Artı Gerçek

Nanköristan!

İktidar en çok betonu döktüğü, en yüksek binaları diktiği, alt geçitlerle üst geçitlerin sel suları arasında dans ettiği şehirlerde belediye başkanlıklarını kaybetti.


Geçtiğimiz Pazar günü yapılan 31 Mart 2019 Mahalli İdareler Seçimleri sonuçlandı. En baştan söylemek gerekirse "tam bir vefasızlık" olarak tarihe geçecek derecede, "örnek" bir seçim oldu.

Olmasına oldu da, ister istemez insan durup-bakıp şöyle diyesi geliyor:

-Oldu mu ya?

Özellikle de İstanbul'da ve Ankara'da... Sonra Adana'da, Antalya'da, Mersin'de, Bolu'da, Artvin'de, Kars'ta, Diyarbakır'da, Batman'da, Mardin'de, Siirt'te, Van'da seçmenler çok ama çok ayıp ettiler!

İzmir, Eskişehir, Aydın, Muğla, Çanakkale, Edirne, Tekirdağ'ı hiç saymaya bile gerek yok. Onlar yıllardır iflah olmaz bir muhalefet etme hastalığına tutulmuş gidiyorlar. Allah onların şifasını versin deyip geçilebilir.

Ama o İstanbul ile Ankara seçmenlerine söylenecek iki lafı olmalı taa 1994'ten bu yana kesintisiz 25 yıl hizmet veren bu iktidarın:

-Yazıklar olsun!..

Bunu söyleyip, iktidara büyük bir sadakatle bağlı olan değerli sanatçı Orhan Gencebay'ı 27 kanalda birden canlı yayına alıp sazı ve sözü ona bırakmalı:

"Yazıklar olsun/ Yazıklar Olsun/ Seçmenin böylesine/ Yazıklar olsuuunnn!.."

İstanbul iktidarın hizmetlerinden en fazla istifade eden şehrimizdir. Marmaralar, raylar, havaalanları, köprüler, yaya kaldırımları, tüneller, plazalar, kuleler, yatay tarlalarda tavşan gider ekine, kupon arsalarda mimariler dikine... Neler yapıldı neler?

Bu cehape zihniyeti gözleri, kör kulakları sağır ediyor. Yapılanları görmediği gibi anlatılanları da duymuyor. O kadar bağırarak söylendi:

-Bu seçim bir beka meselesidir!..

Dinlemediler...

Anlamadılar...

Anlayanlar da yanlış anladılar!

İktidarın elindeki belediyeler sahiplerinden(!) alınıp muhalefet partilerine teslim edilirse ülkenin bağımsızlığı kaybolur. Bir daha koydunsa bul. Tıpkı demokrasi gibi. Bir kere kaldırmaya gör, artık zor bulursun. Ama demokrasisiz kalmanın bir mahsuru yok. Tanrı lidersiz bırakmasın. Liderin varlığı da belediye seçimlerine bağlı. Eğer çok istediği şehirleri alamazsa lider, kızar ve çeker gider!..

Yoo öyle hemen "nerede o günler?" falan denilmesin. Yüz yılda bir gelir böylesi liderler. Tıpkı Büyük İstanbul Depremi gibi... Büyük liderlerle büyük felaketler arasına tarihî bağlar vardır. Bir lider gelir ülkesini felaketlerin içinden çekip çıkarır. Bazen de tersi olur. Alır götürür felaketlerin ortasına bırakır. Bunlar yüz yılda bir olur.

Peki ya Ankara seçmenine ne demeli? Ankara'ya yapılan iyilikleri başında "Melih Gökçeksiz hava sahası" yaratılması gelir.

Ankara'da her renkten solun asla yerinden indiremeyecekleri Melih Gökçek, çek-çek biçiminde, "metal yorgunu" bir siyasetçi yapıldı, çektirip makamından ittirildi.

Ankara bu iyiliği de anlamadı...

2019 Mahalli İdareler Seçimleri'ne besteleriyle damga vuran Kayahan'dan gelsin bu durumun şarkısı o zaman:

"Beni anlamadın ya... Ben ona yanıyorum!"

Yazının sonunda ben yine başa dönüyorum. İktidar en büyük hizmetleri verdiği, en parlak başarıları sergilediği, en çok betonu döktüğü, en yüksek binaları diktiği, alt geçitlerle üst geçitlerin sel suları arasında dans ettiği şehirlerde belediye başkanlıklarını kaybetti. Bu iyilikler kişiye özel olsaydı "nankör" denilip geçilirdi. Bu vefasızlık ülke sathına yayılmışsa -kimse kusura bakmasın- topunun ağzına öpücük kondurmak şart olur:

"Nanköristan!"

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…