu alan Gazi Yaşargil’in ileride dünyanın en büyük beyin cerrahı olduğu hepimizin malumudur ama bu ahlaki düzey sanki artık çok demode gibi durduğu için hatırlatan pek yok.
İddialar muhtelif ama basında Binali Yıldırım’ın oğullarının devletten ihale de aldığı konuşuluyor, bakalım Başbakan baba ne diyecek bu duruma?

2-Yukarıda değindim, kıyı bankacılığı, offshore şirketler hukuken çok sorunlu değil ama mesele bu kadar da basit değil. Hele sabah akşam ekranlarda, gazetelerde “yerli ve milli” çığlıkları atan kişilerin offshore şirketleri, hesapları gerçekten çok komik ya da trajikomik duruyor. Her melanetin iyi tarafı da var, zaten çok anlamsız olan bu “yerli ve milli” tiradının altının da tamamen boş, sıradan, offshore şirketeri ve hesapları ol(a)mayan kitlelere bir yalancı popülist söylem olduğu çok daha belirgin hale geliyor.
Yaşasın “yerli ve milli” politikalar ve yine yaşasın “yerli ve milli” offshore şirketleri, hesapları.

3-Türkiye’de çok çirkinleşen bir yandaş basın var, sorun taraflı olmaları değil ama bazı haberleri hiç görmek istememeleri, mesela Binali Bey’in oğullarının yerli ve milli offshore işleri, oysa bütün dünya bu konuyu konuşuyor. Ancak, offshore hesaplarını görmeyen sadece yandaş basın da değil, ülkenin amiral gemileri diye kendilerini tanıtan basın da bu konuyu atladı. Hürriyet gazetesi ilk Paradise Paper haberini Binali Yıldırım’ın konuya ilişkin savunması olarak verdi; bu da çok komik ya da çok trajikomik.

Fransa Le Monde’un, ABD Washington Post’un, New York Times’ın, Büyük Krallık Guardian’ın, bunlar dünyanın en iyi gazeteleri, günlerdir sürekli olarak birinci sahifeden büyük puntolarla verdikleri Paradise Paper haberlerini Türkiye basınının sözde Amiral Gemisi görmüyor ya da ilk olarak Başbakan’ın iddialara yanıtını verirken görüyor. Bir yerde çok büyük bir sorun var ama acaba nerede?

Sorun belki de Amiralde.

 

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…