Artı Gerçek

Ermeni fobisi Avrupa Parlamentosu'nda

Son dönemde, herhalde Ergenekon çevresi ile yeniden flört yapma sonucu Ermeni fobisi yeniden tırmanışta. Elbette Kürt fobisine bulaştırılmadan olmaz.


Geçen hafta Avrupa Parlamentosu'nda Ermeni fobisini tartıştık. Maşallah fobi deyince hiçbiri eksik değil. Borsa'da hisse senetlerinin iniş çıkışını takip etmek gibi bir şey. Antisemitizmden Rum ve Ermeni fobisine, Kürt fobisine uzanan bir sinsile. Bu arada “kafir” oldukları için Süryani/Keldaniler de paylarına düşeni elbette alıyorlar. Nasturi desen, o mesele zaten 1924/25'de “hal’olmuş” Hakkâri/Çölemerk’de…

Son dönemde, herhalde Ergenekon çevresi ile yeniden flört yapma sonucu Ermeni fobisi yeniden tırmanışta. Elbette Kürt fobisine bulaştırılmadan olmaz. Nasıl 30’lar Almanya’sında Yahudiler, her “melanet”ten sorumlu ise, on yıllardır çözümsüzlüğe mahkûm edilen Kürt meselesi de, Ermeniliğe bulaştırılmadan olmaz.

Kadir Mısırlıoğlu’na, tarihçi olduğu iddia edilen bu zata göre, KİP kurucusu Apo, “Ermeni kökenlidir”, ele geçirilen “leşler” sünnetsizdir, hatta boyunlarında”haç taşımaktadırlar”.

Sabah gazetesi, “PKK’lıların hepsi Ermeni!” diye manşet atabilmektedir. Hrant Dink’in mahkemelerinde, öldürülmeden “gözlemci” olarak boy gösteren Ergenekon Davası sanığı General Veli Küçük, 2006 Mayıs'ında şöyle “analiz” yapmaktadır: “Bir an geldi ASALA kayboldu. Kayboldu, ama bir terör örgütü kolay yetişmez. Arkasından Kürdistan İşçi Partisi, PKK çıktı. PKK adının duyulduğu Şemdinli ve Eruh baskınlarının akabinde dediler ki, biz 1.500 militanız. O dönemde yakalanan veya ölü ele geçirilen PKK militanlarının yüzde 65'i sünnetsiz çıktı. Kürt, Türk, Müslüman değildi.” Gülen çevresine yakın yayın organı Zaman gazetesi, aynı yılın Kasım ayında, “Çatışmada ölen PKK’lılar sünnetsiz çıktı” diye başlık atıyordu.

Aynı çevreye yakın Aksiyon dergisi ise, 6 Kasım 2006 tarihinde, şöyle bir “yorum” yapıyordu: “Sünnetsiz militanların cesetleri, çoğu zaman sahipsiz bırakılıyor, PKK’yı ‘milli gelecekleri’ olarak gören Kürtler için 'sünnetsiz militanlar' tam bir şok etkisi yapıyordu. Örgüt profili incelendiğinde Hristiyan Ermeniler, Ruslar, Avrupa ülkelerinden gelenler, İranlı Zerdüştler, Iraklı Yezidiler, Süryaniler, Suriyeli Kürtler olmak üzere farklı millet ve dinlere mensup militanlara rastlamak mümkündü.” Hrant Dink’i ensesinden vurup infaz eden kişinin “Ermeni”yi vurdum diye böbürlenmesine şaşırmamak lazım. “Ermeni” binlerce yıldır bu coğrafyanın parçası olan bir halkın üyesi değil, bir kötülük simgesine dönüştürüldü bu fobi ile.

12 Eylül cuntasının çökerttiği, Türk Tarih Kurumu'nun başkanı Yusuf Halaçoğlu, 20 Ağustos 2007 tarihinde şöyle sözde “bilimsel” saptamada bulunabiliyordu: “Mesela, bazı PKK'lılar sünnetsiz çıkıyor. TİKKO ve PKK terör örgütlerinin içinde yer alan insanların birçoğu, Ermeni dönmesi Kürtlerden oluşuyor.” Hatta bu “bilim adamı”, HEP/DEP/HDP yöneticilerinin adlarını liste halinde yayınlayıp, isim isim nasıl “Ermeni” kökenli olduklarını kanıtlıyor ve hedef gösterebiliyordu.

“Artin Agopyan nasıl Öç alan oldu ve PKK gerçeği” bu dönem ırkçı/nefret söylemci medyada atılan başlıklardan. (1922 yılında linç edilerek öldürülen Ali Kemal’in de boynuna “Artin Kemal” diye plaket asmışlardı.)

Bir başka başlık: “PKK'nın Komutan düzeyinde olanları Ermeni, dağda ölen ayak takımı... Sözde Kürt Milliyetçisi geçinen PKK'lılar cevap verin!”

