2019 seçimleri ve Rusya faktörü

Rusya’nın Türkiye seçimlerinde şimdiye kadar nasıl bir rol oynadığı bilinmiyor. Ancak elde ettiği avantajlı durumun gidişatını, seçimler gibi bir süreçte şansa bırakmayacağı anlaşılıyor.


Hayri ARGAV


Referandumda 51.2 Hayır çıktı. YSK'ya çöreklenmiş bir yapı dedi ki evet çıktı. Devletin parası, uçağı her şeyi kullanıldı. Ona rağmen başarılı olamadılar. Önlemini alacağız.” (14 Şubat 2018 Fox tv.)

Emin olun 16 Nisan günü sandıktan ‘Hayır’ı çıkarttık, 51.7 gerçek devlet rakamı ‘Hayır’dır. Sandıkları sağlam tutuk... Ama bir şeyi unuttuk, YSK’yı çaldılar, sandığı çalamayınca.” (4 Mart 2018. İYİ Parti Çanakkale İl Başkanlığı Olağan Kongresi)

Bu değerlendirmelerin ilki CHP Genel  Başkanı Kılıçdaroğlu’na, diğeri ise İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ’a ait.

Açıklamalar hem propaganda hem de yeni dönemde buna “izin vermeyeceğiz,” mesajlarını taşıyor.

Bu ne kadar gerçekçi, seçmene ne kadar güven veriyor, tartışılır. Kılıçdaroğlu’nun seçimlerden birkaç gün sonra yaptığı açıklama şöyleydi: “O gece sokaklarda silahlı adamlar dolaşıyordu. Sokağa çıksaydık kan dökülecekti.” Bu durumda yukarıdaki açıklamalar şunun itirafı gibi: İktidar partisi iktidarını korumak için çatışmayı göze almıştı, bizler de “devletin bekası” adına teslim olduk!..

Bir yıl öncesine göre bugün Türkiye çok daha karmaşık ve belirsizlik içinde. İktidar ve muhalefeti birbirinden ayırt etmek zorlaştı. Çünkü “milli”lik karşıtı gözükmemek için CHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi iktidar partisinin ardına dizilmiş durumdalar. Bugün Afrin, yarın neresi olur bilinmez. Gözüken o ki, “milli”lik ölçüsü yükselerek sürecek. Seçimlerin bu atmosferde yapılacak olması, HDP gibi partiler ve muhalif kimlikli seçmen üzerinde büyük bir baskı oluşturulacağını gösteriyor.

Süreçteki zorluk sadece bununla sınırlı değil; seçim işlerini yeniden düzenleyen yasa dün meclisten geçti. Ve toplumda daha şimdiden seçimlerin “bir formalite” olacağına dair büyük bir kaygı oluşmuş bulunuyor. “Bu sefer oyları çalmalarına izin vermeyeceğiz,” diyen muhalefet partileri bu süreci nasıl denetleyecekler, bu, belirsiz.

Kaldı ki sorunun büyüğü geride; Rusya faktörü. Rusya son yıllarda Türkiye iç siyasetinde etkisini artırmış durumda. Bu koşullarda seçimlere ilgisiz kalmayacağı kesin. Nasıl bir rol üsleneceği ise bilinmiyor. 2019 seçimlerinin Türkiye’nin yazgısını belirleyecek önemde olduğu dikkate alınırsa Rusya sorunu daha büyük bir ivedilikle öne çıkıyor. Konumuz da zaten bu.

Küresel güç savaşında Rusya yükselen bir konumda. ABD’yi kendi evinde vurdu. Amerikan seçimleri ve dolaysıyla da Trump üzerinde “güvensizlik” bırakmayı başardı. Prestij kırılması yaşamamak için ABD, Putin’in bıraktığı bu gölge altında bir dönem yaşamak zoruna gibi. Ama böyle yaşayamayacağı da bir gerçek. Yakın gelecekte neler olur, onu kestirmek zor. 

