Artı Gerçek

O iş bizde rahat olun!

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun 'IŞİD’den saldırı gelebilir mi?' sorusuna gülerek verdiği yanıttan daha ikna edici ne olabilir.


Daha yeni, üstünde dumanı tüten bir haber yer aldı, Duvar’da.  

 2017’den beri IŞİD Telafer emiri çoluk çocuk, Ankara Keçiören’de yaşıyormuş meğer. ‘Meğer’ dediğime bakmayın, IŞİD’in karargâh kurduğu yerlerin başında gelen Keçiören hiç yabancı değil kamuoyuna.

Ta 2014 yılında CNN’in (CNN artık böyle haberlere yer veremeyeceğinden ekledim) Birgün gazetesinden alarak yer verdiği, Doğu Eroğlu imzalı haberde, Ankara’daki IŞİD örgütlenmesi isim isim anlatılmıştı:

“IŞİD adına Suriye ve Irak’ta eylemlerde bulunan Hamza Baba lakaplı şahıs, Mustafa Ü. ve Yunus K.’nin yanı sıra, IŞİD’in Kobane kuşatması sırasında 19 Ekim tarihinde bir YPG karargâhına canlı bomba saldırısı düzenleyen şahısların da Ankara’nın Mamak, Keçiören, Etlik ve Sincan semtlerinden IŞİD’e katıldıkları belirtiliyor. Hacıbayram’dan 25 ila 30 arası kişinin hâlâ IŞİD saflarında olduğu, bazılarının aralıklarla mahalleye dönüp Suriye’ye geri gittikleri biliniyor.”

Duvar’ın haberine geri dönersek;  IŞİD-Türkiye ilişkilerini anlamak için en somut örneklerden.

 İslamcı terör örgütü IŞİD, Şengal’e yaptığı saldırıda Ezidi Ayşe’yi kaçırıyor. Abisi Hasan, kardeşinin peşini bırakmıyor ve adım adım takip ediyor. 2017 yılında Ayşe’nin Türkiye’de, Keçiören’de tutulduğu bilgisine ulaşıyor.

Hasan aylarca evin çevresinde nöbet tutup, kardeşinin o evde olduğuna ilişkin fotoğraf çekmeye, yani  Türk yetkilileri ikna edebilmek için kanıt göstermeye çalışıyor.

Hasan sonunda kardeşini kurtarıyor ama haberin ortaya çıkardığı öyle ayrıntılar var ki,  İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun  IŞİD’le ilgili soruya gülerek verdiği   “Dünyanın bunlardan ödü kopuyor, bizle beraber ittifak etmelerinden başka bir şey söz konusu değil, sakin olalım, rahat olalım” yanıtının içeriği hemen anlaşılıyor.

1-IŞİD’in Telafer emiri olan şahsın adı saklı tutuluyor. Ancak en az iki yıldır Suriye ile Türkiye arasında mekik dokuyor.

2- Hasan’ın başvurduğu Keçiören Erkan Ataman Karakolu ile IŞİD’li teröristin kaldığı ev arasında iki sokak var.

3-Söz konusu İslamcı terörist, Iraklı bir Türkmen. Karısı ve dört çocuğu var ama Ayşe’yi köle olarak kullanıyor. Ayşe’nin bu tecavüzden bir çocuğu oluyor.

4-Hasan Irak’ın önde gelen Ezidilerin ve Irak’lı yetkililerin araya girmesiyle kardeşini alabiliyor.  

5-Muhtemelen kardeşini alma karşılığında öne sürülen şart nedeniyle, şikayetçi olmuyor.

6-Bir kamu davası da açılmıyor ve adı gizlenen IŞİD emirinin tutuklanıp tutuklanmadığı bilinmiyor.

Yıllardır ülkenin başkentinde rahat rahat sefa süren, istediği zaman girip çıkabilen bir İslamcı teröristten MİT’in, Emniyet’in nasıl haberi olmaz, gibi saçma bir soru sormayacağım.

Sorunun yanıtını haberler veriyor zaten.

Bir yanıt da Ezidi Hadiya’nin hikâyesinde saklı.   

Hadiya 2014 yılında IŞİD’li İslamcı teröristler tarafından önce Telafer, sonra Musul’daki “köle pazarı”ndan satın alınarak Antep’e getiriliyor. Ezidi aşiretinin ileri gelenleri aracılığı ile Hadiya’yı evinde tutan IŞİD’lilere 17 bin lira ödeniyor ve Hadiya kurtuluyor.

Hadiya,  Türkiye’de Antep’te güvenlik güçlerince değil ancak para karşılığında geri alınabiliyor. Ama burada bitmiyor.

Hadiya’nin kayıp iki küçük kardeşinin de Türkiye’de olduğu anlaşılıyor. Çocukları tutanlar yine  IŞİD’li bir Türkmen aile.

Aile önce Antep, sonra Kırşehir’e göç ediyor. Çocukların arandığını öğrenince sokağa bıraktıkları kardeşleri, Hadiya sosyal hizmetlere bağlı bir yurtta buluyor. Yine Iraklı yetkililer sayesinde.

