Artı Gerçek

Havamızı, suyumuzu, toprağımızı kömür karasına çeviren şirketleri finanse edenler: Yapı Kredi ve Garanti Bankası

İtalyan Unicredit ile ortaklığı bulunan Yapı Kredi ve İspanyol BBVA ile ortaklığı bulunan Garanti Bankası’nın bugüne kadar kömürü nasıl finanse ettiğini biraz mercek altına alalım.


Türkiye’de yaklaşık iki yıldır ekonomik kriz ve krizin etkileri konuşuluyor. Krizin en fazla etkilediği sektörlerin başında tamamen kontrolsüz, plansız ve programsız büyüyen inşaat ve enerji sektörlerinin geldiği herkesin malumu. 

Bu iki sektörün hormonlu ve kontrolsüz büyümesinin bu alanlarda faaliyet gösteren şirketlere kredi veren bankaları etkisi altına aldığı da herkesin malumu olan diğer bir gerçek. 

Türkiye’deki bankaların bu iki sektörden kaynaklı biçimde kredi geri ödemelerinde sıkıntı yaşadığı, bu sıkıntının giderek arttığı, sıkıntının giderilmesi için de farkı formüller üzerinde çalışıldığı bir süredir gündemde.

Zaten, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) malumu ilan etti bile. 

BDDK, bankacılık sektöründe takip hesaplarına aktarılması gereken ve ağırlıklı olarak inşaat ve enerji sektörlerine kullandırılmış toplam 46 milyar liralık kredinin tespit edildiğini açıkladı. Bu 46 milyar liralık kredi bankaların bilançolarında batık hanesine yazılacak.

Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın, bir anlamda bu veriyi teyit ederek, 46 milyar liranın yüzde 50’sinin enerji ve inşaat sektörüne ait krediler olduğunu, 46 milyar lira içinde enerji sektörünün payının ise yüzde 20’ler civarında tahmin edildiğini belirtti. Bu verilerin ortaya çıkmasının ardından Reuters, iktidarın bankaları batık kredileri üstlenmeleri ve kredi vermeleri yönünde zorladığını kaydetti.

Mevcut durumu enerji sektörü açısından biraz netleştirelim.

Bu yazıda kömürlü termik santral yatırımı yapan ve özellikle de aslında kapatılmaları gerekirken özelleştirmeler eliyle ömrünü tamamlamış kömürlü termik santralleri satın alan şirketlerin kullandığı kredilere mercek tutmaya çalışacağım.

Ufak parantez açarak konuya devam edelim. Geçen haftaki BM İklim Eylem Zirvesi küresel gündemin ilk sıralarında yer aldı. Burada yapılan en önemli duyurulardan biri Yunanistan’dan geldi. Yunanistan, 2028 itibariyle ülkedeki tüm linyit kömürü santrallerini kapatacağını açıkladı. Almanya, daha önce açıkladığı 2038’e kadar kapatma kararını yineleyerek, Kömür Sonrası Enerji Küresel İttikafı’na katıldığını duyurdu. Almanya Çevre Bakanı Svenja Schulze, kömür enerjisinden vazgeçilmesini, “iklimi korumanın temel unsuru” olduğunu söyledi. 

Zirvenin belki de ne önemli notlarından biri, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in iklim kriziyle mücadelede doğrudan kömüre atıf yaparak, 2020’den itibaren yeni kömür santrali yapılmamasını gerektiğini söylemesi oldu. Guterres’in, “En büyük maliyet, ölmekte olan fosil yakıt endüstrisini sübvanse etmek, git gide daha fazla kömür santrali inşa etmek ve neyin net olduğunu inkar etmek… Derin bir iklim çukurundayız, dışarı çıkabilmek için yerin altını kazmayı bırakmalıyız” sözleri dikkat çekiciydi.

Yaşadığımız iklim krizinin en büyük sebeplerinden biri olan kömür ve kömürlü termik santral yatırımlarına son verilmesi konusunda artık dünya mutabık. Kömürün çevreye, insan sağlığına ve diğer canlılara yönelik olumsuz etkilerinden, kömürün çıkarılmasının ve kullanılmasının giderek nasıl daha maliyetli hale gelişinden, bu sektöre Türkiye'de verilen teşvik ve alım garantilerinin bir an önce sona erdirilmesi gerektiğinden daha önce çokça bahsettim.

İnsana, doğaya ve çevreye doğrudan olumsuz etkilerinin yanı sıra artık bu kömürlü termik santrallerin ekonomiye de doğrudan olumsuz etkisi var. 

