DİB: Halk siyasetin öznesi olacak

Demokrasi İçin Birlik İstanbul'da bir forum gerçekleştirerek, önümüzdeki süreçte demokrasi açısından gerilemeyi durdurup rüzgarı tersine çevirmenin, yollarını tartıştı.

Fatma YÖRÜR


ARTI GERÇEK - Demokrasi için Birlik Forumu, Şişli Kent Kültür Merkezi’nde yapıldı. Siyasi partiler, kent hareketleri, sivil toplum, emek hareketleri ve insan hakları savunucuları bir aradaydı.

28 Haziran 2016’da 100’ü aşkın örgüt, platform, inisiyatif, kurum ve demokrasiden yana bireyler bir başlangıç bildirgesi üzerinde uzlaşarak, Demokrasi İçin Birlik hareketini kurdu. Hareket, 23 Ekim 2016’da bine yakın kişinin katıldığı Demokrasi Kurultayı ile çalışmalara başladı. Bu kurultayda, OHAL ve KHK’lar, Başkanlık Sistemi, İnanç Özgürlüğü ve Barış başlıkları altında dört temel mücadele alanı belirlendi.

İLGİLİ HABER: DİB SONUÇ BİLDİRGESİ

İstanbul’da yapılan Demokrasi İçin Birlik Forumu da demokrasi için daha geniş kesimleri bu çağrıya katmayı amaçlıyordu. Bir yenilenme ve genişleme amacı taşıyan toplantıda, kuruluştan bu yana Türkiye’de yaşanan demokratik gerilemeye dikkat çekildi.

Ayhan Bilgen, Selma Gürkan, Hasip Kaplan, Binnaz Toprak, Cihangir İslam, Bekir Ağardır, Şahin Alpay, Levent Tüzel, Gencay Gürsoy, Gülsüm Kav, Ufuk Uras, Zeynep Tanbay, Hakan Tahmaz, Erdal Doğan, İbrahim Kaboğlu, Erol Katırcıoğlu toplantıya katılanlar arasındaydı.

Forumda ilk söz alan Melda Onur, “Bir yıl önce buluştuktan sonra neler oldu?” sorusuna “Siyasi gericilik adım adım ilerledi.” dedi ve buna karşı gelişen toplumsal reflekslere dikkat çekti.

‘BİRLİKTELİK GERÇEKLERİ AÇIĞA ÇIKARIR’

Melda Onur konuşmasında, “Demokrasi için birlik ne amaçlıyor neler yapacak?” diye başladı.

“Burada ne yapıyorsunuz? sorularına yanıt olarak, Taksim Dayanışma’nın yalnızlığı ardından gelen Gezi’yi hatırlatmak istiyorum. O birliktelik iktidarın demokrasi maskesinin düştüğü ilk birlikteliktir. Birliktelik gerçekleri açığa çıkarır. Haziran seçimleri, Oy ve Ötesi’ni ortaya çıkardı. İlk başta onların ne yaptığını kimse anlamadı bile. Ama herkes bir zincirin halkaları gibi, sandıklara sahip çıktı. Bir buçuk yıllık Demokrasi İçin Birlik çalışmaları, Hayır Meclisleri’ne zemin hazırladı. Çok farklı kesimler bu çalışmalarda bir araya geldi. İşte Demokrasi İçin Birlik budur. Kolkola yürümek isteyeni de birbirine dokunmadan yürümek isteyeni de ama aynı hedefe yürüyen insanları bir araya getirmek önümüzdeki dönemde amacımız. Yeni bir demokrasi zemini olarak buradayız. Birliktelik haziran seçimlerinde bir hırsızlığı açığa çıkardı. Seçim sonuçlarımız çalındı. Demokrasi için Birlik eşittir bir zemindir. Bu zeminden bir gün hayır meclisleri çıkar bir gün demokrasi meclisleri çıkar ama bu bir zemindir. Herkese açıktır. Ben umutluyum.”

