Artı Gerçek

Kömürlü saadet zincirinin zayıf halkası: Bereket Enerji

Geçen hafta, Bereket Enerji Grubu'nun 4 milyar dolarlık borcun yeniden yapılandırılması için bankalarla görüştüğünü, borçlarını azaltmak için de varlık satışı planladığını öğrenmiş olduk.



Bugüne kadar kömür ve kömürlü termik santrallere ilişkin farklı mecralarda sayısız yazı yazdım, radyo ve tv programları yaptım. 
 
Bunların hemen hepsinde iklim değişikliğinin en büyük sebeplerinden biri olan kömür ve kömürlü termik santral yatırımlarına son verilmesi gerektiğinden, çevreye ve insan sağlığına yönelik olumsuz etkilerinden, kömürün çıkarılmasının ve kullanılmasının giderek nasıl daha maliyetli oluşundan, bu sektöre Türkiye'de verilen teşvik ve alım garantilerinin bir an önce sona erdirilmesi gerektiğinden bahsettim.
 
Dünyada kömürlü termik santral kapasitesi açısından lider ülkeler Çin ve Hindistan'da düşüş yaşanırken, dünyanın aksine Türkiye'nin kömürlü termik santral ısrarı sürüyor, Türkiye kömürlü termik santral kapasitesinde dördüncü sırada...
 
Son gelen haberlerle belli ki, bundan sonra borç batağına girmiş, bankalar tarafından kurtarılmayı bekleyen kömür yatırımları da olan enerji şirketlerinin mali durumlarını çok konuşacağız.
 
Bloomberg'de yer alan haberle birlikte geçen hafta, Bereket Enerji Grubu'nun 4 milyar dolarlık borcun yeniden yapılandırılması için bankalarla görüştüğünü, borçlarını azaltmak için de varlık satışı planladığını öğrenmiş olduk. 
 
Grup, elindeki iki HES için Yapı Kredi Yatırım Değerler ile görüşmeye başlamış bile. Seyhan Nehri üzerindeki 275 megavat kapasiteye sahip Göktaş I ve II HES'leri Yapı Kredi Yatırım Değerler'e Bereket Grubu tarafından kiralanmış.
 
Bu, şimdiye kadarki en büyük üçüncü yapılandırma talebi olarak öne çıktı. 
 
Türkiye'de özel sektör borçluluğunun GSYH'nın yüzde 40'ına ulaştığı belirtilirken, Bereket Enerji Grubu'nun da yeniden yapılandırma kapsamına giren üçüncü büyük grup olduğu ifade ediliyor. 
 
Haberde, Bereket Enerji Grubu'nun en büyük alacaklısı bankanın Yapı Kredi Bankası olduğu, Vakıfbank, İş Bankası'nın da aralarında bulunduğu altı bankaya 700 milyon dolar uzun vadeli kredi borcu olduğu, grubun Yönetim Kurulu Başkanı Ceyhan Saldanlı'nın 12 Şubat tarihli bir söyleşisinden alıntılanarak aktarılmış.
 
Bereket Enerji Grubu'nun kuruluşu 1980'lere kadar dayanıyor. Ancak, enerji alanındaki ilk faaliyetine 1995'te HES projesiyle başlamış. Daha sonra jeotermal, hidroelektrik, termik, güneş, rüzgar kaynaklı yatırımları devam etmiş. 
 
Zamanla Bereket Enerji elektrik üreten, satan ve dağıtan bir grup olmuş.
 
Sahip olduğu Aydem ve Gediz Elektrik Dağıtım şirketleriyle Aydın, Denizli, Muğla, İzmir ve Manisa olmak üzere beş ilde 5 milyon aboneye hizmet verir hale gelmiş. 
 
Aslında bizim radarımıza giren en önemli girişimi, 2014 yılında Yatağan ve Çatalağzı termik santrallerinin satın alınarak, bu grup bünyesine eklenmesi oldu.
 
Bloomberg'de yer alan haberde, grubun 2014 yılında Yatağan Termik Santrali'ni özelleştirmeden 1,4 milyar dolara, İzmir-Manisa Elektrik Dağıtımı'nı da 2013'te 1,23 milyar dolara aldığı belirtiliyor. 
 
Aynı şekilde Çatalağzı Termik Santrali de yine grup tarafından 2014 yılında özelleştirmeden devraldı.
 
Hem Yatağan hem de Çatalağzı termik santrallerinin Türkiye'nin en kirli, çevreyi ve insan sağlığını en fazla tehdit eden yerler olduğunu da hatırlatalım.
 
Bu satın almalar için Garanti Bankası, İş Bankası, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası, Yapı Kredi Bankası ve Vakıfbank'tan 12 yıl vadeli 1,54 milyar dolar kredi kullanıldığı vurgulanıyor. Saldanlı'nın o dönemki söyleşisinden yapılan alıntıyla grubun 10 yıldan uzun vadeli banka borç tutarının 3 milyar dolar civarında, yıllık geri ödemenin ise 250 milyon dolar olduğuna dikkat çekiliyor. 
 