Bingöl Valisi İrfan Balkanlıoğlu, 5 Şubat 2008 tarihinde : “Ele geçirilen bu teröristlerin büyük çoğunluğunun yabancı ve sünnetsiz olduğu, yapılan ilk inceleme ve tıbbi araştırmada ortaya çıkmıştır.”

Eski Özel Harekât Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin, 12 Ocak 2009 “PKK, Kürt kökenli kardeşlerimi temsil eden bir örgüt olmayıp, bir Ermeni örgütüdür. Bu tezimi, ele geçen terör örgütü mensuplarının sünnetsiz oluşu doğruluyor.”

1968’in radikal dinci/milliyetçi örgütü Mücadele Birliği'nin militanı (“Kürt geçinen kökeni ateist Ermeni PKK'lılar var” diye tweet atan Ankara Belediye Başkanı Gökçek gibi), 2005 yılında “Osmanlı Ermenileri” konferansını “ihanet” diye niteleyen Adalet Bakanı, ve daha sonra hatta TBMM’nin “bilge” başkanı Cemil Çiçek, 21 Ağustos 2010’da şöyle diyordu: “Ermeni terörü ile PKK terörü arasında yakın işbirliği var. Zaten bir kısım teröristlerin sünnetsiz olması, size çok şey ifade ediyor demektir.”

Ulusalcı Sözcü gazetesi, 11 Ağustos 2015: “Eylemi PKK gerçekleştirdi, terörist sünnetsiz çıktı” diye manşet atıyordu.

Kamuoyunda ‘Cübbeli Ahmet Hoca’ olarak bilinen Vahdet yazarı Ahmet Mahmut Ünlü geri kalır mı, PKK’yı ‘PeKeKe’ olarak telaffuz edenleri örgüt üyesi ilan etti! Ve şöyle devam etti: ““Bunlar Kürt değil. Bunlar Ermeni gâvur, sünnetsiz. Bunlar haç çıkarıyorlar. Herif geberirken haç çıkarıyor, videoları var. Dolayısıyla bunlar Müslüman Kürt değil. Bunlar gâvur. Bizim gâvurlara beddua etmeye hakkımız var. Türkiye yedi düvelle savaş halinde… Yahudi burayla uğraşıyor. Amerika arkasında. Almanya, Avrupa, Ermenistan, Yunanistan bütün gâvurlar PKK adı altında bir arada. Onlara sırtını dayamış bir parti var. Sırtlarını dayamışlar gâvurlara.”

“Akademisyen”, Profesör ve de Doktor, hem de başbakan Davutoğlu, Bingöl’de 2015 yazında HDP’yi kastederek şöyle konuşabilmişti: “Özgürlük verilince bunu istismar edenler, baskı gelince onun üzerinden Kürt vatandaşlarımızı tahrik edenler, neyi istiyor biliyor musunuz? Bu ülkenin insanlarının, kardeş kavgasıyla birbirlerine girmesini istiyorlar. Bunlar, Şeref Meydanı’nda durdurduğunuz Rus işgalcilerin içerideki işbirlikçisi olan o zamanki Ermeni çeteleri gibi bugün de Moskova’ya gidip Türkiye karşısında işbirliği yapıyorlar. Dillerinde Türkiyelileşmek iddiası ama zihinlerinde Türkiye’deki insanları birbirine kırdırma düşüncesi… HDP’nin de sonu Ermeniler gibi olabilir.”

Devlet güvenlik raporlarında, ‘Etnik Bölücü Faaliyetler’ bölümünde, ‘Ermenilik’ diye bir altbaşlık hâlâ yer alabiliyor.

Ve nihayet, daha geçenlerde, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu İstanbul’daki NATO toplantısında “PKK teröristlerinin içinde Ermeniler de var” diyebiliyordu.

Ermeni fobisi 80 darbesi sonrasında da, 90’lı yılların ortasında da tavan yapmıştı. Sadece Hrant Dink cinayeti öncesi değil. Patrik seçilmeden birkaç yıl önce, bu hafta yitirdiğimiz II Mesrob Mutafyan, “Kışkırtma o kadar fazla ki, biz 6 Eylül’ün ayak seslerini duymaya başladık bile…” diyecekti.

Ermeni fobisinin Ecevit/Bahçeli hükümeti tarafından kurulan ve MGK’nın bir parçası olarak çalışan ASİMKK (Asılsız Soykırım İddiaları ile Mücadele Koordinasyon Kurulu)'nun faaliyetleri sonrası tavan yaptığını belirtmek zorundayız.


Toplantıda yazarımız Ragıp Zarakolu’na bir “İnsan Hakları ve Demokrasi için yaşam boyu verdiği mücadele nedeniyle” bir onur plaketi verildi. EAFJD, 31 Mayıs 2016 tarihinde yazarımız Doğan Özgüden’e aynı gerekçe ile bir onur plaketi vermişti.

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…