Birtakım şirketler bu kömürlü termik santral yatırımlarını yapıyor, peki ya kreditörler? Kim fonluyor bu şirketleri? Doğamızı, havamızı, suyumuzu yok eden bu şirketlere kim arka çıkıyor? Bu kirli yatırımları kim destekliyor? 

20 Eylül’de gerçekleşen Küresel İklim Grevi'nden bir gün önce, Avrupa’da enerji konusunda çalışan Urgewald, Avrupa İklim Ağı’nın (CAN Europe) da dahil olduğu 30 sivil toplum kuruluşu ile birlikte, kömür sektöründe faaliyet gösteren şirketleri içeren küresel ölçekteki en kapsamlı veri tabanı olan “Küresel Kömürden Çıkış Listesi”ni (Global Coal Exit List) yayınladı.

Liste, Paris Anlaşması’nda belirlenen hedeflere ulaşmak için finans dünyasının arkada bırakması gereken 746 şirkete işaret etti. Bu şirketler arasında Türkiye’den 17 şirket yer alıyor.

Listede yer alan Türkiye merkezli şirketler şöyle: Bereket Enerji Üretim A.Ş., Çalık Enerji, Çelikler Holding, Ciner Group, Diler Holding, Doğanlar Yatırım Holding A.Ş., Ege Trade, Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ), Eren Holding, Hattat Holding, IC İbrahim Çeçen Yatırım Holding, Kolin Group, Limak Energy, OYAK Birleşik Enerji A.Ş. (BİREN), Polyak Eynez Enerji Üretim Madencilik, Teyo Yatırım ve Dış Ticaret, Yıldırım Group…

Bu şirketlerin kendilerinin yatırım yaptığı ve özelleştirmeler yoluyla sahip olduğu kömürlü termik santrallerin elbette başka bankalar da olmak üzere, önemli bir kısmının iki banka üzerinden fonlandığını söylemek mümkün.

İtalyan Unicredit ile ortaklığı bulunan Yapı Kredi ve İspanyol BBVA ile ortaklığı bulunan Garanti Bankası’nın bugüne kadar kömürü nasıl finanse ettiğini biraz mercek altına alalım.

Yapı Kredi Bankası, Yeniköy, Kemerköy, Yatağan, Çatalağzı, Kangal, Çan II termik santrallerinin özelleştirmelerini finanse etti. Ayrıca Tufanbeyli Termik Santrali’nin de finansmanını üstlenen bankalar arasında yer aldı. 

Yapı Kredi, yedi kömür santrali dışında dört doğal gaz santralini, bir doğal gaz dağıtım şirketini, 11 elektrik dağıtım şirketini, bir rafineriyi, 18 HES projesini, yedi RES projesini, iki jeotermal projesini, iki altın, bir nikel madenini de finanse etti. Ancak, bu yazıda kömür odağında kalacağım için diğerlerinin detayına girmeyeceğim. 

Gökova Körfezi’nin ortasında yükselen Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin özelleştirmesinde Yapı Kredi düzenleyici banka olarak yer aldı. Hatta Yapı Kredi, bu özelleştirme finansmanıyla “Bonds&Loans Yılın Doğal Kaynak Finansmanı Ödülü”nü kazandı. Daha önce EÜAŞ’a ait olan Kemerköy ve Yeniköy özelleştirmeleri, Aralık 2014’te altı bankanın konsorsiyumuyla gerçekleşti. Termik santraller, IC İçtaş ve Limak Enerji tarafından alındı, IJ Global Infrastructure Journal and Project Finance Magazine verilerine göre, konsorsiyum 4,902 milyon dolar borçlandı. Bu, 2014’te küresel seviyede enerji sektöründe gerçekleşen beşinci en büyük şirket birleşmesi olarak kayıtlara geçti.

Daha önce EÜAŞ’a ait olan Muğla Yatağan’daki termik santralin özelleştirmesini Yapı Kredi, Halkbank ile birlikte üstlendi. Şu anda Türkiye’nin en borçlu enerji şirketlerinden olan ve geçen yıl bankalarla kredi yapılandırma masasına oturan Bereket Enerji, 2014’te santrale ait tüm varlıkları ve işletme hakkını devletten 1.1 milyar dolara kardeş şirketi Elsan Elektrik üzerinden aldı. İşin ilginci, Yapı Kredi’nin Bereket Enerji’nin termik santrallerini finanse etmesine dair bilgiler bankanın internet sitesinde artık görüntülenemiyor.

Bereket Enerji ile ilgili gelişmelere şu iki yazıda yer vermiştik.

