Artı Gerçek

Katılımcı bütçe yapmayan belediye ‘Bu kentte demokrasi var’ demesin!

Katılımcı bütçe yapmayan bir kent yönetiminde vatandaş sadece seçmen ve vergi mükellefi olmaktan ileri gidemez. İstekleri ve önerileri dikkate alınmaz; sesi duyulmaz, sözü geçmez.


Demokrasi kavramı ülkemiz siyasetçisinin, kentleri yönetmeye talip olanların ağzından düşmüyor ama toplum olarak bizim demokrasi ile temas ettiğimiz tek yer sandık. Orada da verilen mücadeleyi, sandıkta bile demokrasinin işlememesi için kimlerin neler yaptığını görüyoruz. Her seçimde sandık başında çıkan kavgalarda can verenler, seçim gününde bile demokrasiye ne denli uzak olduğumuzu gösteriyor.

Şu haliyle ülkemizde demokrasi, 4-5 yılda bir sandıktan sandığa, o da kısmen tecrübe ettiğimiz bir durum. Bu haliyle, hiçbir şekilde gerçek bir demokrasiden söz etmek mümkün değil.

Yerel seçimler ertesinde belediye başkanları göreve başlıyor. Göreceğiz bakalım, kim kentinde, ilçesinde gerçekten katılımcı demokrasiyi benimsiyor.

Bunu anlamanın çok basit bir yolu var...

Katılımcı bütçe çalışması yapan belediyelerin samimi olduğunu düşünebiliriz.

Katılımcı bütçeleme yapmayan bir belediye de “Bu ilçede, bu kentte demokrasi var, halkın iradesi var” demesin. Yok çünkü.

BELEDİYELERİN BÜTÇELERİ VATANDAŞA RAĞMEN YAPILIYOR

Kentlilerin iradesini yansıtan bir katılımcı bütçe, belediye bütçesinin, yatırım ve hizmetlerin yüzde 15-25 gibi bir bölümünün vatandaşa sorulmasını, önceliklerin anlaşılıp bütçenin bunlar doğrultusunda yapılmasını gerektirir.

Ama ülkemizde bunun aksine, kentlerde bütçeyi atanmışlar yapıyor. Yani bütçeye belediye bürokrasisi karar veriyor. Bürokratlar önlerine bir yıl önceki bütçeyi alıyor, gider kalemlerini ‘makul’ ölçüde artırıyor, enflasyonu da ekleyerek konuyu kapatıyor.

‘Mahalleden Kent Parlamentosu’na kitabının yazarı iletişimci Gönen Orhan şöyle diyor: “Yetkili bürokrat tüm bu çalışmayı nerede yapıyor? Masasında. Kime soruyor? Bir önceki yılın verilerine ve kendisine. Vatandaş nerede? YOK.”

Bütçenin adeta vatandaşa rağmen yapıldığını belirten Orhan, bunu kırmanın tek yolunun vatandaşın ihtiyaç, istek ve görüşlerinin sürece yansımasını sağlamak olduğunu söylüyor. Nasıl mı? Sokak ve mahallede bütçeyi tartışarak.

Katılımcı bütçeleme yapmayan bir kent yönetiminde vatandaş sadece seçmen ve vergi mükellefi olmaktan ileri gidemez. İstekleri ve önerileri dikkate alınmaz; sesi duyulmaz, sözü geçmez. Oysa katılımcı bütçe, ‘yaşam hakkının yerel yönetim düzeyinde ete kemiğe bürünmesidir’.

Katılımcı bütçe çalışması büyüyen kentlerdeki ‘yönetememe’ halinin aşılmasının, bürokratik-merkeziyetçi yapılar ile otoriter anlayışların kırılmasının en etkili yollarından biri olduğunu söylüyor Orhan: “Kent hakkı nasıl ki vatandaşın sokak ve mahallede oluşturduğu kamusal alandan sesini duyurabilmesini içeriyorsa, bu hakkın gerçekleşmesi de yerel yönetimin bu sese kulak vermesini gerektirir.

DÜNYADA 2 BİN KENTTE KATILIMCI BÜTÇE VAR

Katılımcı bütçe, ilk kez 1989’da Brezilya’nın Porto Alegre kentinde ‘demokrasiyi demokratikleştirmek’ amacıyla uygulanmaya başlandı. Hatta Brezilya Federal Anayasası’nın ilk maddesi yeniden yazıldı: “Tüm iktidar, bunu gerek temsilcileri aracılığıyla gerekse doğrudan kullanan halkındır.”