Rusya’nın gölgesi kuşkusu, 24 Eylül 2017 tarihinde Almanya’da yapılan seçimler üzerinde de dolaşıyor. İlk defa seçime giren ve yüzde 13 gibi büyük bir oy alan aşırı sağcı AfD’nin bu durumuna kuşkuyla bakılıyor. Bu işin arkasında Rusya’nın parmağını arayanlar giderek çoğalmakta.

Örnekler çoğaltılabilir. Ama biz konuyu Türkiye’ye getirelim: Rusya Türkiye’de yapılacak seçimlerde de benzer veya daha açık rol oynar mı?

Jeo-stratejik açıdan Türkiye bugün Rusya için tarihte hiç olmadığı kadar önemli:

  1. Rusya bölgede 1950 öncesi bir etkinlik sağlamış bulunuyor. Sovyetler Birliği 1952’de Türkiye’nin Nato üyeliği ve 1955’te de Türkiye-Irak-İran-Pakistan’nın katılımıyla kurulan Bağdat Paktı (CENTO) ile iyice kuşatılmış ve Ortadoğu’dan yalıtılmıştı.  Bu tablo bugün tersinden yaşanıyor: Bağdat Paktı’nın (Pakistan hariç) diğer üyeleri Rusya ile ilişki içinde bulunuyor. Iran-Irak-Suriye-Türkiye ile bu işi tamamlamak, ABD’yi Sünni Arap dünyasına hapsetmek istiyor. (Rusya ve  ABD’nin Kürt politikası da bu genel stratejik konsept içinde ele alınırsa sağlıklı sonuçlar çıkarılabilir.)
  2. Rusya tarihinde hiç olmadığı kadar bugün Türkiye’de kabul görmüş bulunuyor. Rusya ile stratejik işbirliğini savunan bir iktidar en azından son yüzyılda yok.
  3. Nato üyesi bir Türkiye’yi kazanmanın etkisi, sadece bölgesel koşullarla sınırlı kalmayacak, başta ABD olmak üzere AB ve Nato büyük bir sarsıntı geçirmiş olacak. Bu da Rusya’nın başka alanlarda da onlarla savaşımını kolaylaştıracak.

Bunun farkına vardığından beridir ki Rusya, Türkiye’deki iktidarı yakın korumaya aldı. Bir kaç başlık altında bunu da toplayalım:

  • AK Parti iktidarını korumak için 15 Temmuz darbe kalkışmasını Rusya açığa çıkarttı ve süreci birlikte yönetti.
  • Ortadoğu’da dışlanın Türkiye’yi Astana’daki görüşmelere katarak hem iktidara nefes aldırdı, hem de Suriye düzeyinde de olsa Ortadoğu’dan bütünüyle izole olmasını önledi ve eski Bağdat Paktı bölgesinde bugün tersine esen rüzgarla birleştirdi; Iran-Irak-Suriye ile saflaştırdı.
  • Ve Afrin’i feda etmekten çekinmedi.

Rusya’nın önceki seçimlerde nasıl bir rol oynadığı bilinmiyor. Bilinen şu ki, büyük zorluklarla elde ettiği böylesine avantajlı durumun yazgısını, seçimler gibi bir süreçte şansa bırakmayacağı.

Erdoğan “milli ve yerli” deyince CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi’nin dizlerinin bağı çözülüyor. Bu nasıl “milli ve yerli”lik ise AK Parti, Türk ordusundaki hareketliliği Rusya’dan öğreniyor. Tarih tekerrür mü ediyor: ABD’nin 1950’lerde Türk milliyetçileriyle kurmuş olduğu ilişkiyi, bugün Rusya’mı kuruyor?

İktidar ve birbirileriyle “milli ve yerli”lik yarış içinde bulunan muhalefet partilerinin sürece bir de bu açıdan bakmaları gerekiyor.