‘15. günden itibaren tarihe tanıklık ettiğimi anladım’



Artı Gerçek

Ekrem İmamoğlu’nun basın ekibi ilk kez konuştu. Altı aylık tanıklığını paylaştı: İlk pazara gittiğimiz günlerde önden bir arkadaşımız onu tanıtıyordu.


Fatma YÖRÜR


ARTI GERÇEK - Ekrem İmamoğlu’nun yoğun çalışma mesaisinde onu bir an bile yalnız bırakmayan basın ekibi aynı zamanda bir tarihe tanıklık ediyor.

İmamoğlu, Aralık 2018’de CHP’den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak tanıtıldı. Eleştiriler onun bilinmeyen bir isim olmasına dönüktü. Bekleneden hızlı bir yol kat etti. Ona bu yolda eşlik eden basın ekibi tanıklığını bizimle paylaştı.

Ekrem İmamoğlu basın ekibi üyesi Cahit Yüce “Ben kampanyanın 15. Gününden itibaren tarihe tanıklık ettiğimi anladım.” dedi. Zilan Karakurt’sa “Ben şahsen Ekrem Bey’i uzun süredir tanıdığım için zaten bu potansiyeli biliyordum ve aslında bu filmin sonunu da biliyordum.” dedi.

‘BİLİNMEYEN İSİM’DEN ‘TÜRKİYE’NİN YENİ LİDERİ’NE

İmamoğlu’nun seçim sürecini başından itibaren takip eden bir gazeteci olarak sürecin ne denli hızlı dönüştüğüne şahidim. Soru işretleri ve merak dolu bakışlar birkaç ay gibi kısa sürede artık hayranlık dolu bakışlara dönüştü.  

‘Bilinmeyen isim’den, ‘Türkiye’nin yeni lideri’ olarak tanımlanan süreçte İmamoğlu’nun yol arkadaşları kendi basın ekibi oldu. Onlar iletişim fakültesi mezunu ve yıllarca gazetecilik mesleğine emek vermiş isimler. Bir kameraman, bir fotoğrafçı, bir muhabir, bir kurgucu ve sosyal medya ekipleri... Sabah akşam çalışıyorlar. Ekrem İmamoğlu’nun her anını takip ederek oluşturulan basın ağına bilgi ve görselleri anı anına geçiyorlar.

Bu sürecin kendiliğinden geliştiğini belirten ekip üyeleri bu yolla medya ablukasını da kırdıklarını düşünüyorlar. Onlara göre iki gece İmamoğlu’nu ‘aday’dan ‘lider’e taşıyan eşikler: Seçim gecesi ve seçimin iptal olduğu gece.  Bu iki performans İmamoğlu’na güven ve umudu arttırdı.

 ‘İLK PAZARA GİTTİĞİMİZ GÜNLERDE ÖNDE BİR KİŞİ ONU TANITIYORDU’

Ekip üyelerine kampanya başında neler yaşandığını soruyoruz. Zilan Karakurt kampanyanın ilk günlerinden örnek veriyor:

“Biz ilk pazara çıktığımız zamanlarda önden bir arkadaşımız gider, ‘Arkadan gelen İBB adayımızdır. Adı Ekrem İmamoğlu’dur.’ diye tanıtırdı. Şimdi adım attığımız andan itibaren etrafında çok büyük bir kalabalık oluşuyor. Sizler de şahit oluyorsunuz.”

İlk seçim çalışmasına Bağcılar’dan başlamıştı İmamoğlu, ilk Bağcılarla son Bağcılar arasındaki fark neydi?

Karakurt: “İnanılmaz bir fark var. İlkinde de olumsuz tepkiler yoktu. Çok sıcakkanlı ve insanlarla çok iyi iletişim kurabilen bir insan ve ‘bagajı olmayan biri’ insanlar niye tepki göstersinler ki zaten. Sadece öğrenilmiş bazı kodlarımız var, ‘şu parti bu parti’ diye, onun üzerinden yüklenmeye çalıştılar. Ama onu tanıyanlar bence hangi görüşte olursa olsun en azından saygı duyuyorlar şu anda. İlk Bağcılar’da da ilgi vardı ama son Bağcılarda bir lider gibi karşılandı.”

‘ÇALIŞMALARIMIZ TV’DEKİ AMBARGOYU KIRDI’

İmamoğlu kampanyaya başladığında başta iktidara yakın medya organları olmak üzere, pek çok basın yayın organında yer bulamadı. İlk günden itibaren basın ekibi çalışmaları medyaya durmaksızın servis etti.

Zilan Karakurt:Burada Türkiye’deki basının durumunun çok ciddi etkisi var. Bir ambargo var bunu kabul etmemiz lazım.  O ambargoyu kırmak için sosyal medyayı biz oldukça kullandık. Ambargo olduğu için insanların ilgisini daha da çekti. O ambargo olması söylediklerinin merak edilmesi hissini uyandırdı insanlarda. Biz de o ilginin uyandığı noktalarda çalışmalarımızla önemli bir boşluğu doldurduk.”  

Günde en az üç, dört haberi video ve fotoğraflarıyla basına geçen ekipten Cahit Yüce nasıl çalıştıklarını anlattı:

“Tamamen doğaçlama gelişti her şey. Biz bir haber ajansı mantığıyla çalıştık bu da kendiliğinden gelişti. İşin öznesi olan İmamoğlu zaten bize haber için çok iyi ‘malzemeler’ veriyordu ki bize sadece onu mutfakta yoğurmak kalıyordu. Rakiplerimiz bülten geçerken, biz haberi hazırlayıp, haber geçtik.”