İşin ilginci, borç yapılandırma haberinin, Bereket Enerji Grubu'na ait dokuz şirketin Türkiye'nin en büyük 500 şirketini belirleyen "Fortune 500 Türkiye" listesine girdiği haberinden bir gün sonra ortaya çıkması oldu.
 
Malum, enerji alanında başta kömür olmak üzere fosil yakıtlara dayalı büyüme politikaları, Türkiye'de her geçen gün devreye giren plansız enerji yatırımlarını hızlandırdı.
 
Mesela, 1995'lerden bu yana kendi halinde HES ve benzeri yatırımları olan Bereket Enerji'nin 2010'lar itibariyle enerji alanında ve özellikle de kömürlü termik santral yatırımlarıyla büyük ölçekli elektrik dağıtım işlerine girmesi epey dikkat çekici. 
 
Şirketin büyümesinde kamudan özelleştirmelerle aldığı termik santraller ve dağıtım işleri belirleyici olmuş görünüyor. Belli ki arkasına aldığı bazı kamusal güçler sayesinde kendi finansal gücünü çok aşan ölçüde bankalardan kredi temin etmiş, ancak kömür alanında verilen teşviklerden 'yeterince' faydalanamamış olsa gerek ki, şimdilerde epey güç günler şirketi bekliyor. 
 
Aslında şirketin borç batağında olduğu ve ödeme güçlüğü çektiği pek de yeni değil. Geçen yılın sonlarına doğru grubun sahibi olduğu Aydem ve Gediz Elektrik Dağıtım şirketlerinin, devletin kontrolündeki Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt AŞ'ye (TETAŞ) olan elektrik borcunun 600-650 milyon TL'yi aştığı, TETAŞ'ın bu iki şirketi, borçlarını ödemeleri için defalarca uyardığı belirtiliyor. Şirketlerin, birikmiş borçlarını ödemedikleri gibi her ay da yeni borç yaptıkları kaydediliyor.
 
Şirketin borçlarını ödeyememesindeki ana sebeplerden birinin 2018 başından bu yana hızla yükselen döviz kuru olma ihtimali yüksek.
 
Şirketler darboğaza girebilir ancak işin bir diğer boyutu Bereket Enerji'nin neden bazı imtiyazlara sahip olduğu sorusunda.
 
Mesela, 7 Mayıs 2012'de şirket Alaşehir M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun yaptığı "serbest piyasadan elektrik enerjisi alımı" ihalesini kazanmış ancak şirket ihaleyle ilgili sözleşmeyi imzalamaktan vazgeçmiş. Bu nedenle zor durumda kalan İdare, 29 Mayıs'ta ihaleyi iptal etmek zorunda kalmış. Bunun üzerine kurum, Kamu İhale Kanunu'nun 58. maddesine dayanarak, tüm kamu ihalelerinin Bereket Enerji'ye altı ay süreyle yasaklanması kararı aldırmış. Bereket Enerji'nin aldığı ceza 10 Temmuz 2012'de Resmi Gazete'de yayımlanmasına rağmen, şirket cezanın üzerinden 5 ay 9 gün geçmişken Gediz Elektrik ihalesine girmiş.
 
Burada, Yatağan'da uzun yıllardır devam eden termik santral karşıtı mücadeleden de bahsetmeden geçmeyelim. Yatağan çevresinde üretim yapan çiftçilerin önemli hukuksal kazanımları oldu. 
 
Ancak, yerel mahkeme kararları, AİHM'in Türkiye'yi mahkum etmesi ve Yatağan civarında üretim yapan çiftçilerin kazandığı davalara karşın durdurma kararları uygulanmadı. Özelleştirme kapsamında, Yatağan Termik Santralı ve çevresindeki kömür sahalarının işletme hakları Aralık 2014'te Bereket Enerji'ye devredildikten sonra da, santraldaki üretim ve kömür madeni çıkarılması faaliyetleri devam etti.
 
Bereket Enerji ile ilgili kısa bir bilgi taraması şirketin etik değerleri hakkında da önemli ipuçları veriyor.
 
Kısa süre önce Ekoloji Kolektifi'nin saha çalışmasıyla elde ettiği bilgilerle, Bereket Enerji'nin yasayla korunmasına karşın bölgedeki son kalan zeytinlikleri de maden sahasına katmak istediği, amacına ulaşması halinde de zeytinliklerin söküleceği ortaya çıktı. Bölgede madene eklenen her zeytinlik arazisinin kazılması heyelan riskini tetikliyor. 
 
Hatta Bereket Enerji, satın aldığı zeytinliklerden söktüğü ağaçları açık ocak kömür madenindeki alanlara tekrar dikerek zeytinyağı üretti ve bu 'müthiş' üretim fikriyle de ödül kazandı. 
 
Maalesef, bu ülkede akıl, iyilik ve ahlak çok az bir arada bulunabiliyor...

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…