Artı Gerçek

YSK’nın gizli ‘iç talimatı’ mı var?

Konsolosluktan gelen cevabi mail, A.E’ye sözlü bildirilen gizli ‘iç talimat’ın yazılı belgesidir.


Yurt dışında yaşayan iki okurumdan arka arkaya iki mail aldım.

Anlattıkları çok ilginç, anlamlandırılmaya ve YSK tarafından acilen açıklanmaya muhtaç.

Her ikisi de üniversiteyi yurt dışında bitirmiş, iş güç sahibi insanlar. Türkiye ile bağları ise çok güçlü ve hiç kopmadan sürüyor.

Biri Paris’te, diğeri Brüksel’de yerleşik.

Yani aynı şehirde, aynı memlekette değiller ama yaşadıkları süreç neredeyse aynı.

İsimlerini gizleyerek Paris’tekini “A.E”, Brüksel’dekini “B.D” kodlamasıyla anacağım.

A.E, YSK web sitesinin Yurt Dışı Seçmen bölümündeki talimatlara uygun olarak, adres beyan formunu doldurur, imzalar, TC kimlik kartının fotokopisiyle birlikte 25 Nisan 20128 tarihinde, Paris Başkonsolosluğuna taahhütlü olarak yollar.

Adres beyanının 30 Nisan’da Paris Başkonsolosluğuna ulaştığına ilişkin, Fransız posta hizmetleri aracılığı ile gelen “alındı belgesi” de elindedir. Her şey YSK talimatlarına ve sitesinde kamuoyuna duyurulan başvuru usullerine uygun yapılmasına rağmen A.E, YSK seçmen listelerinde adını bir türlü göremez.

Bunun üzerine Paris Başkonsolosluğuna telefon açar. Ve görevli memurla aralarında çok ilginç bir konuşma geçer.

Muhtemelen, A.E’nin ısrarlı soruları ve oy kullanma hakkını kullanmaktaki kararlı tavrı karşısında, görevli memur hiç söylememesi gereken bir bilgiyi söyleyiverir ya da ağzından kaçırır.

Okurumun aktardığı konuşmanın ilgili bölümü aynen şöyledir:

“ Görüştüğüm memur, 29 nisandan sonra postayla gelen adres beyan dilekçelerini kabul etmeme talimatı alındığını belirtti.

YSK web sitesinde yurt dışı seçmenlere hitap eden duyuruları her siteye girişimde dikkatle okuduğumu, böyle bir bilginin verilmediğini, haberim olmadığından 2-12 mayıs tarihlerinde şahsen Paris başkonsolosluğa gidip adres beyan formunu doldurma gereğini duymadığımı belirtince, 29 nisan son başvuru tarihinin bir ‘iç talimat’ olduğunu, YSK’nin sitesinde yayınlanmamış olabileceğini, detaylı bilgi için Yurt Dışı Seçmen Sorgulama’yı aramamı söyledi.”

A.E bu yanıt karşısında hem şaşırır hem öfkelenir ama inatla sonucu takip etmeye devam eder. Yurt dışı Seçmen Sorgulama çağrı merkezini arar. Bütün süreci tekrar anlatıp, ne yapması gerektiğini sorunca, 30 nisanda başkonsolosluğa ulaşmış adres beyanının geçerli olduğu yanıtını alır. Ama bir kez daha farklı bir adres gösterilerek YSK Yurt Dışı’na başvurması istenir.

Bizim okur öyle kolay pes edecek biri değildir ve Yüksek Seçim Yurt Dışı’na başvurur. Orada görüştüğü memur da 30 nisanda başkonsolosluğa ulaşmış adres beyanının geçerli olduğunu ve başkonsolosluğa yazılı şikayette bulunmasını önerir.

A.E başladığı yere dönmüştür. Paris Başkonsolosluğuna belgeleri de ekleyerek yeni bir dilekçe gönderir ve “Seçmenlik görevini vakitli yapmış olmasına rağmen bir kısır döngüye mağdur kalmış bir vatandaş olarak, kaydımın kabul edilmesi için gerekeni yapmanızı arz ederim” der.

A.E henüz yanıt alabilmiş değil, belirsizlik sürüyor.

Neredeyse birebir aynı süreci yaşayan Brüksel’deki B.D’nin karşılaştığı durum da ayrı bir garip.

