Artı Gerçek

Bir lahza-ı taahhur *

Hayatı suikast ve darbe paranoyası ile geçmiş Abdülhamit’in korktuğu patlama gözünün önünde gerçekleşmiş ama sağ kalmıştır.


Şu sıralarda elimde, genç yazar Deniz Kazan’ın “Tesadüf” adlı, “Sultana Suikast” üst başlı romanı var (Belge Yayınları, Temmuz 2018). Dönemin en manşet eylemlerinden biri olan, başarısız Yıldız suikast girişimi amacına ulaşamasa da, imparatorluğu derinden sarstı. Hafiye sistemi ile her şeyi kontrol altında tutan “Kızıl Sultan”ın geriye sayma dönemi artık başlamıştır. En yakın çevresi, hanedan üyelerinden, komutanlara herkes şüphe altındadır.

Dünya artık eski dünya değildir. Hemen yanı başındaki Rus Çarlığı 1905 devriminin çalkantıları içindedir. Çar panik altında meşruti sisteme geçileceğini, Duma için seçimler yapılacağını açıklamaktadır, suikastin meydana geldiği sıcak temmuz günlerinde (21 Temmuz 1905, Cuma) .

Çarlığa karşı eylemler gerçekleştiren Ermeni Devrimci Federasyonu, Sultana karşı eylem düzenleme kararı alır. Bunun için o dönem dünyasının ortalığı silkeleyen hareketi olan Anarşistlerle bağ kurulur. Alt yapı EDF tarafından hazırlanacak, eylemin teknik yanı ise, anarşist bir militan olan Belçikalı Edward Joris tarafından ayarlanacaktır. Birkaç yıl önce 1901’de bir başka anarşist militan ABD Cumhurbaşkanını halka açık bir toplantıda alnının ortasından vurmuştur.

Deniz Kazan, “tarihsel bir olay çerçevesinde yürütülen tahkikatla hem suikast girişimini aydınlatıyor, hem olaya çeşitli vesilerle dahil olan insanların geçmişleri, hayalleri, pişmanlıkları ve aşklarını gün yüzüne çıkarıyor”.

Abdülhamit, kendini pofpoflayarak lafa tutan Şeyhülislam’dan sıkılsa da, 2 dakika yitirmiş vaziyettedir. Ki dakik olan Sultan’ın çıkışına göre ayarlanmış ve Viyana’dan özel olarak getirilmiş şatafatlı at arabasına monte edilmiş olan bomba patlayıverir.

Hayatı suikast ve darbe paranoyası ile geçmiş Abdülhamit’in korktuğu patlama gözünün önünde gerçekleşmiş ama sağ kalmıştır. At arabası ile birlikte, çevresindeki insanlar havaya uçmuş, bu arada Ermeni eylemcilerden biri dahil 26 kişi ölmüştür.

Eylem, ERF’nin 3 kurucusundan biri olan Christapor Mikaelian tarafından planlanır ve patlayıcılar Sofya yakınlarındaki Kyustendil köyünde üretilir. Ama acemiliklerle daha hazırlık sırasında Mikaelyan’ın yakın arkadaşı Vramsabuh Kendiryan havaya uçar.

Anarşist hareketin en önemli merkezlerinden biri o dönemlerde Cenevre’dir. Osmanlı, Rus ya da Avusturya imparatorluk rejimlerinden Cenevre’ye gelen bir çok genç üniversiteli, o dönem popüler olan anarşist hareketten etkilenirler. ERF’nin de, o dönemde Rusya’da popüler olan Narodniklerden ve onun devamı niteliğinde olan hareketlerden etkilenmesi doğaldır. İlk kuruluş döneminde Federasyon içinde yer alan Ermeni Sosyal Demokratlar (Hınçaklar) kısa süre sonra ayrılacaklardır Federasyon’dan.

Büyük yazar Yervart Odyan’ın, Arapkirli “Yoldaş Pançuni”si * (Aras Yayınları) de Cenevre’de okuyup ülkeye dönmüştür. Bu tipleme Dostoyevski’nin “Ecinniler”deki karakterler, ya da Conrad’ın “Batı Gözüyle” ve “Gizli Ajan”daki karakterleri ile eş değerlidir. Yoldaş Pançuni’yi de okurken, gözünüzde bugünkü bazı “devrimci” tipler canlanabilir.

