Artı Gerçek

Türkiye’den çok vahim manzaralar

Çok vahim bulduğum haber MEB'in Artı Gerçek sitesinin haberlerine kendi internet ortamlarından ulaşılmasını engellemiş olması.


Son günlerde Türkiye’de çok önemli şeyler oluyor.

Haklı olarak da herkes Kuzey Suriye meselesi ile, Trump’ın mektubu ile, Erdoğan-Pence görüşmesi ve varılan anlaşma ile ilgili.

Bunlar çok önemli konular.

Yüzde 17’ye doğru uzanan tarım dışı işsizlik oranı var, bu belki diğer konulardan da önemli.

Ama başka konular da var ve muhtemelen bu daha az konuşulan konular diğerlerinden bile önemli.

Bir biçimde basından öğrendiğim iki konuyu paylaşmak istiyorum bugün.

Birinci haber bu yazıyı da yayınladığımız Artı Gerçek internet sitesi ile ilgili.

İkinci değineceğim haber de Hrant Dink Vakfı'nın Kayseri’de ve Kayseri’deki toplantı Valilikçe iptal edilince de aynı toplantıyı İstanbul’da yapmak istemeleri ancak İstanbul Valiliği'nin de toplantıyı yasaklaması.

Hrant Dink Vakfı'nın düzenlediği toplantının konusu Kayseri’nin sosyal tarihi ile ilgili imiş.

Artı Gerçek sitesi ile ilgili çok vahim bulduğum haber Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) Artı Gerçek sitesinin haberlerine kendi internet ortamlarından ulaşılmasını engellemiş olması.

Bir Milli Eğitim Bakanlığı'nın böyle bir sansür kararı alması nasıl bir şeydir?

Ortada bir yargı kararı olduğunu da zannetmiyorum çünkü yargı kararı herhalde sadece Artı Gerçek’e ulaşımı MEB’in internet ortamları için alamaz diye düşünüyorum.

MEB’in bu kararı neden aldığını da bilmiyorum ama nedeni ne olursa olsun kabul edilebilecek bir karar değil.

Eğitim adına sansür, yasaklama kavramı çocuklarımızın zihnine kazınıyor ise, yazıklar olsun.

Bu karar Milli Eğitim Bakanı Prof. Ziya Selçuk’un iradesi ile mi alınmış, bunu da bilmiyorum ama bu durum da her iki ucu pis bir değnek.

Şayet bu karar bakan ve profesör ünvanlarını taşıyan biri tarafından alınmış ise durum çok acıklı demektir.

Yok, şayet bu karar bakan ve profesör ünvanlı Ziya Selçuk tarafından alınmamış, kendisine dayatılmış ise durum daha da vahim demektir.

İki ucu pis değnek dediğim tam da bu.

Sayın Ziya Selçuk eğitim konularında çok kafa yormuş birisidir, bu tür sansür, yasaklama işlerine girerek acaba tüm kariyerini mahvettiğinin farkında mıdır?

Yazıktır, karşılığı ne olursa olsun değmez.

Artı Gerçek sitesini izliyorum doğal olarak, muhalif bir çizgisi var, buna kuşku yok ama bu yasaklama ile her muhalif çizginin çocuklarımıza bir biçimde ulaşmasını engellemek istiyorsanız, hem buna kimsenin gücü yetmez, artık sosyal medya diye bir şey var, hem de bu çaba eğitim kavramına çok yabancı, hatta düşman bir kavram.

Hrant Dink Vakfı'nın Kayseri’de yapmayı planladığı toplantının Valilikçe iptali de kabul edilebilir bir konu değil.

Bu yasaklama ile Suriye meselesini ilişkilendirmek de yine kabul edilebilir olmayan bir şey.

Konunun Kayseri’nin sosyal tarihi ile ilgili olduğunu yukarıda yazmış idim.

Malum, Kayseri ve çevresi, özellikle 1915 ve 1923 öncesi Ermeni ve Rum tebanın çok yoğun yaşadığı bir bölge ve tüm dünya bunu çok iyi biliyor.

Büyük sinemacı Elia Kazan, Rum ve Germir’li; umarım aile evi restore edilmiştir.

Bu arada bu ana kadar görmeyenlere Elia Kazan’ın “The Arrangement-1969” filmini internetten bulup hemen izlemelerini öneriyorum (Kirk Douglas, Faye Dunaway, Deborah Kerr); bu filmi izlerseniz Anadoluluğun, Kayserililiğin nasıl bir şey olduğu hakkında farklı bir bakışınız oluşacaktır muhtemelen.

Çok anlamsız bir kararla Kayseri Valiliği bu toplantıyı Kayseri’de yasaklıyor, Vakıf da bu toplantıyı İstanbul’da yapmak istiyor ama İstanbul Valiliği vatanseverlikte (!!!) Kayseri Valiliğinin altında kalır mı, o da hemen yasaklıyor, Türkiye’den ve yurtdışından çağrılı çok sayıda misafire rağmen.

Amaç da muhtemelen Kayseri’nin ermeni ve rum tarihine değinilmesini engellemek.

Hem çok saçma hem de çok yanlış.

Bu kadar abartılı bir milliyetçilik ve bu kadar da büyük tarih korkusu ancak bizde oluyor galiba.

Bir zahmet Kayseri’nin de ismini değiştirsinler çünkü Kayseri ismi de Kayzer şehri anlamına geliyor.

Kuruluşunda üç Y ile mücadeleyi hedefleyen parti hangi parti idi, artık hatırlamak bile mümkün değil.

Üç Y ile mücadele ne idi?

Yasaklar, yolsuzluk, yoksulluk ile mücadele.

Haydi hayırlısı Erdoğan ve AKP.

Ve şanlı yerli ve milli valilerimiz.

Ve şanlı yerli ve milli eğitimcilerimiz.

 Emin olun, bu berbat yasaklama kararları Türkiye’nin geleceği için Kuzey Suriye meselesinden çok daha önemli.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…