B.D de, YSK sitesinde belirtilen prosedüre uygun olarak adres beyanını yazılı olarak Bürüksel Konsolosluğuna gönderir. Ama seçmen listelerinde adını göremeyince, şahsen konsolosluğa giderek, başvurusunu posta yoluyla yaptığını belirtir ve neden seçmen listesinde adının olmadığını sorar. 14 mayıs pazartesi gününden önce göremeyeceği belirtilir ancak o tarihten sonra da ismi bir türlü kayıtlara girmez.

B.D yeni bir dilekçeyle konsolosluğa durumu aktarır.

Konsolosluktan gelen cevabi mail, A.E’ye sözlü bildirilen gizli ‘iç hizmet’ talimatının yazılı belgesidir.

YSK sitesindeki başvuru şartları arasında yer almayan, belli ki kamuoyuna duyurmaktan imtina ettikleri ama fiilen sessiz sedasız uygulamaya koydukları talimat aynen şöyle yer alır, mailde:

“ Seçim dönemi olduğu için adres beyanları şahsen başkonsolosluklarda yapıldı ve kişi imzaladıktan sonra evraklar online olarak YSK veri tabanına gönderildi, bu sebepten ötürü posta yoluyla yapılan adres beyanları işleme alınamadı. Yoğun talepten dolayı YSK sitesine başvurular geç yansımakta olabilir, e-devlet şifrenizle www.turkiye.gov.tr adresinden de kontrol edebilirsiniz.”

Seçmen iradesini engellemeye yönelik, yasaları çiğneyen bu uygulama üzerine B.D, konsolosluğa bir şikayet dilekçesi yazar. Ne YSK sitesinde, ne şahsen gittiği konsoloslukta posta yoluyla gelen başvuruların kabul edilmeyeceğine ilişkin bilgi verilmediğinin altını çizerek, itirazının değerlendirilmesini ister.

Sürpriz şekilde ‘iyi’ haber gelir.

Konsolosluk, YSK sitesinden yurtdışı seçmen kütüğünde adının yer aldığı bir ekran görüntüsü eşliğinde, durumun düzeltildiğini bildirir.

Ama gariplikler zinciri burada bitmez. Çünkü B.D, YSK sitesinde hâlâ ismini göremiyor.

Brüksel Konsolosluğunun gönderdiği ekran görüntüsü sahte olamayacağına göre, durumu açıklayan mantıklı bir izahat gerekir. Ama yok!

B.D yine de umutla 21 Mayıs Pazartesi gününü bekliyor.

YSK’nın yurt dışı seçmenler için açıkladığı takvime göre, gerekli kayıt ve düzeltme işlemleri, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 21 Mayıs Pazartesi saat 17.00'ye kadar yapılacak ve 22 Mayıs Salı günü Yurt Dışı Seçmen Kütüğü kesinleştirilecek.

Muhalif partilerin durumdan haberi var mı bilmiyorum ama konuya gereken önemi göstermeleri gerekiyor. Çünkü aynı kararlılıkla süreci takip etmeyen yüzlerce seçmenin varlığı da göz önüne alındığında akla pek çok soru işareti geliyor.

Öncelikle konsoloslukta görevli memurun sözünü ettiği, kamuoyuna duyurulmayan “iç hizmet” talimatıyla ilgili acilen açıklama yapılmalı.

Bu talimat YSK’dan mı yoksa bakanlıktan mı geldi?

Başvuru ummadıkları kadar yoğun olduğu için iş yükünün altından kalkamayıp, sadece şahsen başvuruları mı kayda alıyorlar?

Hedef yurt dışında seçime katılım oranlarını düşürmek mi?

Konsolosluklarda kayıtlı seçmenlerin fişlenmiş ve eğilimine göre tasnif edilmiş olabileceği ihtimali var mı?

YSK kurallarına uygun olarak gönderilmiş başvuruların 29 nisandan sonrasını çöpe mi atıyorlar?

Böyle bir talimat yoksa bile, seçmeni adeta oy kullanmaktan caydırmak üzere kurgulanmış bir yıldırma prosedürünün varlığı yeterli değil mi?

Herhalde bir açıklama gelecektir ya da muhalefet partileri acilen YSK’dan açıklama isteyecek ve hatta yurt dışı seçmen kütüklerini bu bilgiler ışığında incelemeye alarak, sorumluluklarını yerine getirecektir.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…