'DİB'TEN GELEN DALGAYI YARATARAK UMUDA SAHİP ÇIKMALIYIZ'

Melda Onur ardından söz alan Eski Büyükelçi, Milletvekili ve AİHM Yargıcı Rıza Türmen de çağrıcısı olduğu bu hareketin yoluna nasıl devam etmesi gerektiği yönündeki fikirlerini paylaştı. Halkın siyasetin öznesi olması gerektiğine dikkat çeken Türmen, dipten gelen dalgayı yaratarak, sivil toplum örgütleri ve siyasilerin bir arada yeni bir Türkiye umudundan vazgeçmemeleri gerektiğini belirtti.

“Otoriterlikten faşizme yürüyen iktidarın yeni döneme girdiğini görüyoruz. İktidarın demokrasi maskeleri bu dönemde ortadan kalktı. Seçimler bazı aksaklıklara rağmen doğru yapılırdı ama 2017 referandumunda seçim güvenliği olmadığını gördük. Bir meclis vardı aksaktı, sorunları vardı ama o da bitti. Muhalefet partilerinin sesini kısan iç tüzük yapıldı. Siyasi partiler vardı bu da bitti. Hukuken duran partiler fiilen bitirildi. Milletvekilleri cezaevlerine gönderildi. Maskeleri ortadan kalktı baskılar ve tahakküm arttı. Mağdurlar ordusu ortaya çıktı. OHAL’le hukuksuzlukları diz boyu. Hukuk bugün düşmana karşı kullanılan bir silah ve düşman da bizleriz, muhalifler, demokrasi talep edenler. Hukuk tamamen araçsallaşmıştır. Türkiye büyüyen bir savaş ortamında yaşamaktadır. Barış terörizm olarak yansıtılmaya başlanmış.”

Türmen, Osman Kavala’nın cezaevine konulmasıyla sivil topluma ceza verildiğini belirterek. Bu toplantının amacının yeni bir mücadele alanı bulmaktır olduğunu ortaya koydu.

‘DİRENİŞ SADECE GÜÇ MÜCADELESİ DEĞİL AĞLAR ÖRMEKTİR’

Türmen sözlerine şöyle devam etti: “Etkili demokrasi mücadelesi nasıl verilir? Bütün sorunumuz budur artık bu barış ve özgürlük, hukuk, adalet demokrasi isteyenlerin direnişidir. Direniş sadece güç mücadelesi kahramanlık mücadelesi değildir direniş. Gerçekte birtakım bağlar ve ağlar ortaya çıkarabilmektir. Söz ve eylemle politik alana katılabilmek demektir.

Mecliste siyaset yapma olanağı artık yoktur siyaset meclis dışında kamusal alanda yapılmalıdır. Siyaset kitlelerle birlikte yapılmalıdır. Ancak o zaman siyaset bir anlam ifade edecek bir yol çizebilecektir. Bu nedenle siyasi parti ve sendikaların sivil toplum örgütlerinin katılımıyla, halkı radikal bir değişimin öznesi haline getirebilmeliyiz. En yerelden tabandan ağlar kurarak bir mücadele ağı ortaya koyabilmek gerekir. Her biri o ağın bir parçası olan merkezi ve hiyerarşisi olmayan yatay bir ağ şeklinde örgütlenmeliyiz. Herkese açık bir ağ ve düğümleri her kesimi kapsayan.

Bir yıl önce hayata geçen bu ağın düğümlerini genişletmemiz lazım. Yatay olarak siyasi partileri dikey olarak tabandaki sivil toplum ve örgütlerini de kapsayan, her kesimi içine alan ve ağın düğümleri yapan bir birliktelik açığa çıkarmamız lazım.

Siyasi partiler ve sivil topluma birliktelik sağlayacak bir yapının bu toplantıdan çıkması çok iyi olur. Bu siyasi kararlar alan bir yapı olmaz ama birlikte düşünecek kolektif bir fikir egzersizi olabilir bu. Burası rutin olarak toplanır ve birlikte neler yapılır ele alır.

2019 seçimleri önemlidir bu her şeyin kazanılacağı ve kaybedileceği bir ağ olacaktır. Bu seçime bu hareketi yaratarak gidebilirsek değişim gücümüz olabilir diye düşünüyorum. Bu direniş ağı başka bir Türkiye’nin de ortaya çıkışını burada görebiliriz."

