Arti Gercek

Denetimli Demokrasi Bayramı

AKP sayesinde her şeyimiz gelişti, cezaevlerimiz arttı. 2016'ya kadar 14 cezaevi inşa edildi. 34 cezaevine ek binalar yapıldı. Gelecek için de 43 yeni cezaevi yapım ihalesi açıldı.


Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) 2002'de devraldığı Türkiye'yi 2018'de gayet güzel bir yere getirip koydu!

Öncelikle Türkiye zengin bir ülke görünümüne sahip hale geldi. Birazcık dış borcu arttı. Birinci AKP hükümeti ülkeyi 130 milyar dolar ile devralmıştı. Sonuncu AKP hükümetinin üstün başarıları sayesinde 456 milyar dolarlık bir dış borç yükümüz oluştu.

Burada unutulmaması gereken nokta tartışılmaz atasözümüz olmalıdır:

-Borç yiğidin kamçısıdır!..

Yiğit kimdir?

Kamçı kimin elindedir?

İlave olarak kimin sırtında patlayacaktır?

Böylesi gereksiz sorularla vakit kaybedilmemesi lazımdır. Çünkü bir atasözümüz daha devreye girmek için saha kenarında ısırma turları attığını görebiliriz:

-Vakit nakittir!

İktidar cenahında en önemli konu da budur: Nakit!

Nakit söz konusuysa diğer her şey teferruattır.

Ancak şu sıralar bir seçim gündemde olduğu için "vakit" hayatımızda önemli bir yer tutuyor. AKP seçim sloganını bu kelime üzerine oturttu:

-Vakit Türkiye vakti!..

İktidarlarının on altıncı yılında nihayet Türkiye'nin vaktinin geldiği ilan ediliyor. Bu muhteşem bir hafıza sıçraması olarak not edilmesi gerekiyor.

Akıllarına Türkiye geldi!

Eskiden Avrupa önce gelirdi, sonra Orta Asya, Uzak Doğu, Afrika ve dünyanın her hangi bir yerinde mağdur olan Müslüman haklar..    

Hepsinin üstesinden gelindi, sorunları çözüldü. Şimdi sıra Türkiye'de! İşte o yüzden slogan öne çıktı: Vakit Türkiye Vakti!

Bir de üst başlık çok yakışır:

-Nakit zamanlar ülkesi!

 *** 

AKP iktidarı altında Türkiye ifade özgürlüğü alanında büyük mesafeler kat etti. Örneğin eskiden Recep Tayyip Erdoğan sadece bir şiir okuduğu için hapse atılıyordu.

Çok çileler çektiriliyordu çok..!

Şimdi böylesi sorunlar kalmadı.

Erdoğan fikirlerini alabildiğine özgür biçimde ifade edebiliyor. Hatta özgürce herkese hakaret edebiliyor. Ve bununla ilgili olarak hakkında soruşturma falan de açılmıyor.

Bu harika bir özgürlük ortamı sağlıyor.

Eğer hakaret etmekle yetinmezse hedef aldıklarını bağımsız yargı kanalıyla hapse atıyor. Hapiste kalma sürelerini özgürce ifade ediyor:

-Ben bu makamda olduğum sürece hapisten çıkamaz!..

Hakikatten de kimse çıkamıyor.

Ancak başka ülkelerin üst düzey yöneticileri araya girip al-takke ver külah diplomasisi yaparlarsa, o zaman bağımsız yargı, bu gelişmelerden tamamen bağımsız olarak, "oluşmamış suçtan" yarım günde iddianame hazırlayıp, bir günde tahliye kararı verebiliyor. Ve haksız yere hapse atılmış 1 kişi özgürlüğüne kavuşuyor. Bir hat teslimi yapılması şarttır:

-Özgürlükçü ülke Türkiye!

***

Bugün 14 Haziran 2018 Ramazanın son günü, yarın da bayram...

Bayramların en önemli özelliği dargınlıkların ortadan kalktığı, küskünlerin barıştığı, birbirlerini özleyen insanların hasretle kucaklaştığı günlerdir bayramlar...

Yarından itibaren yine öyle olacak. Hapishanelerimizde yakınlarını hasretle bekleyen yaklaşık 250 bin tutuklu ve hükümlü "Açık Görüş" yapacak. Anneler, babalar, eşler çocuklar hasretle kucaklaşacaklar.

Bu kadar büyük bir hasret giderme AKP sayesinde hayata geçebiliyor. İktidara geldiklerinde (2002) cezaevlerinde 59 bin tutuklu ve hükümlü bulunuyordu. Cezaevi sayısı da azdı.

Hasret kucaklaşmaları ne yazık ki az olabiliyordu.

AKP sayesinde her şeyimiz gelişti, cezaevlerimiz arttı. 2016'ya kadar 14 cezaevi inşa edildi. 34 cezaevine ek binalar yapıldı. Gelecek için de 43 yeni cezaevi yapım ihalesi açıldı.

Adalet Bakanlığı da 2018 sonuna kadar tutuklu ve hükümlü sayısının 276 bine ulaşacağını açıkladı.

Gençlerimiz de unutulmuş değil. Tam 72 bin üniversite öğrencisi de içerde bulunuyor. İki hatta üç üniversiteyi demir parmaklıklar arkasında istihdam eden bir ülke, Türkiye...

Denetimli serbestlik ile ellerini kollarını sallayarak dolaşan tam 576 bin özgür vatandaşımız bile birlikte yaşıyoruz.    

Bunların hepsi eski Türkiye'yi ikiye katlayarak yeni Türkiye'yi kuran AKP'nin üstün başarıları sayesinde meydana geldiğini görmemiz gerekiyor.

Büyük sarsıntılar arasında her şeye yeni isimler verilip, hızlandırılmış tarih yazılıyor ya, bu akımın izinden yürünmeli. Yarın için yeni bir isim icad edilmelidir:

-Denetimli demokrasi bayramı!

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…