Artı Gerçek

Türkeş’ten bugüne Kelebekler Vadisi

‘Tatil Köyü’nü işleten kooperatifin kurucuları, hissedarları arasında kimler yok ki! MHP Genel Başkanı Alpaslan Türkeş, çocukları, Türkiye ve Tercüman gazetesi yazarları…


Kelebekler Vadisi’nin “1. Derece Doğal SİT” statüsünün 2. Ve 3. dereceye düşürülerek yapılaşma için yol verilmesi, Kaz Dağları’nın gölgesinde kaldı.

Mimarlar Odası Muğla Şubesi ve Fethiye Temsilciliği bu ayın başında, Kelebekler Vadisi’nin 1995 yılında 1. Derece Doğal SİT alanı ilan edilerek her türlü yapılaşmaya kapatıldığını anımsatarak “Alanın kendi doğal flora-fauna dengesiyle baş başa bırakılması gerekirken, ‘Nitelikli Doğal Koruma Alanı’ ilan edilmesi aldatmacadır. Sit derecesini düşürerek ‘bungalov’ gibi tam olarak ne olduğu belli olmayan bir yapılaşma çeşidine izin vermektedir” açıklamasını yaptı.

Kelebekler Vadisi neredeyse bir asırdır, son derece kararlı ve ısrarlı bir şekilde sağ iktidarların hedefinde. Ve üstelik bungalovlar, Amerika’dan ithal çadırlarla yıllardır para basıyorlar.

Yani çoktan el koydukları Vadi’yi yasal kılıf yaratarak bir adım öteye taşımak, betonlaşmaya açmak için uğraşıyorlar.

Peki geleceği görüp yatırım yapan bu zeka küpü girişimciler kimler?

3 Mayıs 2015 tarihinde Muğla Valisi Amir Çiçek’in açıklaması önemli bir ipucu veriyor:

"Doğa güzelliğinin korunmasının yanında, insanların buraya güvenli şekilde aileleriyle gelebileceği, toplu turların gerçekleştirilebileceği bir planlama yapılmalı, öncelikle burada imar planını düzenleyerek çalışma yapacağız. Şu anda orayı çalıştıran kooperatif, konunun üzerinde duruyor."

O kooperatif tabii ki “konunun üzerinde durur”!

Vali’nin adını vermediği kooperatifin kurucuları, hissedarları ve varisleri; siyasetin çarklarının ve iktidar ilişkilerinin talan üstüne oturduğu düzenin kısa bir kesiti çünkü.

Türkeş’in kooperatifi

Hikayemizin ana aktörü S.S Anadolu Turizm Geliştirme Kooperatifi.

1985 yılında kurulan kooperatifin kurucuları kimler dersiniz?

MHP Genel Başkanı Alpaslan Türkeş, çocukları Tuğrul, Ayzıt, Ayyüce, Ahmet Kutalmış Türkeş, Umay Günay, Sevenbilge Saraç, çok sayıda MHP’li, üst düzey bürokrat, emekli askeri hakim, belediye başkanı ve kamuoyunun yakından tanıdığı gazeteciler.

Dönemin Fethiye MHP İlçe Başkanı Süleyman Bayramoğlu koyu çok beğenir ve ‘dostlarına’ haber verir. Tam o sırada ‘tesadüfen’ satılık olduğunu öğrenirler.

Süleyman Bey, Türkeş’in yakın dostudur. Haberi alınca çocuklarıyla birlikte üye olur.

Kuruluş hikayesini bize anlatan İrfan Atagün, o tarihlerde Türkiye gazetesi yazarıydı.

Bir köy olan Kelebek Vadisi’nin 30 bin metrekarelik bölümü Rumlardan kalma “Despina’nın arazisi” olarak biliniyor. Kooperatif bu kısmı alır ama koyun tamamı 90 bir metrekaredir.

Türkeşlerin kooperatifi hemen mahkemeye müracaat edip, Rumlardan kalma arazinin “üç yanı kayalıklarla çevrili, bir yanı denizle” olarak tanımlanmış olmasına dayanarak, tüm koyun dahil edilmesini ister. Hazine ve Orman Müdürlüğü’nün tüm itirazlarına rağmen kooperatif 90 bin metrekarenin tamamına sahip olur. Yani kamuya ait o güzelim koy, bir çıkar grubunun malı olur. 1985 yılında da aynı ekibin girişimiyle “tatil köyü” statüsüne sokuluverir.

Kimler yok ki

Kooperatifin 7 Temmuz 1992 tarihli hazirun listesinde, Alpaslan Türkeş ve çocukları dışında yer alan ünlülerden bazıları şunlardır:

TİSK Genel Başkanı Refik Baydur, eski Bakan Cemal Külahlı, Fethiye eski Tapu Müdürü Osman Öztürk, Marmara Üniversitesi eski Rektörü Hakkı Dursun Yıldız, Milli Eğitim eski Müdürü Nahit Dinçer, Emekli Askeri Hakim Seyfettin Doğan, Türkmenistan’daki komünizmle mücadelenin simge isimlerinden, Türkeş’in ülküdaşı Türkmenistanlı İsa Yusuf Alptekin, Türkiye gazetesi başyazarı Ömer Öztürkmen, Türkiye gazetesi köşe yazarı Vecihi Ünal, Türkiye gazetesi yazarı İrfan Atagün, Tercüman gazetesi köşe yazarı Ahmet Kabaklı, Ahmet Kabaklı’nın eşi Meşkure Kabaklı, Mustafa Taşar’ın yengesi Asuman Taşar, Ankara eski Belediye Başkanı Mehmet Altınsoy, Darülaceze eski Müdürü Hilmi Şener.

