Zarrab: İşbirliği yaptığım için cezaevinde bana bıçak çektiler

Tanık olarak ifade verme işlemi biten Zarrab, ABD savcılığı ile işbirliği yaptığı için cezaevinde kendisine bıçak çekildiğini ve hayatından endişe ettiğini söyledi.


HABER MERKEZİ - ABD'de devam eden İran ambargosunun delinmesine yönelik davada, işadamı Reza Zarrab'ın tanık olarak katıldığı duruşmaya bugün de çapraz sorgu ile devam ediliyor.

Zarrab'ın yedinci kez tanık kürsüsüne çıktığı duruşma öncesinde savcılık ve savunma makamı hukuki konular konuştu.

Bu konuşma sırasında önemli bir ayrıntı ortaya çıktı. Buna göre Halkbank 2014 yılında, ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi’ne (OFAC) Zarrab’ın da İran’a karşı yaptırımlar için oluşturulan kara listeye alınması için uyarıda bulunmuş. Hakan Atilla'nın avukatının mahkemede paylaştığı bu bilginin davanın seyrini değiştirebilecek bir etkiye sahip olabileceği öne sürülüyor.

Bu gelişme, davanın hakimi Richard Berman’ın jüriyi duruşma salonuna almadan önce, OFAC’tan gelecek olan tarafların şahitlerine yaptıkları itirazların tartışıldığı ön oturumda gerçekleşti. 

SAVCILIK İLE SAVUNMA ARASINDA ‘ŞAHİT’ TARTIŞMASI
Atilla’nın avukatları, OFAC’tan gelecek olan savcılığın şahitlerine çapraz sorgulama yapmak isterken, savcılık bu talebe itiraz etti. Davanın Hakimi Richard Berman, bu konudaki kararını öğleden sonraki oturumda açıklayacak. 
Öte yandan, Hakim Berman, şimdiye kadar aldıkları notları gözden geçirmeleri için jüriye süre verdi. Zira jüri üyeleri, mahkemede aldıkları notları mahkeme dışına çıkaramıyor.

UYARIYI HALKBANK GENEL MÜDÜRÜ YAPMIŞ
Savunma makamı, Atilla’nın OFAC yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde, kendisine hiçbir zaman İran ticareti yüzünden yargılanabilecekleri konusunda uyarı yapılmadığını, sadece bu işlemlerde yasadışı bir tespit yapılırsa kendilerine yaptırım uygulanacağını söylediklerini kaydetti. Atilla’nın uyarısı üzerine söz alan Avukatı Victor Rocco, OFAC’a Zarrab konusundaki uyarının 2014 yılında bankanın genel müdürü Ali Fuat Taşkesenoğlu döneminde yapıldığını belirtti.
Zarrab ise önceki günkü ifadesinde, 17 Aralık soruşturması sonrasında hapisten çıktıktan sonra Halkbank ile İran ticaretine devam ettiğini, ancak bu dönemde bankada kimseye rüşvet vermediğini ve kimsenin de kendisinden para istemediğini belirtmişti.

Zarrab, TSİ 19.00 sularında duruşma salonuna geldi. Dün olduğu gibi bugün de ses kaydı dinletildi. Kayıt Zarrab ile Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan arasında geçiyor. 

ZARRAB ABD'YE TAZMİNAT ÖDEYECEK 

Bu arada, Zarrab’ın, savcılıkla yaptığı anlaşmada Amerikan hükümetine "tazminat" ödemeyi de kabul ettiği ortaya çıktı. Gazete Duvar'ın haberine göre Zarrab’ın savcılıkla yaptığı anlaşmanın son cümlesinde şu ifadeler geçiyor: “Sanığın, Amerikan Ceza Yasası’nın 3663, 3663A ve 3664’üncü maddeleri uyarınca Mahkeme tarafından belirlenecek miktarda tazminat ödeyeceği anlaşılmıştır. Bu miktar, mahkemenin belirleyeceği bir plan kapsamında ödenecektir.”

Bu ifadeler, Zarrab’ın üstlendiği ‘İran yaptırımlarını delme’ suçlarında Amerikan bankacılık sistemini uğrattığı zararı tazmin etme sözü verdiği anlamına geliyor.

Zarrab’ın savcılıkla anlaşmasının ayrıntılarını yayınlayan Amerikalı gazeteci Pete Brush, “Bu, hukuk meraklıları için bir altın madeni. Tazminat ödemeyi kabul etmiş. Ne kadar? ABD para alacak mı? (Malvarlığına Türkiye hükümeti tarafından el konduğu belirtiliyor” mesajını paylaştı 

'CEMAAT Mİ TERÖR ÖRGÜTÜ MÜ?'