Katılımcı bütçe uygulaması Brezilya’nın ardından hızla Latin Amerika’da yaygınlaştıktan sonra Almanya, İspanya, Fransa ve İtalya gibi Avrupa kentlerine yayıldı.

Orhan Brezilya’da halkın taleplerine somut bir cevap olan katılımcı bütçe uygulamasının muazzam bir etki yarattığını anlatıyor: “Kent yavaş yavaş belediyenin, gerçekten yurttaşların kararlarını en önemli kaynak olarak gördüğünün bilincine vardı. Yönetim tarzında yepyeni bir ‘olgu’ doğdu. Bu olgu, bir yandan seferber olmuş fakir bir sosyal tabandan kaynaklanan kararların somutta gerçekleşmesi, diğer yandan da belediye yönetiminin saydamlığıydı. İlk yıldan itibaren belediye, hiçbir yurttaşı ideoloji veya particilik sebebiyle hor görmediğini açıkça göstermek için ısrarlı bir çabaya girişti. Sürekli olarak açık bir sürecin söz konusu olduğunu, her yurttaşın gerekli gördüğü yatırımların savunucusu olabileceğini hatırlattı.”

Bugün, Batı’da Latin Amerika, doğuda Hindistan başta olmak üzere, dünyanın pek çok ülkesinde 2 binden fazla kentte katılımcı bütçe çalışması yapılıyor. Avrupa’da Londra, Paris, Roma ve Berlin de bu kentler arasında.

TÜRKİYE’DE KATILIMCI BÜTÇE YOK DENECEK KADAR AZ

Orhan, Türkiye’de katılımcı bütçe konusunda çalışma başlatan ilk belediyelerin Ankara Altındağ, Bursa Nilüfer, Osmangazi ve Yıldırım ile Eskişehir Tepebaşı olduğunu, 2005’te Diyarbakır ve Batman Belediyelerinin de bu uygulamaya dönük bazı adımlar attıklarını ama bunların devamının gelmediğini anlatıyor.

2007’de başlayan ve Türkiye’den 23 belediye ile İsveç’ten 6 belediyenin katıldığı ‘Belediye Ortaklık Ağları’ projesi, katılımcı bütçelemeyi de içeriyor. 2007’de ‘Yerel Yönetimlere Destek Projesi’ kapsamında, katılımcı bütçeleme uygulamasına pilot olarak Çanakkale Belediyesi seçildi. Çanakkale Fevzipaşa mahallesinde, mahalle nüfusunun yüzde 34,4’ünün katıldığı oylamayla mahallenin yatırım tercihleri belirlendi ve 2008 yılı yatırım programına alındı.

Katılımcı bütçe çalışmasında önce, belediyenin zorunlu giderleri çıkarıldıktan sonra bütçenin ne kadarının katılımcı bütçe olarak düzenleneceği belirleniyor. Her mahallede kurulan Mahalle Meclisleri’ndeki Mahalle Bütçe Komitelerinden birer kişi Kent Bütçe Konseyi oluşturuluyor. Toplantılar herkese açık olurken, tartışmalarda mahallenin ihtiyaçları ve öncelikleri sıralanıyor. Ortaya çıkan mahalle bütçesi Kent Bütçe Konseyi’ne, oradan da belediye başkanına sunuluyor. Başkan da bütçeyi Belediye Meclisi’ne taşıyor. Son aşama ise bütçenin izlenmesi ve denetlenmesi. İhaleler şeffaf mı mesela? Denetim olmazsa bütün bunların bir anlamı da kalmıyor.

Peki belediyeler katılımcı bütçeleme yapsa Türkiye nasıl bir yer olur?

“Emin olun, şu seçimlerde kampanyalarla sağlanmaya çalışılan duygu kalıcı ve kurumsal hale gelir” diyor Orhan, “Katılım gerçekten sokakta, mahallede ve kentte gerçekleşir. Lafta değil, gerçek demokrasi olur. Bu o zaman belediyeye, Meclis’e, bürokrasiye ve bilançolara yansıyacaktır.”

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…