'DEMOKRASİ DERKEN, FAŞİZME HİZMET ETMEYELİM'

Rıza Türmen’in konuşması ardından kürsü salonda bulunup söz isteyen herkese 3’er dakikalık söz verildi.

İlk sözü alan Hasip Kaplan: Aslında konuşulacak her şey konuşuldu da demokrasi için neden bir araya gelemiyoruz? Burada açık açık konuşmalıyız Rakka’da İŞİD’in yanında mı duracağız, kadın gerillaların yanında mı? OHAL bu hal nefes aldırmazken herkes içeri alınmış ya da sırasını beklerken biz ne yapacağız? 100 yıldır bu ülkede süren zulmü unutmadan demokrasi için mücadele verilirken karamsarlık tohumlarını ekmeye kimsenin hakkı yoktur. Umudu yeşerteceğiz, dipten gelen bir dalga lazım. Sivil inisiyatiflerin, bizlerin 2019 seçimlerine de giderken bir arada düzene çomak sokmalıyız. Şu Beyoğlu’nda bir düzgün aday olsa Gezi’nin hatırına, bize bir Ekmelettin daha kakalamasalar.” dedi.

Siyasi partilerden HDP adına söz alan Ayhan Bilgen de “Ne yapmalı? Sorusuna faşizmle ilgili ünlü bir sözü hatırlatarak başladı: “Aslında kimse faşizmi istemez ama istedikleriniz bir gün faşizme çıkar.”

“Bugün bu sorun ve tehdidin karakteri nedir? Biz nasıl bir zemin inşa edersek o tehdidi yıkmayı başarabiliriz? Biz gerçekten durduğumuz yer itibarıyla bunu sonuna kadar savunabilecek durumda mıyız? Sağ otoriter kuşatmalar bizi de esir alacak mı? Eski Yunan felsefesinde, gökteki yıldızlara bakarken çukura düşmek, ifadesi vardır. Evet seçim önemlidir ama içinde bulunduğumuz koşulları takvimlemeye gücümüz yeterse, zemini doğru tespit ve tarif edersek, kirlenmiş siyasetin mekanizmaları ve hastalıkları bizi de kuşatmaya başlar. Bu demokratik zemini şimdiden herkes içselleştirmeye başlamazsa, netlik koyulmazsa faşizmi istemediğimiz halde onun kendini yeniden yeniden üretmesine fırsat veririz. Rosa Lüksemburg’un sözleriyle: Devrimler kendilerine asla bir müdür atanmasına izin vermezler. Kim ne yapabilir sorusunu sormalıyız.” dedi.

İnsan hakları savunucularının avukatlarından Erdal Doğan’da söz alarak: “İki fay hattı vardı, seçilmişler ve gazetecilerin göz altı ve tutuklamalarıyla başlayan ve ikinci fay hattı Büyükada’da insan hakları temsilcilerinin gözaltıyla başlayan süreç ve Osman Kavala ile insan hakları örgütlerinden sonra sıranın sendikalarda olduğunu ön görmek zor değil. Burada amaç tam da işaret edilen bu dipten gelen dalgayı kırmak, hedef alınanı tam da bu oluşumla örüntülü görüyorum. Türkiye bu hak gasplarıyla Batı’dan ayrılıp Ortadoğu cehennemine sürükleniyor.” dedi.

Disk Gıda İş’ten Seyit Aslan: Aramızda direnişte olan cam işçileri var saygıyla selamlıyorum. 16 yıllık tahribatı emek hareketinden bağımsız düşünemeyiz. İktidar zora dayanarak kendini sürdürmektedir. Bir arayış var. Birlikteyiz.” Dedi.

Forumda söz alanalar arasında CHP PM üyesi Turhan Hançerli, SYKP Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları, Ali Öztürk Köz Gazetesi, Prof. Dr. Çoşkun Özdemir, Bursa Demokrasi Platformu sözcüsü Müslim Sarı, işten atılan Cam İşçilerini temsilen Şaban Koçak, Halk Evleri Çağla Akdere gibi isimler söz aldı. Çalışmaların tüm yurdu kapsayacak şekilde örülmesi gerektiği fikri ön plana çıktı.