Artı Gerçek

Ortanın Solu’ndan Merkez’e mi?

Listelere bakıldığında gördüğüm şu; Kılıçdaroğlu'nun, CHP’yi Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları değiştirebilecek güçte bir partiye dönüştürme yolunda bir adım daha attığıdır.



Dün akşam itibariyle partiler milletvekili listelerini YSK’ye teslim ettiler.

Her parti için ayrı değerlendirme –ki bu değerlendirmeyi de partilerin vitrin isimleri üzerinden yapacağımız notunu düşelim- yapmak, listeleri tam olarak gördükten sonra mümkün.

Geçtiğimiz günlerde listesini açıklayan MHP’den sonra CHP de, önceki gece yapılan PM toplantısında listeye son hali verildi.

Son halini alan liste, kamuoyu açısından büyük sürprizlerle dolu. Önceki gece sosyal medyada ve dün ülkede en çok tartışılan konulardan biri oldu.

Kamuoyunun yakından tanıdığı pek çok “yıldız isim” liste dışı kalırken, geçmişte ve bugün partinin yönetiminde yer alan kimi “ağır topları” yerlerini korudular.

CHP milletvekili listesine, dışarıda kalanlar, listeye girenler açısından yani özel olarak isimler üzerinden özel değerlendirmeyi yapmayı, siyasi yaklaşım tarzım açısından doğru bulmadığım için bunu yapmayacağım.

***

Seçimin baskın olması nedeniyle, aday belirleme sürecinde inisiyatif Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve Genel Merkez’de kaldı.

Listelerin belirlenmesinde aday adaylarıyla mülakat yapan 5’li Komisyon’un raporları, bazı kritik illerde kısa sürede yapılan eğilim yoklamaları dikkate alındı. Elbette Kılıçdaroğlu’nun mevcut milletvekilleri için tuttuğu notların da önemini unutmayalım.

Listeye son halini 5’li Komisyon üyelerinden gelen raporlar doğrultusunda Parti Sözcüsü Bülent Tezcan ve Genel Başkan Kemal Kılçdaroğlu verdi.

***

Listelere genel olarak bakıldığında gördüğüm şu; CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun, CHP’yi Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları değiştirebilecek güçte bir partiye dönüştürme yolunda bir adım daha attığıdır.

Nasıl CHP, 1960’ların ortasındaki koşullara adaptasyon için "Orta’nın Solu’na” kaydıysa; bu kez de yine mevcut koşullar nedeniyle “merkez”e yönelmiş görünmektedir.

Ve bu yönelimin ana hedefi, 24 Haziran sonrası için “restorasyon” döneminin “ana aktörü” olmaktır.

Bu açıdan liste, kendine güvenen ve iktidar olacağına inanmış bir aklın yansıması.

Bu yüzden CHP, içinde barındırdığı çoğulculuk göreli olarak bir parça daha azalmış, parti disiplini olabildiği ölçüde arttırılmıştır.

Tek tek “yıldız”lardan çok “takım oyunu” ve “başarı” hedef alınmış.

Bu yönü ile CHP’de listelere yansıyan tercih, kendi içinde katılmasak da tutarlıdır.

Bu aşamada yapılması gereken, bu siyasi tercihle uyumlu ideolojik ve teorik metinlerin üretilmesi ve parti tarafından sahiplenilmesidir.

Bu tercihe rağmen, baskın seçim kararı alındıktan sonra peş peşe attığı olumlu siyasi adımlar ve gösterdiği fedakarlık ile fark yaratan ve pozisyon üstünlüğü ele geçiren Kılıçdaroğlu, bu üstünlüğünü listelerde seçilebilecek yerlerde olan isimleri belirlerken izleyeceği gençleştirme politikasıyla sürdürebilirdi. Bunu tercih etmedi.

***

Makro düzlemede listenin bu hedefi, kuşkusuz zaafları da beraberinde getirmektedir.  

Örneğin hasta yatağında 70 yaşındaki Deniz Baykal ve bazı isimlere gösterilen “aşırı vefa”, kimi aday adaylarına karşı “negatif vefa” olarak yansımıştır.

2019 Mart atında yapılacak yerel seçimlerde adaylıklarını açık açık deklare edenlerin, bu iddiaları yokmuş gibi yeniden aday olmaları da büyük bir zaaftır.

Yine kimilerinin, İnce’nin olası Cumhurbaşkanlığında “bakan” olma iddiasını ortaya koyup adaylıktan vazgeçmemesi yine bir zaaftır.

Yine listelere ayrıntılı bakıldığında görülecek olan “bölgecilik” ve “Alevi” hassasiyetinin negatif okunmasıdır. Kılıçdaroğlu kimliği üzerinden yapılan Alevileri dışlama gayretidir.

Kadın ve genç adayların sayısal azlığı, her fırsatta şikayet edilen toplumsal mağduriyet konusunda sembolik isimlerin az ve tek olması, kamusal bilinirliği olan yeni adayların azlığı da zaaftır.

Onun dışında Fethi Açıkel, Yunus Emre, Yüksel Taşkın, Devrim Barış Çelik gibi akademi ve siyasi pratiği birleştiren adayların listeler yer alması da olumlu ama yetersizdir.  

***

Özetle, CHP’de liste, partinin yönünü daha çok merkeze çevirmesi açsından Kılıçdaroğlu için ağır hamlelerin ardından büyük bir “siyasi risk” de içeren bir hamledir.

O siyasi risk ise liderliğinin tartışılmaya açılmasıdır.

CHP’nin merkeze taşınma hedefinin parti açısından en büyük zaafını ifade etmeden yazıyı bitirmeyelim.

Bu hamlenin en büyük zaafı, parti çeperinde duran sol hassasiyetin milletvekilliği seçiminde CHP’lilerin HDP’ye, kadın adayların azlığının ise farklı bölgelerde İyi Parti’ye yönelme potansiyeli ortaya koymasıdır.  

Bunu kolaylaştıracak olan ise HDP’nin Ahmet Şık, Barış Atay, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Erol Katırcıoğlu gibi isimleri aday gösterme cesaretidir.

HDP bu haliyle, PKK’dan özerkleştiği ölçüde sol, sosyal demokrat, özgürlükçü partidir.

HDP’nin yüzde 10’nu geçmesinin 24 Haziran sonrası için hayatiyetini düşündüğümüzde, CHP’nin buna yol açması da, listenin başka bir olumlu okumasıdır.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…