Yoldaş Pancuni'ye, 1911 yılında kendi köyünü “örgütlemesi" yetmez, komşu Kürt köyünü de örgütler ve hatta orada Karl Marx Klübü açar. Sonunda Jandarma köyü yerle yeksan eder, Kürtler de başımızı belaya verdiniz deyip Ermeni köyünü. Olayı merkeze rapor eden Pançuni, daha sonra başka bir köyü “örgütlemek” için izin ve kaynak (yani para) ister!

ERF’nin bir başka özelliği de tek bir önderliğe sahip olmamasıdır, bu da o dönemin anarşist, Narodnik hareketlerinden etkilenmesinin bir başka yansımasıdır. ERF’den ayrılan Hınçaklar ise, Kumkapı/Cağaloğlu yürüyüşü ile İstanbul’da ilk siyasal açık yürüyüş eylemini gerçekleştirecekler, Sason yöresinde köylülük içinde eylemliliklere girişeceklerdir.

ERF daha 1896 yılında dünya kamuoyunun dikkatini Sason yöresindeki baskılara çekmek için Osmanlı Bankası eylemini gerçekleştirmiştir. Ki bu bir bakıma coğrafyamızdaki en sansasyonel ilk kent gerillası eylemidir.

Buradaki saflık, o sırada bu tür eylemlerden terörize olmuş Batının, Sultanın bu eyleme kitlesel kıyımla yanıt vermesine ciddi bir tepki vermesini beklemektir. Hele Rus Çarlığının! ERF’yi kendisi için tehdit gören Çarlık, onların Osmanlı'daki eylemlilikleri karşısında tek şey yapar: Rusya’da halk hareketlerini vahşice bastıran, bazen pogromlarlar düzenleyen Kazak alaylarının kopyası olan Hamidiye Alayları'nın örgütlenmesinde akıl hocalığı!

Şu sıralarda Polonya asıllı İngiliz yazarı Joseph Conrad’ın “Gizli Ajan” adlı romanından çekilmiş İngiliz yapımı bir film izledim. 80’lerde kurduğumuz Alan Yayınları'nda, yine Conrad’ın “Batı Gözüyle” adlı romanını büyük bir keyifle yayınlamıştım. Kafamda, bizden birçok “devrimci” tip canlanarak. Conrad burada 1905'in Rus devrimci tiplerini anlatır. (Meraklısına: Yeni basımı İletişimden çıktı, “Gizli Ajan” gibi). Abdülhamit rejimi gibi, Rus çarlığı da müthiş bir hafiye sistemini yerleştirmişti. Gizli Ajan’da da 1880’lerin sonunda ünlü Greenwich rasathanesine yönelik anarşist bir eylem planı konu edilir. Bu eyleme el altından destek veren ise Rus Çarlığı'nın Londra elçiliğidir. Anarşist harekete sızmış ikili bir ajandan Rusların bu eylemi gerçekleştirmesini istemesi çok ilginçtir. Buna ajanın kendisi bile şaşar aklı karışır.

Çünkü Rus Çarlığı, siyasal göçmenlere kapı açan İngiliz liberalizmine bir ders vermek, terörizm tehlikesinin kendi kapılarına, Greenwich’e kadar dayandığını göstermek istemektedir. İkiz Kule saldırısı gibi bir şey valla!

Deniz Kazan’ın kitabının içindeki en ilginç kısımlardan biri de Sultan ile anarşist suikastçi Belçikalı Joris arasındaki diyalogdur. Belki de Sultan şu anarşist denen mahlukatın nasıl bir şey olduğunu merak etmektedir. Bu sohbetten sonra Sultan Joris’i affeder, ülkesine yollar. O sıralarda Amsterdam’da toplanan Dünya Anarşist Hareketi Kongresinde Joris’in serbest bırakılması talep edilmektedir.

Bir söylenceye göre ise Joris, Sultan için ERF hakkında hafiyelik yapmayı kabul eder, Conrad’ın kahramanı gibi.

(*) Tevfik Fikret’in, o dönemin gençliğinin dilinden düşmeyen ünlü şiiri: “Bir Anlık Gecikme”.

(**) Yedvart Odyan, 1876 Anayasasını Mithat Paşa ile birlikte hazırlayan, aynı zamanda Ermeni Nizamnamesini yazan  Kirkor Odyan’ın oğludur. 1915 olayından sağ kalmayı başarır ve “Yoldaş Pançuni Tehcir Yollarında” yı yazar ve 1926 yılında Mısır’da öldü. En keyifli kitaplarından biri de, “Abdülhamit ve Sherlock Holmes”dür (Everest Yayınları).

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…