Ama siz, İçişleri Bakanını dinleyin rahat olun!

Peki Antep ve Kırşehir ilk kez mi geliyor gündeme?

Üç yıl önce, hem de Yeni Şafak gazetesinin yer verdiği bir haberi dehşet içinde okumuştuk.

IŞİD’li teröristler yalnız rahatça girip çıkmıyor, ikamet etmiyor, aynı zamanda Antep’te savaş araçları üretecek atölyeler bile kuruyorlardı.

“IŞİD’in silah, bomba imalatı yaptığı ve en etkin savaş aracı olarak kullandığı bombalı araçları ürettiği gizli bölgeye ulaşıldı. Örgütün bölgedeki köylüleri de çalıştırdığı imalathanelerde üretilip depolanan örgütün savaştığı bölgelere taşınıyor.”

Antep, IŞİD’in 2016 yılında 56 kişinin ölümüne neden olduğu bombalı katliamın da gerçekleştiği kent.  İki yıl sonra katliam faillerinden IŞİD’li Fadile Cabael’in ‘sağlık sorunları’ nedeniyle tahliye olduğu ortaya çıktı.

Oysa dava görülürken tahliye edilen Cabael’in 10 Ekim Gar Katliamı sanıklarıyla bağlantısı da ortaya çıktı. Hatırlayalım, Suruç Katliamı’nın failleri ile Gar Katliamı’nın failleri de bağlantılıydı.  

Eski CHP Konya milletvekili Atilla Kart’ın “Ankara Katliamı ‘geliyorum’dedi. Adresler, isimler verdim, kayda değer hiçbir şey yapılmadı" dediği tarih Ekim 2015’ti.

Katliam davalarının gidişatından da görülüyor ki “kayda değer bir şey yapmama” politikası sürüyor.

Mesela, bütün katliamların merkezinde yer alan IŞİD’in Türkiye emiri İlhami Balı’nın otelde ağırlandığını daha yeni öğrendik.

Her ne kadar,  HDP ve CHP konuyu Meclis’e taşıyarak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a “Suruç ve 10 Ekim Ankara Gar Katliamı’nı gerçekleştiren IŞİD terör örgütünün Türkiye sorumlusu İlhami Balı'nın MİT müsteşarının şahsına ait olan Anadolu Oteli'nde ağırlandığı iddiası doğru mudur? Bu bilgiler doğrultusunda herhangi bir araştırmanız mevcut mudur?” içerikli sorular sormuş olsa da siz İçişleri Bakanı’na inanın, rahat olun.

“MİT-IŞİD” ilişkisini sorgulayan , "MİT, Millet İttifakı’nı bozmak için devrede" diyen , “TSK’nın parti ordusuna dönüştürüldüğünü” söyleyen ama “içi yana yana”  tezkereye “evet” diyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu özellikle rahat olsun.

Attığı Twitter mesajına bakılırsa CHP’nin Parti Meclisi üyesi, İzmir milletvekili Mehmet Ali Çelebi zaten rahat.

 “Vatanımızın koruyucusu Türk Askeri harekâta başlayınca siyaset biter: Bu bir savaş değil, terör operasyonu. “Ölen asker” değil, canımız şehidimiz. İşgal değil milli güvenlik harekât. Herkes diline dikkat etsin! Gün birlik beraberlik günüdür.”

Çelebi yalnız “siyaseti bitirme” uğraşında Erdoğan’a verdiği destek nedeniyle değil, savaşa karşı çıkanlara yönelik tehdit diliyle de “devletin derin hafızasında” kayda girmiştir, eminim.

Antep, Ankara, Kırşehir, Konya başta olmak üzere pek çok ilde örgütlenen, yakalananların arka kapıdan salıverildiği IŞİD’lilerin ülke içindeki tam sayısını bilmediğimiz gibi -ÖSO içindekilerin varlığı bir yana- Suriye’dekilerin ne kadarının ülkeye getirileceği de bilinmeyenlerden.

Yine de rahat olun, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun  “IŞİD’den saldırı gelebilir mi?” sorusuna gülerek verdiği yanıttan daha ikna edici ne olabilir.

CHP ile birlikte AKP, MHP, İYİP, SP yöneticileri de rahattır herhâlde.

Kalanlar zaten Soylu’nun boşa konuşmadığına çoktan ikna. İttifakın sonuçlarını Diyarbakır’da, Suruç’ta, Ankara’da, Antep’te görmüşken…

Ama bugün savaşa destek veren vatandaşlar rahat olmasa iyi olur. Maliyetini canıyla, malıyla ödeyecek olanlar onlar.

Bu arada ‘harekâtın’ daha beşinci gününde, Suriye’nin kuzeyinde bulunan Ayn İsa Kampı’nda tutulan “yüzlerce” IŞİD’linin kaçtığı haberi geldi.

BBC haberinde,  Washington Post gazetesinin Bağdat Büro Şefi Louisa  Loveluck’un “Bu kişiler kaçtı mı yoksa başka kamplara mı gönderildi bilmiyoruz”  dediğini de aktarıyor.

Siz yine de Bakanınızı dinleyin, rahat olun.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…