Bugünkü duruşmada Türkiye siyaseti de gündeme geldi. Atilla'nın Avukatı Fleming, Zarrab’a Türkiye'deki farklı kesimleri ve siyasi grupları sordu. Zarrab, "politika analisti olmadığını" söyledi. Ve ilk kez Gülen cemaatinden de söz edildi.

Fleming, "Gülen cemaatini hiç duydunuz mu?” diye sordu. Zarrab’ın buna cevabı “evet duydum” oldu.

Duruşmayı izleyen gazetecilere göre Fleming, Zarrab'ı, Gülencilerin bombalı saldırı yapmadığı için terör örgütü olmadığını kabul etmesini sağlamaya çalıştı.  Zarrab ise "O konuda anlaşamayız, çünkü ben onların ne yaptığını bilmiyorum" dedi. Ancak Zarrab’ın Gülen cemaati için yaptığı tanımlama dikkat çekici: “Farklı gruplar onlar için farklı isimler kullanıyor. Bu nedenle, onlar siyasi bir grup mu, dini bir grup mu, yoksa terör örgütü mü bilmiyorum."

Fleming,  ayrıca 2013 yılında Türkiye'de Zarrab ile ilgili açılan soruşturma hakkında da sorular sordu. Fleming, 2014'te dokunulmazlığı olan bakanlara yönelik Meclis soruşturmasını hatırlatarak Zarrab’a , 2014'te meclis soruşturma komisyonuna bir mektup gönderip göndermediğini sordu. Zarrab, "Hatırlamıyorum" dedi.

Zarrab, ne zaman T.C. vatandışı olduğuna dair soruları cevaplarken mal varlığına el konulmasına değindi. Zarrab, "Burada sanık aleyhinde ifade vermeye başladığım tarihten itibaren malvarlığıma el kondu" dedi.
 

Hakan Atilla’nın avukatlarından Fleming, Zarrab’ı, telefon dinlemesine takılan “Bu ülkede hapisten çıkmak için yalan söylemelisin” sözleri üzerinden sıkıştırdı.

Zarrab,“Amcanıza bu ülkede özgür kalmak için yapmadığınız bir şeyi itiraf etmeniz gerekeceğini söylediniz mi” sorusuna “Bu kesinlikle doğru değil” yanıtını verdi. 

Reza Zarrab, emniyet şeridini kullanmak için İstanbul polisine yalan söyleme ihtiyacı olmadığını da belirterek, “Emniyet şeridini kullanmak için yalan söylememe gerek yoktu. Zaten istediğim gibi kullanıyordum” dedi.

Zarrab, avukatın ‘AHaber söyleşisinde yalan söylediği’ iddiasını da kabul etmedi ve “Türkiye yasaları dahilinde konuştum” dedi.

ÇAPRAZ SORGU SONA ERDİ
Verilen aranın ardından çapraz sorgunun sona erdi. Zarrab, bir kez daha savcı tarafından doğrudan sorgulannmaya başladı.

Savcının "ABD'li bir banka yaptığınız işin içinde İran Ulusal Petrol Şirketi'nin olduğunu bilse ne yapardı?" sorusuna Zarrab, "Parayı, gönderen kişinin olduğu yere geri gönderirdi." yanıtını vrdi. Zarrab, savcı "işlemi gerçekleştirmezdi, değil mi?" sorunu Zarrab "evet" şeklinde cevapladı. Savcı ayrıca, Zarrab'ın Halkbank çalışanı Hakan Aydoğan, Hakan Atilla ve Halkbank'ın Süleyman Aslan'dan sonraki Genel Müdürü Ali fuat Taşgetiren'in de aralarında bulunduğu bazı isimlere rüşvet vermediğini söyledi. Ancak rüşvet verilmemiş olması savcılığın iddia ettiği ambargonun ihlali suçlamasının gerçekleşmediği anlamına gelmiyor.

Zarrab, rüşvet almasa da Hakan Atilla'nın yaşananlardan haberdar olduğunu söyledi ve savcının bir sorusu üzerine "genel müdürünü haberdar etti çünkü biliyordu" dedi.