‘HABER AJANSI MANTIĞIYLA ÇALIŞTIK BÜLTEN DEĞİL HABER YAZDIK’

Yüce:Basınla hem yarıştık hem de birbirimizi tamamladık. Amacımız ulaşamayan, görmeyen kanalları beslemekti ama bir yerde artık ulusal medya da bizim haberlerimizden faydalandı. Biz her yerde oluyorduk 7/24 her yeri yansıtıyorduk. Bir haber merkezinin yoğunluğunda çalıştık ama bir haber merkezi kalabalığında değildik. Biz 10-12 kişilik bir ekibiz. Ben mütemadiyen yazan adama dönüştüm. Herkesin bir görevi vardı ama yetişemediğimiz yerlerde birbirimize destek verdik. Birbirimizi tamamladık.

Ben kendimi birden bire kampanyanın içinde buldum. Benim Ekrem Bey’i önceden de tanımıyordum. Bu süreçte tanıdım sevdim yani dedi ya ‘Beni tanıyan herkes sevecek’ dedi. Ben de sevdim. Zaten sevdiğimiz için bu kadar özverili çalıştık. Benim kızım bana ‘tipini unuttum baba’ dedi. Ama bu süreçteki tarihe tanıklıktan güç aldık.

Ben kampanyanın böyle 15. gününden itibaren tarihe tanıklık ettiğimi anladım. Ondan sonra başka bir motivasyonla çalışmaya başladık.”

‘BİR KARTOPU GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE ÇIĞA DÖNÜŞTÜ’

Bu yoğun mesaide aileler, eşler, sevgililer onların tepkisi ne oldu?

“Onlarda bu tarihi sürecin farkındalar, bu bireysel bir mutluluk değil toplumsal bir mutluluk. Çünkü sokaktayız insanların yüzlerindeki umudu mutluluğu görüyoruz. Otobüslerin peşi sıra koşuyorlar. Yaşlılar, engelliler, çocuklar koşuyor. Böyle bir sürecin parçası olduk ve aileler de bu sürecin farkında.”  

Unutamadığınız an neydi bu süreçte?

Yüce: “Bu işin tamamı unutulmaz oldu. Tek bir şey seçemem. Tarihe tanıklık, ölü toprağı serpilmiş bir toplumun dirilişi, bir kartopunun çığa dönüşü. Bu da Ekrem İmamoğlu’nda somutlandı. Buradaki tarihi konuşma benim hala tüylerimi diken diken ediyor.”

Röportajı Beylikdüzü Yaşam Vadisi’nde yaptık. Vadide aynı noktada İmamoğlu seçimin iptal edildiği akşam konuşma yapmıştı. Yüce bu anı kastederek İmamoğlu’nun ‘Umut burada’ sözünü hatırlattı.   

Ekrem İmamoğlu ile beş yıldır çalışan Zilan Karakurt: ”Benim için Sultanbeyli’deki Maruze Teyze diyebilirim. İlk karşılaşmamız. Başta olumsuz gibi gözükse de aslında Başkanın tanınmasında ve kendini anlatmasında önemli bir katkısı oldu. Muhafazakar kesimlerin de Başkan’ın sözlerinin dinlenmesinde ve nasıl bir insan olduğunu anlatmasında önemli katkısı oldu.”  

‘SEÇİM İPTALİNİ HİÇ BİRİMİZ BEKLEMİYORDUK O KONUŞMA SİYASİ TARİHİMİZDE YERİNİ ALDI’

Seçim iptal akşamı nasıl gelişti?

Karakurt: O akşam beklenmeyen bir durumdu. Kimse seçimin tekrarını beklemiyordu biz de beklemiyorduk. Nasıl olsa bir şekilde bu kabullenilecek ve bitecek diye düşünüyorduk. Ama öyle olmadı, dolayısıyla önceden hazırlanılmış, planlanmış bir şey değildi. Bu konuda toplantılar şöyle olsun böyle denilsin diye yapılmadı. Tamamen spontane gelişti. O konuşmanın etkisi zaten tamamen o anki duygularla yapılmasından oldu. Samimi hisleriydi. Ben de orada çalışırken aslında oturup izledim. Çok etkileyiciydi. Bence Türkiye siyasi hayatında önemli konuşmalardan biridir. Başkanın kariyeri anlamında da bence önemli bir konuşmaydı. Tonları, dozları çok iyi ayarlanmış, haksızlığı çok iyi anlatan ama umut da veren çok önemli bir konuşmaydı.

Zaten o geceden sonra İstanbul gönüllüleri ve Ekrem İmamoğlu gönüllülerinde inanılmaz bir artış oldu. Bu da orada verdiği umudun karşılığı olarak görülebilir aslında.”

‘İŞİN SIRRI SAMİMİYET VE BİRLEŞTİRİCİ SÖYLEMDE’

Altı ayda Ekrem Bey’in peşine bu kadar insanı takabilmesinde sırlar neydi sizce?

Zilan Karakurt: “Samimiyet. Hangi görüşten olursa olsun insanların ötekileştiren kutuplaştıran dilden bıkmış olduğunu düşünüyorum. Siyaset neticede bir görev ifa etme insanlara hizmet sunma, insanları böyle ayrıştırmaya hiç gerek yok. Belki de bu bir strateji ama topuma çok büyük bir zarar verdiğini düşünüyorum. Başkanımızın bir sözü var ‘Kazanmak için her şey mubah değil’ aynı fikirdeyim. Bu toplumun bir arada yaşama kültürünü çok fazla kurcalamamak gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla o kutuplaştırıcı dilden ne kadar uzaklaşırsanız ne kadar kucaklarsanız herkesin yaşamına görüşüne ne kadar saygı duyarsanız zaten ilgi görüyorsunuz.”