Uzmanlara göre, Bereket Enerji projelerinin finanse edildiğinin gizlenmesinin nedeni Yapı Kredi’nin Bereket’ten kaynaklı risklerini gizleme isteği olabilir. Geçen yıl Bloomberg, enerji firmalarının aldığı kredilerin en az 6,1 milyar dolarının yeniden yapılandırma içinde olduğunu, bunun 4 milyar dolarını, enerji santrallarını elden çıkarmak isteyen Bereket Enerji'nin borçlarının oluşturduğunu yazmıştı. 

Sivas’taki Kangal Termik Santrali’nin özelleştirmesini Yapı Kredi, Garanti, İş Bankası, Vakıfbank, Ziraat, Halkbank finanse etti. Önceden EÜAŞ’a ait bu santrali Konya Şeker aldı. Konya Şeker bu özelleştirme için 1,018 milyon dolar borçlandı. 

Aralık 2018’de devreye alınan Çanakkale’deki Çan II Termik Santrali’nin finansmanını Yapı Kredi ve Halk Bank birlikte üstlendi. Odak Enerji, kardeş şirketi Çan Kömür ve İnşaat üzerinden, 136.77 milyon dolar borçlandı. Bu santrale karşı açılmış pek çok dava devam ediyor. Kazdağı Dayanışması Avukatı Ali Furkan Oğuz, bu santralin Avusturya’daki başka bir santralden sökülen parçalarla yapıldığını söylemişti. 

Daha önce EÜAŞ’A ait olan Zonguldak’daki Çatalağzı Termik Santrali 2014’te Yatağan’ı satın alan yine Bereket Enerji tarafından satın alındı. Yapı Kredi tarafından bu özelleştirmeye dair de bilgiler gizlenmiş görünüyor. Özelleştirme anlaşmasının detaylarına ilişkin veri yok. Daha önce banka yöneticileri tarafından verilen bir röportajda “Yatağan, Çatalağzı, Yeniköy ve Kemerköy tesislerinin finansmanında yer aldık” denilmişti.

Sabancı Holding ve EoN ortaklığındaki EnerjiSa yatırımı olan Adana’daki Tufanbeyli Termik Santrali’nin finansmanını üstlenen bankalardan biri Yapı Kredi’nin ortağı Unicredit oldu. 2016’da açılışı Erdoğan tarafından gerçekleştirilen santral, Türkiye’nin New York’ta Paris Anlaşması’nı imzaladıktan bir gün sonra devreye alındı. Termik santral için EnerjiSa’nın yarısını satın alan Avusturyalı Verbund ve Sabancı Holding, toplamda 1,209.90 milyon dolar borçlandı. 

Bunların yanı sıra Garanti Bankası’nın özelleştirmesini ve/veya yatırımını finanse ettiği termik santraller var. Garanti Bankası ve ortağı BBVA ile 10 termik santrali finanse etmiş görünüyorlar. 

Garanti Bankası yukarıda bahsettiğimiz Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin yanı sıra Kangal Termik Santrali’nin finansmanında yer alan bankalar arasında.

Bunların dışında şu an izin sürecinde olan Adana’daki Yumurtalık Termik Santrali ve Zonguldak’taki ZETES III Termik Santrali yine Garanti Bankası’nın finansmanında yer aldığı termik santraller içinde bulunuyor. 

Şu an işletmede olan Silopi’deki Ciner Grubu’na ait Silopi Termik Santrali, Aksa Enerji’ye ait Bolu’daki Bolu Göynük Termik Santrali, İskenderun’daki Diler Grubu’na ait İskenderun Termik Santrali, Çelikler Holding’e ait Kütahya’daki Seyitömer Termik Santrali, İzmir’deki İzdemir’e ait İzdemir Termik Santrali diğer fonlanan projeler arasında.  

Türkiye’de topyekün hepimizin geleceğini karartan, suyumuzu, havamızı, toprağımızı, doğamızı kömür karasına çeviren, sağlığımızı tehlikeye atan, iklim krizini tetikleyen, kömürden vazgeçin çağrılarını kulak arkası eden şirketlerle, Küresel Kömürden Çıkış Listesi’nde Türkiye’den yer alan şirketler arasında büyük bir senkronizasyon var. Bu geleceğimizi karartan şirketleri fonlayanları da elimizdeki bilgiler çerçevesinde biraz olsun netleştirmeye çalıştım. Sanırım daha buz dağının görünen yüzündeyiz. Gelecekte geleceğimizi karartanları çok daha fazla detaylandırmak üzere…

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…