ZARRAB: ÇAĞLAYAN'A VERİLEN SAAT RÜŞVETTİ
Duruşmada daha onra Zafer Çağlayan'a verilen rüşvetler yeniden gündeme geldi. Zarrab, Çağlayan'a ödenen paralara ait bir delili mahkemeye sundu ve bu tutarları "İran ticaretinden ödenen komisyonlar" olduğunu söyledi. Savcı daha sonra Zarrab'a Türkiyeli yetkililere rüşvet verip vermediğini sordu. Zarrab bu soruya "evet" cevabını verdi.

Savcı daha sonra çağlayan'a verdiği saat ve pianonun rüşvet olup olmadığını sordu. Zarrab bunlarında rüşvet olduğunu söyledi.

ZARRAB: TÜRKİYE'DEKİ TUTUKLULUKTAN RÜŞVET VEREREK KURTULDUM
Zarrab ayrıca savcu-ının bir sorusu üzerine 2013'teki 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanmasından da "ödemeler" yaparak kurtulduğunu ve bu ödemelerin "rüşvet" olduğunu söyledi.

ZARRAB: İFADEM KARŞILIĞINDA BANA CEZAEVİNDEN ÇIKACAĞIM VAADEDİLMEDİ  
Savcı daha sonra Zarrab'a tanıklık etmeyi kabul etmesine yönelik sorular sordu. Zarrab, savcının bir sorusu üzerine ifade vermesi durumunda cezaevinden çıkacağı yönünde bir vaat verilmediğini söyledi. Zarrab ayrıca işbirliği anlaşması kapsamında ABD'de tanık koruma programına başvurma hakkı olduğunu ancak henüz böyle bir talepte bulunmadığını söyledi.

ZARRAB: İŞBİRLİĞİ YAPTIĞIM İÇİN ÖLDÜRÜLMEYE ÇALIŞILDIM
Zarrab, savcının bir sorusu üzerine, hapishanedeyken bir kişinin kendisine bıçak çektiğini söyledi. Zarrab, saldırganın, "işbirliği yaptığmı bi,ldiğini, bu yüzden bıçak çektiğini" anlattı. Zarrab ayrıca bu tehditten sonra hayataından endişe ettiğini de belirtti.

Zarrab'ın Türkiye'deki ailesinin de hayatından endişe etmesine neden olan bıçaklı tehdit" olayının son haftalarda Brooklyn'deki MDC cezaevinde yapıldığı anlaşıldı. Yani Manhattan'daki MCC cezaevinde yaşandığı iddia edilen diğer olaylarla (gardiyana rüşvet, mahkuma tecavüz gibi..) bağlantısı yok gibi görünüyor.

Fleming, Zarrab'ın cezaevindeki hücre arkadaşına ödeme ayarlayarak kendine koruma sağlamasıyla ilgili sorular sondu. Zarrab içeride sadece bir arkadaş edindiğini ve on ad azalan para verdiğin söyledi. Fleming, bıçalı tehdit hikayasenin diğer versiyonunda, mahkumun Zarrab'ın "karşısına geçerek onu öldürmek için tutulduğunu söylediğini, ona iki hafta mühlet verdiğini" ve söz konusu mahkumun bu olayı inkar ettiğini söyledi. Zarrab ise bunu yeni duyduğunu söyledi.

Zarrab'a son olarak "Artık cezaevinde değilsiniz" diye soruldu ancak duruşma hakimi "Bu soruya cevap vermek zorunda değilsiniz" dedi.

Böylece Zarrab'ın 7 günlük tanıklığı bitmiş oldu.

Kürsiye İran'la ilgili çalışan karşı istihbarat ekibinden bir FBI ajanı çıktı. FBI ajanının sorgusu kısa sürdü. 

İRAN İLE TÜRKİYE ARASINDA ASIL OLARAK KULLANILAN BANKA HALKBANK’TI

Yeni tanık olarak avukat ve eski CIA Direktör Yardımcısı David Cohen kürsüye çıktı. Cohen, jüri üyelerine ABD'nin yaptırım sistemini anlatmak üzere davet edilen OFAC tanıklarından biri. (OFAC yani ABD'nin yaptırımlarını uygulayan Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi.)

Cohen daha önce Hazine Bakanlığı'nda çalışmış, ondan önce de Terör ve Mali İstihbarat Müsteşarı olarak görev yapmış. Cohen, Terör ve Mali İstihbarat Müsteşarı olarak görev yaptığı dönemde Halkbank'la ilgili bilgi edindiğini söyledi.

Halkbank yetkilileriyle Ankara'da ve İstanbul'da bir araya geldiğini belirten Cohen “Türkiye ile İran arasındaki ticarette asıl olarak kullanılan banka Halkbank'tı” dedi. 

Bugünkü oturum sona erdi.