Artı Gerçek

Güvenilmez ortak

Bugünkü Türkiye Rusya yakınlaşması gerçekten de Rusya’ya karşı dostluk beslendiği için değil zorunlu olduğu içindir.


Ne oldu da birden Türkiye’nin "ulu" başkanı Rusya’ya karşı yanlışlığını anladı da sonrasında ABD’ye baş kaldırarak NATO’nun varlığını tehdit altına soktu?

Erdoğan’ın açıklamalarına göre Rusya’yla ilişkileri o kadar iyileşmiş ki Rusya Türkiye’yle S-400'lerin üretimine ilişkin bilgileri bile paylaşmaya hazır. Tabii akılla gelen soru şu: Ne zamandan beri ilişkiler bu kadar sıcak oldu? Eğer birileri Rusya ve Türkiye arasındaki dostluktan söz ediyorsa demek ki o insanlar tarih gerçekliğinden habersizler.

Tarihi gerçekler şimdi müttefik olan Türkiye’nin tarihten bu yana birçok sefer batılı dostlarıyla birleşip Rusya’ya karşı savaştığını ve hiçbir zaman Rusya’yla dost olmadığını gösteriyor. Hatta şöyle ki 1856 yılında Osmanlı devleti Avrupa’nın desteğini alarak savaşla Kırım'ı Rusya’dan almıştı.

20 yıl geçtikten sonra ancak Rusya Kırım'ı tekrar savaşla geri alabildi. 400 yıl içerisinde Türkiye Rusya’ya karşı 12 kere savaştı.

Yani ortalama bakarsak her 33 yılda bir Türkiye Rusya imparatorluğuna karşı savaşmış oluyor. Çoğu tarihçiler Türkiye’nin ikinci dünya savaşı döneminde tarafsızlığını korumasına rağmen eğer 1942 yılında Almanya Stalingrad’ı fethetmiş olsa idi o zaman Türkiye tereddütsüz tarafını belirleyeceği kanısındalar. Boşuna olmasa gerek, Almanlar Stalingrad’ı kuşatmaya aldıkları zaman Türkiye Sovyet sınırına 750 binlik ordusunu kaydırdı.

İkinci dünya savaşının bitiminden hemen sonra SSCB, Türkiye’ye İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolünü veren Montrö Antlaşması'nın yeniden gözden geçirilmesi gerektiği fikrini ortaya attı. Bu Türkiye’nin hoşuna gitmemişti ve SSCB’ye karşı tek başına karşı koyamayacağını bildiği için 1952 yılında ABD’yle yürüttüğü tartışmalar sonucunda Türkiye NATO’ya üye olma kararını aldı.

Bugünkü Türkiye Rusya yakınlaşması gerçekten de Rusya’ya karşı dostluk beslendiği için değil zorunlu olduğu içindir. 1963 yılında Avrupa’yla entegrasyon anlaşması imzalandığından beri Avrupa Birliği Türkiye’ye altın dağlar vaat ederek hep kandırmakta. Yani Avrupa Türkiye’yi kandırarak zaman kazanmakta. Ancak son dönemde AB ülkelerinin çoğu açıkça Türkiye’nin AB üye olmasının zor olduğunu itiraf ettiler.

Türkiye’nin Avrupa’ya küskünlüğü çok büyüktür. Erdoğan gittikçe sık-sık Moskova’yı ziyaret etmeye başladı ve her seferinde Batılı dostlarına laf atarak bunu yaptı. Batı Rusya ve Türkiye arasındaki ilişkilerin sıkılaştığını görünce buna müdahale etme kararını aldı. 2015y Rusya uçağının düşürülme olayı Rusya ve Türkiye arasında gelişen yakınlaşmanın önünü alması gerekirdi ve hata daha ciddi olumsuz sonuçların doğmasına götürmeli idi.

Erdoğan Batılı dostları tarafından aldatılmış olsa gerek ki Moskova bu durumdan istifade etmesini bildi ve bundan dolayı Kremlin farklı tepki göstermiş oldu. Türkiye sadece domates yaptırımıyla karşı karşıya kaldı ve bu durumu atlattı.

Tabii ki ilişkiler epey sarsılmıştı ama çok çabuk tekrar rayına oturdu ve her şey eskisi gibi devam etti.

Batı bu provokasyonun başarılı olmadığını anladı ve Türkiye’de 2016'daki başarısız askeri darbe girişimini destekledi. Batının hedefi Erdoğan’ı Türkiye iktidarından düşürmekti. Ama bu olayda da Rusya Türkiye başkanını kurtardı. Rusya istihbarat birimleri Erdoğan’ı zamanında uyararak bu darbe girişimini önlemiş oldu. Erdoğan taraftarlarını sokaklara dökerek darbeyi önledi, devlet ve orduda temizlik gerçekleştirdi. Böylece her şey atlatılmış oldu.

Tabii ki güçlü bir dostluktan söz edilemez ama Türkiye devlet başkanı Rusya’ya karşı daha ılımlı ve daha tavizkar davranıyor. Kırım'ı Rusya'nın parçası olarak kabul etmese de Moskova’ya karşı tepki ve suçlamalar yapmıyor. Tabi iki Kırım'ın Rusya'ya katılmasına karşıdır ve tabii ki bu bireysel tavırdan daha çok tarihi bilinçten kaynaklanıyor. Suriye sorununda da başka sorunlarda da farklı bakış açısına sahip olmasına rağmen mecburen Rusya’yla görüşmeler yapmaktadır. Erdoğan Batıya karşı beslediği öfkeden dolayı inadına bunu yapıyor. Amacı ise kendisine karşı olanlara ders vermektir.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…