Artı Gerçek

Çingene dediğiniz adam…

Grup liderliğiymiş, üçüncülüğüymüş umurumda değil. Margarin katkılı kaşarlar gözümün önünden kayboldu ya; bu bana yeter.


ANDORRA: 0          TÜRKİYE: 2

Federasyon, Milli takımın başına Lucescu’yu getirmekle, kedi olalı bir fare tuttu. Eyyamcılığa ihtiyacı olmayan Rumen aşçı da o küsermiş, bu darılırmış demedi, takımı safralardan temizleyip Avrupa’da yetişmiş çocuklardan gencecik bir ekip oluşturdu. Ziyafetin tadını çıkarmak da Şenol beylere kısmetmiş. Afiyet olsun...

***

Kimi kaynaklar, Andorra isminin "an-nadr"dan geldiğini öne sürüyor. İspanya'yı istila eden ve bu topraklarda 275 yıl (756-1031) hüküm süren Emevilerin etkisiyle arapçadan geçmiş bir sözcükmüş. "Nadir, ender, az bulunan" demek... (arapça etkisiyle ispanyolcada, dolayısıyla katalancada yerleşmiş çeşitli örneklerden biri de "aseytuna” diye telaffuz edilen “aceituna-zeytin.")

Eee; buranın en alçak noktası 840, en yükseğiyse 2946 metre. Böyle bir memleketi Arap çöllerinde nereden bulacaksın…

Bu nadir topraklardaki maçta nadir bir çiçek açtığına tanık olduk. Latincesi ennessus syringus... Ama anne-babası nüfus cüzdanına Enes diye yazdırmış...

***

17 Kasım'la ilgili güzel bir anı daha var. Milli takım tam yirmi yıl önce bugün İrlanda'yı yenerek Avrupa Futbol Şampiyonası'na katılma hakkını elde etmişti...

Ama Andorra gibi, sadece üç bin vatandaşının amatör ya da profesyonel futbolcu olma ihtimali bulunan mikroskobik bir ülke karşısındaki galibiyeti, "Milli takım 17 Kasım'da yine tarih yazdı" gibi şatafatlı bir sözle değerlendirmek biraz ayıp kaçar doğrusu... (Üstelik maç Andorra'da 17 Kasım'da bitti ama Türkiye'de 18 Kasım olmuştu.)

Buna karşılık, rakip çok güçlü olsaydı ve yenilseydik bile, şahsen bu kadrodan şikâyetçi olmazdım. Çünkü otel odalarında birbirlerine tabanca da çekmiyorlar, küfür de etmiyorlar, gazetecilere saldırıp, "Ulan seni evden aldırırım" naralarıyla basitlik de yapmıyorlar. Yani bu çocuklar kıro değil, sporcu...

***

Lucescu’yu Galatasaray’dan ve Beşiktaş’tan “çingene” diye kovduran güruh; ne susuyorsunuz?

Aklınızca hakaret ediyordunuz ama yurtiçinde ve dışında, sizden kat be kat karakter sahibi onlarca çingene dostum var. İçleri-dışları bir, insan oğlu insan hepsi de.

Ya siz; devrim kabul edilmesi gereken bu değişim nedeniyle adama ağıza alınmayacak küfürler eden koca koca herifler...

Susmayın yahu; bir şeyler söylesenize...

“Biz halt edip adamın kuyusunu kazmışız; özür dileriz” desenize...

Demezseniz, isimlerinizi burada tek tek açıklayacağım.

Hadi bakalım…

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…