Listedeki isimlerin makamları, ilişkileri, kurdukları rant ortaklığı Türkiye’nin siyaset-ticaret ilişkisinin değişmezliğine en iyi örneklerden.

Bu dosyayı 1993 yılında, yayın yönetmenliğini Avni Özgürel’in üstlendiği Panorama Dergisi’ne hazırlamıştım. Buraya özetleyerek aldığım yazının tamamı 14-20 Nisan 1993 tarihli dergide bulunabilir.

Gazetecilik gereği, elimdeki tüm resmi belgelere ve bant kayıtlarına rağmen Türkeş’e de yanıt hakkı vererek, röportaj talebimi ilettim. Ancak ne ilginçtir ki, Türkeş kendi yanıt vermek yerine Ahmet Kabaklı’yı gönderdi.

Ahmet Kabaklı’nın bizzat dergiye gelerek görüşmeyi tercih etmesine şaşırmıştım ama mesele sonra anlaşıldı. Kabaklı’yı, henüz dergiye gelmemiş olan Özgürel’in odasında misafir ettim. Kısaca yazının geri çekilmesini istedi. Kabul edemeyeceğimi, zaten artık yazı işlerine gittiğini kararın yayın yönetmenine ait olduğunu söyledim.

Hayatımın ilk rüşvet teklifi

Ahmet Kabaklı, Türkeş’ten aldığı yetkiye dayanarak sanırım, kooperatiften 500 bin liralık hisse vermeyi teklif etmez mi! Bu teklifi bir gazeteciye o kadar rahatlıkla yapıyordu ki önce yanlış duyduğumu sandım.

Doğrusu bazı gazetecilerin aldıkları maaşla orantısız mal varlıklarına nasıl sahip oldukları da kafama dank ediverdi.

O sırada odaya Avni Özgürel girdi. Hal hatır sorulup, çaylar ısmarlandıktan sonra konuya gelindi ve Ahmet Kabaklı bu kez hem Avni Özgürel’e hem bana 500’er bin liralık hisse teklifini yineledi. Özgürel alaycı bir gülümsemeyle, işi şakaya vurarak reddetti.

Dosya kapaktan anonsla, kesintisiz yayınlandı.

Beklendiği gibi ardından Türkeş bana ve dergiye dava açtı, yetmedi ülkücüler tehdit etti. Çeşitli senaryolarla tuzağa düşürmeye çalıştılar ama sonuçta gazeteciliğe helal gelmedi.

Çanakkale’de milyonluk araziler

Kooperatifin hikayesinin burada bittiğini sanmayın.

Kooperatif üyelerinin kurduğu bir de Belcekız A.Ş vardı ki bu daha da acayip işlerin ortasındaydı.

İrfan Atagün bir kez daha etkin aktör olarak yer alır ama beraberinde Metin Ören, İhsan Tok, Alim Kantarcı, Erdoğan Okçu vardır ve elbette Anadolu Kooperatifi de şirketin ortağıdır.

Şirket, Çanakkale Biga’da binlerce dönüm arazi ile Kalemie Koyu’nda 3 milyon 666 bin metrekarelik araziye sahiptir ama araziler kaybolmuştur. Milyonluk arazilerin kim tarafından ve nasıl kaybedildiği şirket ortaklarının arasını açar.

Sonunda iş mahkemeye gider ve Kalemie Koyu’nun bazı ortaklardan habersiz Türkeş’in kooperatifinde ikinci başkan olan Ali Baloğlu’na satıldığı öğrenilir. Ama akıbeti yine de belirsiz kalır.

Çünkü konuyu en iyi bilen Alim Kantarcı telefonlarıma çıkmaz, Alpaslan Türkeş’e bu soruları sormam hiç mümkün olamaz.

Belcekız Şirketi 1992 yılında tasfiye edilir.

Böylece Kalemie Koyu ve Çanakkale’deki arazilerin son sahibi de karanlıkta kalır.

Kelebekler Vadisi ise hâlâ Anadolu Turizm Geliştirme Kooperatifi’ne ait.

Bungalovlar, klimalı çadırlar ve çeşitli etkinliklerle hizmet veren Tatil Köyü’nü işletmeye açan kooperatif ortaklarından Hasan Deniz Bayramoğlu’nun, Kooperatif kurucularından Türkeş’in yakın dostu Süleyman Bayramoğlu’nun ‘varisi’ olma ihtimali çok yüksek.

Bundan sonrasını, özellikle de kayıp arazilerin akıbetini bölgedeki gazeteci arkadaşlar da araştıracaktır diye umuyorum.

Gerçi 90’larda bile bugünkünden daha kolaymış gazetecilik yapmak ama rant odaklı iktidar ilişkilerinin, sağ siyasetçi ve ‘gazetecilerin’, ülkenin en güzel köşelerini kasalarına girecek hazine olarak görmeleri hiç değişmiyor.

Yargının bu yağmaya aracılık etmesi, bazı yargıçların çıkar çarkına bizzat dahil olması da sistemin değişmeyenlerinden.

Gazetecilere düşen de çeşitli gerekçelerle imara açılan, santral ya da HES yapılan, altın, gümüş, taş ocağı için ruhsat verilen bütün şirket, kooperatif, vakıf ve derneklerin gizlediği ilişkileri araştırmak, çıkar ilişkilerini deşifre etmek olmalı.

Tabii ki sözüm birlik olup memleketi satan gazeteci kılıklı işbirlikçilere değil!

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…